Gelin Kapıyı Suratımın Önünde Kapatınca: Onların Hayatında Bir Yabancı Gibi Hissediyorum

Bugün günlüğüme içimi döküyorum. Beş yıldır evli olan oğlumun kapısından içeri bir kez bile adım atamadım. Gelinim Ayşe başından beri misafir sevmediğini söylüyordu. Altmış yaşındayım, adım Sevgi Yılmaz. İstanbul’da yaşıyorum ama aslen Bursalıyım.

Oğlum ve gelini şehrin merkezinde küçük bir apartman dairesinde yaşıyorlar. İkisi için yeterli bir yer. Biriktirip daha büyük bir eve geçmeyi planlıyorlar. Mantıklı görünüyordu, karışmadım.

Çocukları olana kadar fazla üstlerine gitmedim. İkisi de sabah akşam çalışıyordu, ben de müstakil evimle meşguldüm. Bayramlarda görüşür, ara sıra telefonlaşır olduk. Bu durum bana uygundu.

Derken her şey değişti. Ayşe hamileliği zor geçirdi, doğum sırasında neredeyse hayatını kaybediyordu. Hastanede yattığı günlerde yanında oldum, ihtiyaçlarını karşıladım. Tüm bunlardan sonra torunum doğduğunda bana kapılarını kapatacaklarını asla düşünmezdim.

Ayşe hamileyken, “Çocuğu kendi başımıza büyüteceğiz, yardım almayacağız,” demişti. Laf olsun diye söylediğini sanmıştım. Birkaç gece uykusuz kalınca yardım isteyeceğini düşündüm. Hele ki ben de genç bir anne olmanın zorluklarını bilirim…

Kendi annemin, oğlum Alper’i büyütürken bana nasıl destek olduğunu hatırlıyorum. Yemek yapar, temizlik yapar, çocukla parka çıkardı. Şimdi gelinimle aramızda soğuk bir mesafe var.

Torunumun taburcu olduğu gün çiçeklerle, hediyelerle gittim. Gözlerim dolu dolu oğlumu kucakladım, Ayşe’yi tebrik ettim. Ama beni eve bırakıp, “Dinlenmek istiyoruz, sonra görüşürüz,” dediler. Bir bardak çay bile ikram etmediler. Sanki bir kenara itilmiştim.

İlk ay kimseyi bebeğe yaklaştırmadılar. Ayşe, “Aile içi uyum süreci,” dedi. Anladım, bekledim. Ama aylar geçti, altı ay oldu, hâlâ beni içeri almıyorlar.

Sadece parkta görüşebiliyoruz. Ayşe bazen bebek arabasını verir, “Sen gezdir, ben çamaşırı halledeyim,” der. Dönünce kapıyı yüzüme kapatır. Bugüne kadar bir kez bile içeri adım atamadım.

Önce çok üzüldüm, kızdım. Sonra kabullendim. En azından torunumu görebiliyorum. Parkta onunla şarkılar söylüyor, geziyoruz. Sonra arabayı geri bırakıp vedalaşıyorum.

Bazen düşünüyorum, acaba bir hatam mı oldu? Yoksa Ayşe’nin bilmediğim sebepleri mi var? Ama bir açıklama yapmadı. Aramızda resmiyetten öte bir şey kalmadı.

Bugün de düşündüm: Genç bir anne olarak haklı olabilir mi? Yoksa bu bir saygısızlık mı? Benim yerimde olsaydınız ne yapardınız? Sanırım hayat bazen insana en çok sevdiklerinden uzak durmayı öğretiyor. Belki de sabretmekten başka çare yok.

Rate article
Lifequest
Gelin Kapıyı Suratımın Önünde Kapatınca: Onların Hayatında Bir Yabancı Gibi Hissediyorum