Aşk, Kaynana ve Yapay Zeka

Aşk, Kayınvalide ve Yapay Zeka

“Anne, neden her seferinde benim Reyhan’la olan ilişkimi sabote etmeye çalışıyorsun?” Hakan’ın sesi öfkeden titriyordu ama kendini zor tutuyordu.

“Çünkü o sana göre değil, Hakan!” diye karşılık verdi Sevim Hanım, dudaklarını sıkarak kollarını göğsünde kavuşturdu.

“Kendini duyuyor musun? Reyhan’la birbirimizi seviyoruz! Bu boş laflar değil, gerçek bir his!”

“His mi?” diye tekrarladı annesi, gözlerini kaçırarak. “O his diye bir şeyden anlamaz. Sen de bunu çok iyi biliyorsun.”

“Hayır, bilmiyorum!” Hakan’ın sesi yükseldi. “Bana hep şunu söyledin: İyi, sadık, akıllı, evine bağlı birini bul. Peki? Reyhan güzel değil mi?”

“Güzel…” diye mırıldandı Sevim Hanım istemeyerek.

“Evimiz temiz mi? Temiz. Sana saygılı mı? Evet. Sana karşı tek bir kötü söz etmedi. Zeki mi? Benden bile iyi teknoloji ve edebiyat biliyor. Anne, sorun ne?”

“Sorun şu ki, oğlum, senin Reyhan’ın bir insan değil,” dedi kadın umutsuzlukla, koltuğundan kalkarken. Küçük sehpanın üzerindeki demlik ve gelinin özenle dizdiği kurabiyeler devrildi. “O bir ürün! Bir program! Bir mekanizma! Pürüzsüz bir ten ve parlak gözlerle kaplı metal ve teller!”

“Anne…”

“Beni kesme!” diye çıkıştı. “Bu… kadın… yaşlanmıyor, hastalanmıyor, kavga etmiyor! O zaten mükemmel olarak programlanmış! Çıkarılabilir göğüsler, güneş enerjisiyle şarj, dahili termostat! Canlı olanı teknolojiyle değiştirdiğini anlıyor musun?”

Yaşlı köpekleri Fındık, sahibine destek olmak için ayaklarının dibinde havladı.

“Tabii ki sana gülümsüyor! Onun ‘karşılama modu’ aktif! Asla göz devirmez, sinirlenmez, bağırmaz. O bir insan değil, Hakan! Sen… bir illüzyonu seçtin.”

Hakan sessiz kaldı. Derin bir nefes alıp yatak odasına çekildi.

Ertesi sabah, düşüncelere dalmış ve kalbi hızla çarpan Sevim Hanım, balkonda durmuş bahçedeki çocukları ve gezinen çiftleri izliyordu. Kulaklarında oğlunun sesi çınlıyordu: “Birbirimizi seviyoruz.”

Aynı gün, android üreticisinin sitesine girdi. Modelleri incelerken parmakları titriyordu. Sonunda seçimini yaptı: Volkan. Boyu: 184, koyu renk gözler, “empati modu”, “aktif dinleme”, “daha yumuşak sarılma kolları”. Pahalıydı. Çok pahalı. Ama oğlunun mutluluğu buna değmez miydi?

Üç hafta sonra kargo geldi. Salonun ortasında duran dev kutunun içinde o vardı. Onun Volkan’ı. Gözleri huzurla parlıyordu. Sesi derindi, adeta kırk yıldır onunla yaşıyormuş gibi rahatlatıcıydı.

“Anne, ciddi misin?” Hakan şaşkınlıkla Volkan’a bakıyordu, ısıtmalı kanepenin üzerine yerleşmişti.

“Neden olmasın?” diye cevapladı Sevim Hanım sakince. “Artık yalnız kalmak istemedim. Sen bir androidle yaşıyorsun, ben de öyle.”

“Anne…” Hakan sinirle saçlarını karıştırdı. “Bu saçmalık!”

“Saçmalık mı?” diye güldü. “Senin Reyhan’dan daha saçma değil. Ama o tartışmıyor, alınmıyor, karşı çıkmıyor. Üstelik sabah kahvesini baristalardan daha iyi yapıyor!”

“Peki ya duygular? Sıcaklık? Ruh?”

“Sen bunu seçtin, oğlum. Yoksa çifte standart mı uyguluyorsun?”

Sonra, mutfakta Hakan açılmaya karar verdi:

“Anne, beni ders vermek istediğini anlıyorum. Ama gerçekten bu adım bir şeyi çözecek mi?”

“Bence ikimiz de acıdan ve hayal kırıklığından yorulduk. Yıllardır yalnızdım. Şimdi en azından evde biri var, günümün nasıl geçtiğini soran, üstüme battaniye örten…”

“Anne… Bu bir yanılsama. Sanki benim yerime bir kopya edinmişsin gibi.”

“Sen de aynısını yaptın, Hakan’cığım. İkimiz de kolay olanı seçtik. Tek fark, ben bunu itiraf ediyorum.”

“Şimdi ne olacak?”

“Şimdi akşam yemeği yiyeceğiz. Volkan lazanya yaptı. Reyhan da beğenir.”

O akşam, sokaktan gelen hafif uğultu eşliğinde Sevim Hanım balkonda Volkan’la durdu. Ellerini tutmuştu. İçeride Hakan çaydanlığı koyuyor, Reyhan ise yazılım güncellemesi yapıyordu.

Bazen aşk garip şekillerde karşımıza çıkar. Ama önemli olan, evin içinin sıcak olması değil mi?

Rate article
Lifequest
Aşk, Kaynana ve Yapay Zeka