Rahatsız Eden Arkadaş: Korkulan Bir Dostluğun Hikayesi

Bugün günlüğüme yazmak istedim çünkü içimi dökmek, yaşadıklarımı kağıda dökmek istiyorum. Her zaman içine kapanık bir insan oldum, kalabalıktan çok yalnızlığı sevdim. Evlenince, eşim Ömer’de her şeyi buldum: sıcaklık, anlayış, destek. İkimizin küçük dünyasında mutluydum. Arkadaşlarım az ama özdü; iki yakın arkadaşımla farklı şehirlerde yaşıyor, ara sıra konuşuyorduk. Samimi ve derin bir bağdı bu, bana yetiyordu.

Ama bir de o vardı. Leyla.

Nasıl hayatıma girdiğini hâlâ anlamıyorum. Tesadüfen tanıştık, sohbet ettik, numaralarımızı aldık. Önce masum bir arkadaşlıktı; bayram tebrikleri, küçük iyilikler, ilgi… Leyla, hayatıma sessizce sızdı. Ayrılmaz bir düğüm oldu ama o zamanlar bunu fark etmedim. Sonra anladım ki yollarımız ayrı. Farklı bir dünyanın insanıydı, arkadaşlarımla birlikteyken yaptığı laubali hareketler beni utandırıyordu. Şakalarından sonra çıkan sessizliği hemen konuşarak ya da gülerek doldurmak zorunda kalıyordum. Hep aynı cümleyi tekrarlardım: “Leyla’nın kalbi temiz, insanı davranışlarına göre yargılamayın.”

Misafirim olduğunu hisseder gibi, tam o anda çıkagelirdi. İzin almadan. Elinde hep bir şişe şarapla. Evde içki içmeyenler bile olsa, fark etmezdi. Ve her seferinde bir nutuk çekerdi. Uzun, abartılı, beni neredeyse bir tanrıça gibi gösteren: “…biz Eda’yla aynı anneden doğmasak da aynı hamurdanız…” Utanç, rahatsızlık, tiksinti.

Ömer onu hiç sevmezdi. Karakter zayıflığımdan dolayı onun beni manipüle etmesine izin verdiğimi söylerdi. Onun abartılı sözlerine aynı büyüklükte ‘övgülerle’ karşılık verir, sonra da beni bu “saçmalık tiyatrosu”yla baş başa bırakırdı. Leyla yüzünden sık sık tartışırdık. Ben onu kibirle suçlardım, o da beni körlükle.

Ama asıl meseleye gelelim. Leyla 12 yıldır hayatımdaydı. Ve bu sürede hiç ciddi bir şey olmamıştı. Ta ki bir gün…

Doğum günümde bana naylon iç çamaşırı hediye etmişti. İlk günün sonunda vücudum kızarıklarla kaplandı. Alerji teşhisi kondu, sentetik kumaşlara karşı. O günden sonra sadece pamuklu giydim. O zaman bunu Leyla’yla bağdaştırmadım bile.

Birkaç ay sonra, hafif dalgalı saçlarım aniden kıvırcık oldu, keçeleşti, dökülmeye başladı. Çırpınırken, bana hediye ettiği tarakla bağlantısını anladım ve onu attım. Saçlarım yavaş yavaş düzeldi.

Sonra, cüzdanımdan büyük bir miktar para kayboldu. Tabii ki, Leyla’nın 8 Mart’ta hediye ettiği o çirkin cüzdanın içindeki… Ömer o gün ilk kez, “Böyle iğrenç bir cüzdanı kim alır ki?” demişti.

Kızım Elif, Leyla her geldiğinde rahatsızlanmaya başladı. Midesi bulanıyor, ateşi çıkıyor, kusuyordu. Ömer şaka yollu, “Elif’i Leyla hasta ediyor” derdi. Ben gülerdim. Hata ettim.

Kedimiz Pamuk, 7 yıldır bizimleydi, sakin ve uyumluydu. Bir gün iki günlüğüne evden uzak kaldık. Leyla, ona bakmayı teklif edip kediyi yanına aldı. Eve döndüğümüzde Pamuk bana saldırdı, omzumu kanattı. O günden sonra saldırganlaştı. Her tuhaflık yaptığında, “…Leyla’nın yanından geldikten sonra…” cümlesi havada asılı kalırdı.

Hâlâ anlamamıştım. Ta ki o ana kadar…

Leyla’yı uğurlarken, elim otomatik olarak kumandaya gitti ve apartman kamerasını açtım. Kamera gizliydi, aileden başka kimse bilmiyordu.

Ekranda gördüklerim: Leyla, kapımızın önünde çömelmiş, paspası temizliyordu. Sonra çantasından bir şey çıkarıp parmak uçlarında yükseldi ve onu kapı pervazının üstüne yerleştirdi. Gitti.

Donakalmıştım. Pervazın üstüne elimi attığımda, üç paslı iğne batırdı. Paspasın altında da tuhaf bir şekilde dizilmiş buğday taneleri vardı. Kimse göremezdi çünkü temizlikçi paspasın altını da silerdi.

İğneleri ve buğdayları bir kâğıda sarıp akşama kadar sakladım.

Ömer her şeyi dinledi ve 15 yıllık evliliğimizde ilk kez bana “aptal” dedi. Kırılmadım, hak etmiştim. Leyla’nın verdiği her şeyi topladı, takılarından kartpostallara kadar hepsini alıp şehrin dışındaki bir bbataklığa attı ve “Bir daha kimseye zarar vermesin” diyerek dua etti.

Rate article
Lifequest
Rahatsız Eden Arkadaş: Korkulan Bir Dostluğun Hikayesi