Geçmişin Gölgesi
“Sen olmasaydın şimdi insan gibi yaşıyor olacaktık!” diye bağırdı Murat, sesi öfkeden titriyordu, gözlerinde acı bir ifadeyle karısına bakıyordu.
“Yeter artık,” diye fısıldadı Ayşe, gözlerini kaçırarak. “Daha ne kadar bunu tekrarlayacaksın?”
“Anlayana kadar!” diye hıçkırdı Murat. “Her şeyi mahvettiğini itiraf edene dek!”
Evliliklerinin üzerinden neredeyse otuz yıl geçmişti.
Murat, bu apartman dairesine ilk geldiğinde, Ayşe’nin anne ve babasıyla karşılaşırken utangaç bir selam vermişti. O zamanlar yirmi iki yaşında, ince yapılı, taşradan çıkıp gelmiş, büyük hayalleri olan ama cebinde beş kuruşu olmayan bir gençti. Ayşe’nin babasının gözüne pek güvenilir görünmemişti.
“Şuna bir bak,” diye mırıldanmıştı baba. “Ne diploması var, ne düzgün bir işi, ne de birikmiş parası. Nasıl geçineceksiniz?”
“Ayşeciğim, düşün biraz,” diye eklemişti annesi. “Çocuklar olunca onları nasıl büyüteceksiniz? Acele etmeyin belki?”
“Geç oldu,” diye fısıldamıştı Ayşe, başını öne eğerek.
“Ne demek ‘geç’?” diye irkilmişlerdi anne babası.
“Çocuk bekliyorum.”
“Anlaşıldı,” diye kesmişti baba bir sessizliğin ardından. “Düğünü yaparız. Burada yaşayacaksınız.”
“Biz kiralık bir ev tutmayı düşünüyorduk,” diye itiraz etmeye çalışmıştı Ayşe, cesareti kırık.
“Niye?” diye ellerini çırpmıştı annesi. “Yerimiz var. Senin şimdi dinlenmen, iyi beslenmen lazım. Hayır, baban haklı: bizimle kalacaksınız.”
Genç çifte geniş bir oda verilmişti. İstedikleri gibi döşemelerine izin çıkmıştı. İlk zamanlar tek bir aile gibi yaşayacakları konusunda anlaşmışlardı.
“Bu evin tek hanımı var,” diye sertçe kesmişti baba. “Annem her şeyi düzenler. Siz,” diye kızına bakmıştı, “yemeğe ve kiraya ortak olacaksınız. Ne kadar? Annem hesaplar. Merak etmeyin, fazlasını istemez. Anlaştık mı?”
Ayşe ve Murat aynı anda başlarını sallamışlardı.
“Ve bir şey daha,” diye sesini daha da keskinleştirmişti baba. “Annenin sözü kanundur. Ne derse onu yapacaksınız. Anlaşıldı mı?”
“Anlaşıldı, baba,” diye aceleyle konuyu kapatmıştı Ayşe, Murat’ın rahatsız olduğunu görerek. “Her şeye razıyız. Bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.”
“Abartma,” diye yumuşamıştı baba. “Burası sizin de eviniz. MıhMurat, yılların birikmiş öfkesiyle pencereden dışarı bakarken, bir an için eski hayallerinin peşinden gitmeyi düşündü, ancak gerçeklerin ağırlığı altında tekrar iç çekti ve “Her şey senin yüzünden,” diye mırıldandı, sesi bu sefer daha kırık.




