Kırık Hayaller ve Yılbaşı Mucizesi

Yıldız, Kemal’le bir yıldan fazladır görüşüyordu. Buluşmaları o kadar nadirdi ki, takvimde kırmızı kalemle bayram günleri gibi işaretlenebilirdi. Kemal, İstanbul’da yaşıyor, Yıldız’ın küçük bir kasabasına sadece iş için uğruyordu. Büyük hayaller kuruyorlardı ve bu Yılbaşında kimin kime taşınacağına karar vereceklerdi. Ancak aniden telefon çaldı. Yıldız irkildi—arayan Kemal’di!

“Merhaba, sevgilim,” dedi, telaşlı gününe rağmen sesini yumuşatmaya çalışarak.

Ama telefonun diğer ucundan keskin bir kadın sesi duyuldu:
“Merhaba, araya giren senmişsin!”

Yıldız dondu kaldı, tek bir kelime bile çıkmadı ağzından.

O gün her şey ters gitmişti. Sabah ofisten arayıp acilen yurtdışı ortaklarla sözleşme imzalamak için gelmesini istediler. Kimse Yıldız’ın kuaför randevusunu umursamadı. Genel müdür bir tatil beldesinde güneşlenirken, o suratını ekşitip birkaç sert laf mırıldandı, taksi çağırdı ve ofise gitti.

İş merkezinden çıkarken, arkadaşı Ayşe’den alması gereken elbiseyi hatırladı. Ayşe terzilik yapıyordu. Yılbaşı gecesi için aldığı elbise bir anda üzerinde torba gibi duruyordu. Yıldız, kumaşın kötü olduğunu değil, zayıfladığını düşünmeyi tercih etti. Ayşe’yi aradı:
“Ayşe, özür dilerim, elbiseyi unutmuşum!”
“Yıldız, neredeydin? Bir saattir seni arıyorum!” diye bağırdı Ayşe, istasyonun gürültüsünün arasından.
“Şu müdür yüzünden,” diye iç çekti Yıldız. “Peki elbise nasıl? Gelip alabilir miyim?”
“Yıldız, üzgünüm,” dedi Ayşe’nin sesi titreyerek. “İstasyondayız, tren yarım saate kalkıyor.”

Yıldız telefonu indirdi, umutlarının yıkıldığını hissetti. “Tamam,” diye düşündü, “elbisesiz, saçsız ama Yılbaşı yine de geliyor. Kemal yakında gelecek ve bu geceyi beraber geçireceğiz. Her şey o kadar da kötü değil.”

Yıldız, yirmi altı yaşına rağmen hâlâ romantik bir ruha sahipti ve mucizelere inanıyordu. Berbat bir günden sonra bile, Yılbaşı gecesinin ona sihir getireceğini umuyordu.

Telefon yeniden çaldığında, Kemal’in ismini görünce nefesini tuttu.
“Merhaba, sevgilim,” diyebildi sadece.
“Merhaba, araya giren!” diye kesildi kadın sesi. “Ailesini bırakıp seninle kalacağını mı sandın? Numarasını unut, yoksa pişman olursun!”

Telefon kapatıldı, Yıldız’ın kafası karıştı. Nadir buluşmalar, hafta sonları sessizlik, Kemal’in garip lafları—hepsi birleşip karanlık bir tablo oluşturdu. Sokakta yavaşça yürüdü, bir direğe yaslandı ve boşluğa baktı. “Araya giren” kelimesi çekiç gibi vuruyordu. Dünyası bir anda çökmüştü. Eski yıl giderken, inandığı her şeyi de alıp götürüyordu.

“Hanımefendi, iyi misiniz?” diye gür bir ses onu düşüncelerinden çekip çıkardı. Önünde beyaz yakalı kırmızı bir kaban giymiş, gür sakallı bir adam duruyordu.
“Hayır,” diye fısıldadı Yıldız, gözyaşlarını zor tutarak. “Siz kimsiniz?”
“Noel Baba, başka kim olacak!” diye güldü adam. “Haydi, arabaya geç, donacaksın!”

Kolundan tutup arabaya yönlendirdi. Yıldız şaşkınlıkla itiraz edemeden bindirildi. Araba hareket etti, o kendine gelince bağırdı:
“Durun! Beni nereye götürüyorsunuz? Çıkın!”

Şoför kenara çekip ona döndü:
“Yardım etmek istedim. Bir kafeye gidiyordum, sıcak çay ısmarlayayım dedim. Soğukta öylece duruyordun, kendinde değildin. Yeni yıl yaklaşıyor, ben de biraz Noel Baba havasındayım.”

Bu son cümle biraz garip olsa da, Yıldız aniden güldü. Kahkaha, o günün acısını yıkarcasına çıktı: bozulan elbise, iptal olan saç randevusu, Kemal’in ihaneti ve şu tuhaf “Noel Baba”.
“Özür dilerim,” dedi gözyaşları arasında.
“Bir şey değil,” diyerek gülümsedi adam. “Eski yıl giderken kötü her şeyi de alıyor. Her şey düzelecek. Mesela benim en iyi arkadaşım bu yıl kutlamayı reddetti. On beş yıllık gelenek—kediye yoldaş oldu! Hepsi yeni karısı yüzünden.”

Yıldız kendini birden hafiflemiş hissetti. Belki soğuk, belki bu garip karşılaşma, ama içindeki ağırlık dağılıyordu.
“Sizi bekleyen vardır,” dedi adam, kontağı çevirirken. “Nereye bırakayım?”
“Gidecek yerim yok,” diye buruk bir gülüşle cevap verdi Yıldız. “Evde kimse yok, elbiseyi alamadım, saçımı yaptıramadım. Özgür bir rüzgar gibiyim. Ne yapacağımı bile bilmiyorum.”
“O zaman Yılbaşını beraber mi kutlarız? Şirin bir kafe biliyorum, büyülü bir gece vaat ediyorlar.”
“Olur, sadece üzerimi değiştireyim,” dedi Yıldız. O gece yalnız kalmak istemiyordu.

Eve gidip hızlıca kıyafetlerini değiştirdi, arabaya gülümseyerek ve bir şeylerin değişeceği umuduyla döndü. Işıltılı süslerle bezeli kafede, adamı daha dikkatli inceledi.
“Neden Noel Baba kıyafeti giymiştiniz?” diye sordu gülerek.
“Ah, uzun ve komik bir hikaye,” dedi gülerek kabanını ve sakalını çıkarırken. “Bu arada, adım Hasan.”
“Yıldız,” diyerek elini uzattı. “Anlatın, Hasan. Bugün hiç komik bir şey yaşamadım.”

Hasan çay sipariş etti ve konHasan çaylarını yudumlarken, Yıldız’ın gözlerindeki hüznün yerini yavaş yavaş umut aldığını fark etti ve yeni bir başlangıcın ilk kıvılcımı, dışarıda sessizce yağan kar taneleri gibi yüreklerine düştü.

Rate article
Lifequest
Kırık Hayaller ve Yılbaşı Mucizesi