BOŞANMA KARARI VERMEK…

BOŞANMAYA KARAR VERMEK…

Sıcak bir yaz günü, yemekhane tıklım tıklım doluydu. Elinde tepsiyle uzun kuyruğu bekleyen Ayşe, sonunda sırasını alınca tezgâhtaki gence hızlıca seslendi:
“Üç çorba, üç pilav ve üç komposto, lütfen.”

Tepside yer yetmiyordu. Birkaç kez, masada kendisini bekleyen kocası Murat ve oğlu Alper’e baktı. Alper henüz on yaşındaydı, ona kızılmazdı ama Murat telefona gömülmüş, başını bile kaldırmıyordu. Ayşe iki sefer yapmak zorunda kaldı. Tıpkı bir kuş gibi gidip geldi, yemekleri taşıdı. Sıradaki insanların yargılayıcı bakışları altında…

Murat, gözlerini telefondan ayırmadan çorbayı çekti, bir kaşık aldı ve yüzünü buruşturdu:
“Ne bu, mercimek mi? Ben mercimek istememiştim. Sorsana şunu!”
“Sen de gelip kendin seçebilirdin,” diye yorgun bir nefesle cevap verdi Ayşe. “Ben senin aklından geçeni bilemem.”
“Boş laf! İkimiz birden sıraya mı girecektik? Sadece sorman yeterdi.”

Ayşe çorbasına eğildi, son sözü duymazdan geldi. Tartışmaktan yorulmuştu. Murat hep böyleydi—hiçbir şeyden memnun değildi. Alper de babasını örnek alıyordu.
“Anne, pilav mı getirdin? Ben pilav sevmem, biliyorsun!”
“Bizim annemiz kendi keyfine bakıyor,” diye mırıldandı Murat, telefonuna bakarak, ama yine de çorbayı içiyordu.
“Ne buldursan yiyeceksin!” diye tersledi Ayşe oğlunu, etrafa bakındı—acaba duyan oldu mu?

O anda yemekhaneye komşu odada kalan çift girdi: Zarif, bakımlı bir kadın ve gülümseyen, dinç görünümlü kocası. Kadın kraliçe edasıyla bir masaya geçti, kocası da sıraya girdi. Ama önce eşine döndü:
“Canım, bugün hangi tatlıyı alayım?”

Ayşe bunu duydu. Tepsiyi taşırken içi burkuldu. İşte gerçek bir adam! Murat’la Alper ise yemek biter bitmez dışarı çıkmış, onu beklememişlerdi bile.

Eskiden Murat da öyleydi sanki… Evliliklerinin ilk yıllarında onu işten alır, birlikte yemek yaparlardı. Ne zaman değişmişti? Alper doğduktan sonra. Doğum iznindeyken, Murat’ın bütün yükü ona bırakması normalmiş gibi gelmeye başlamıştı. İşe geri dönünce de her şey aynı kaldı: Yemek, temizlik, çocuk… “Kadının görevi” diye kabullenmişti ama Murat’ın hiç mi hiç takdir etmemesi canını yakıyordu.

Dışarı çıkıp onlara yetişti. Murat surat asmıştı:
“Yine bu sıcakta sahile mi yürüyeceğiz? İyi ki tatil yerini sen seçtin! Hadi neyse, gidelim bakalım…”

Kumsala vardıklarında Murat hemen soyunup denize koştu, Alper’i de alıp gitti. Ayşe’ye şezlong ve şemsiye parasını ödemek düşmüştü. Sonra denizde yüzerken Murat, Alper’i ona bırakıp uzaklara doğru açıldı. Her zam,an gibi.

Tatilin son gecesi, Ayşe valizleri toplarken Murat uyuyordu. Sabah erkenden kalkacaklardı. “Beşte otobüs var,” demişti. “Valizleri sen topla, zor değil. Sakın bir şey unutma, geçen sene olduğu gibi…” Geçen yaz Murat’ın tıraş bıçağını unutmuştu, hâlâ onu suçluyordu.

Uyuyamıyordu. Balkona çıktı. Cırcır böceklerinin sesi arasında, yandaki odadan çıkan kadının sigarasının çakmağını duydu.
“Uyuyamadınız mı?” diye sordu kadın.
“Sabah erken çıkıyoruz,” diye içini çekti Ayşe.
“Valizleri tek başınıza mı topladınız? Kocanız nerede?”
“Uyuyor,” diye acı bir gülümsemeyle cevap verdi.

Kadın sesindeki kederi fark etti.
“Önce kendinizi sevin, Ayşe Hanım. Ya kocanız bunu kabullenecek, ya da boşanacaksınız. İlk adım cesaretinizi toplamak.”

O gece Ayşe çok düşündü. Sabah Murat’ı uyandırdı, çantasını alıp Alper’in elini tuttu ve çıktı. Murat iki valizi sürüklemek zorunda kaldı.

Eve döndüklerinde Ayşe kendi eşyalarını yerleştirip yattı. Murat’ın valiziyle ilgilenmedi. O akşam yemeği dışarda yediler—sadece kendisi ve Alper.

Murat şaşkındı. Ertesi sabah ütüsüz gömleğiyle işe gitti. Öfkeden küplere biniyordu. Akşam eve geldiğinde Ayşe makyajlı, güzel kokulu bir halde kapıdaydı:
“Alper annemlerde. Ben de biraz hava alacağım.”

Büyük kavga patlak verdi.
“Yemek yok, ev dağınık, sen ise gezmeye çıkıyorsun! Nasıl bir eşsin sen?”
“Sen nasıl bir kocasın?” diye karşılık verdi Ayşe. “Beni eşin gibi değil, hizmetçin gibi görüyorsun. Artık böyle olmayacak. Ya eşit olacağız, ya da ayrılacağız.”

Murat’ın yüzündeki ifade paha biçilmezdi.

Ertesi yıl, yine tatile gittiler. Ama bu kez Ayşe güvenle dolu, bakımlı ve mutluydu. Yemekhanede masaya oturdu. Murat eğilip ne istediğini sordu, Alper’i yanına alarak sıraya girdi.

Ayşe etrafa gülümsedi. Burası güzeldi. Denize de yakındı. Hem yerini birlikte seçmişlerdi.

Rate article
Lifequest
BOŞANMA KARARI VERMEK…