**Mutfakta İsyan: Düzensiz Bir Gün Aileyi Nasıl Değiştirdi**
“Yine bütün gün diziler mi izledin?” diye bağırdı Murat, eve hızla girip anahtarları sehpaya fırlattı.
Ayşe daha yeni kanepeye uzanmış, bir anlık nefes almak için sevdiği dizisini açmıştı. Bütün gün melekler kadar çalışmıştı: temizlik, çamaşır, ütü, kızıyla oyunlar… Akşama doğru ayakları şişmiş, nefes alacak hâli kalmamıştı. Sevgi ve şefkati yalnızca televizyondaki dizilerde görüyordu. Kocası ise balayından beri ona tek bir güzel söz söylememişti. Murat, sanki bütün sıkıntılarının sebebi oymuş gibi durmadan ona söyleniyordu.
“Ben bütün gün aşınızı, ekmeğinizi kazanmak için çalışıyorum, sen ise boynumda yüksün, bütün gün bu kutunun başına geçmişsin!” diye devam etti. “Annem senin tembel olduğunu söylemişti, ben de aptal, dinlemedim. Aile kurunca hayat kolaylaşır sanmıştım.”
Sözleri haksızdı, ama Ayşe sadece alaycı bir şekilde burun kıvırdı. Kaç kez ona gün içinde neler yaptığını anlatmaya çalışmıştı. Ama Murat ne parlayan zeminleri, ne düzenli katlanmış yığınları, ne de buzdolabında iki günlük yemek stoklarını görmüyordu.
“Niye susuyorsun? Diyecek bir şeyin yok mu? Hiç olmazsa yemeği ısıtsaydın! Tek düşündüğün şey bu diziler. Onları da senin gibi tembeller izler zaten. Benim annem olsa çoktan mutfakta tencere tava patlatırdı, ama sen kalkıp kaynanamla yaşamak istemedin!”
“Öyleyse annenle yaşayaydın!” diye çıkıştı Ayşe, televizyonun sesini açarak. “Karınla konuşmayı bilmiyorsan, kendi yemeğini kendin ısıt!”
Kavga etmek istemiyordu, yan odada kızı Elif uyuyordu. Ama Murat, ona öfkeli bir bakış fırlatarak mağrur bir tavırla odadan çıktı.
“Bunu sana unutturmayacağım!” dedi son bir kez.
Ayşe dizinin yarısını kaçırdı, odaklanamıyordu. Kalbi öfkeyle atıyordu. Nasıl olurdu? Murat ona evlenirken ne güzel iltifatlar ederdi, gözünün içine bakar, sözler verirdi. Şimdiyse sürekli kusur buluyordu. Ona “aptal”, “tembel” demesi, bıçak gibi yaralıyordu.
Aslında Ayşe mükemmel bir ev hanımıydı. Elif sık hastalanıyordu, bu yüzden onu üç yaşına kadar kreşe vermemeye karar vermişti. Doğum izninden sonra çalışmaya başlamayı planlıyordu ki kimse ona “boynunda yük” diyemesin. Ama kocasına ulaşmanın bir yolu yok muydu? Emeğini takdir etmesini, onu bir eş ve anne olarak saymasını nasıl sağlayabilirdi?
Ayşe düşündü. Hayal ettiği aile hayatıyla gerçek arasında dağlar kadar fark vardı. Onun istediği sıcaklık, destekti, bitmek bilmeyen azarlar değil. Daha dün Murat, Elif’le hastaneden dönerken onları sokakta görmüş, ne selam ne gülümseme… Tanımıyor gibi geçip gitmişti. Boşanmayı düşünmüyordu, çocuğuyla nereye gidebilirdi? Ailesi uzaktaydı. Ama böyle devam etmek de çok zordu.
Fatma’yla konuşmaya karar verdi. Arkadaşı iki yıl önce boşanmıştı ve şimdi özgürce yaşıyor, kimseye bağımlı değildi. “Keşke ben de öyle olabilseydim,” diye düşündü Ayşe, gözyaşlarını silerek. Murat’ın duymaması için pencere kenarına çekilip numarayı çevirdi.
“Fatma, merhaba! Nasılsın?” sesi titriyordu. “Yardımına ihtiyacım var.”
“Yine kocan mı yaptı yapacağını?” diye anladı Fatma.
“Sen her şeyi anlıyorsun, ama evde kimse beni anlamıyor,” diye iç geçirdi Ayşe. “Bütün gün temizlik, yemek, Elif’le ilgileniyorum—ama hiçbir şey doğru değil. Yerler parlıyor, yemek hazır, Elif tertemiz. Daha ne istiyor? Boş boş oturduğumu söylüyor. Hiçbir şey görmüyor mu?”
“Sadece senin onun için yaşamanı istiyor,” diye cevapladı Fatma. “Sen demirden değilsin, bütün işleri üstleniyorsun, yoruluyorsun. Bırak işten gelince yardım etsin—Elif’le gezsin, bulaşıkları yıkasın.”
“Ne diyorsun!” diye acı bir gülümsemeyle karşılık verdi Ayşe. “Ona göre ev işleri onun seviyesinin altında. Ben kendim hallederim, ama en azından bir kez şu evin ne kadar düzenli olduğunu fark etse! Yemeğini yer, ama tek bir iltifat yok. Bütün övgüler annesine, onun yemekleri de yenmez ki!”
“Anlat ona, gün içinde neler yaptığını söyle,” diye tavsiye etti Fatma.
“Bin kere denedim, dinlemiyor. Beni kızdırmaktan, sinirlendirmekten zevk alıyor. Ne yapacağım Fatma?”
“Bilirsin, ben onunla konuşurdum, ama benden nefret ediyor,” dedi Fatma. “Kendin onu biraz düşündürmelisin, sensiz ne kadar zor olduğunu anlasın. Sen hizmetçi değilsin, eşisin! Aklıma bir plan geldi, dinle!”
Ayşe dinledi ve gülümsedi:
“İşe yarar mı sence?”
“Hem de nasıl!” diye temin etti Fatma. “Harekete geç!”
Ertesi sabah Murat işe gidince Ayşe işe koyuldu. Eşyaları yerlere saçtı, Murat’ın temiz gömleklerini çamaşır makinesine attı, Elif’in oyuncaklarını evin her yerine dağıttı, masaya kirli tabakları dizdi. Elif şaşkın şaşkın annesine bakıyordu. Ayşe gülümseyerek:
“Hadi gidelim tatlım, Fatma teyzeye! Çizgi film izleyeceğiz!”
“Çiz”Çizgi film?” diye sevinçle atıldı Elif, annesinin elini tutarak kapıya yöneldi, o gün evde hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.




