Kendine İzin Vermek

Leyla, uzun zaman önce Efe’yi sessizce sevmeyi öğrenmişti. Bu, yirmi yıllık arkadaşlığı tek bir beceriksiz itirafla yıkmaktan daha kolaydı.

Sadece bir kez, onun gözlerinde yeni bir şey belirmişti. O alışıldık dostane sıcaklık değil, daha derin, tedirgin edici, neredeyse acı veren bir şey. Leyla bunu anında hissetmişti çünkü onlar her zaman kelimelere ihtiyaç duymadan anlaşırdı.

“Bir şey mi oldu?” diye sordu, kitabını bir kenara bırakarak.

Efe’nin dudakları titredi, sanki önemli bir şey söylemek istiyordu ama vazgeçti.

“Yok bir şey,” dedi ve aniden pencereye döndü.

Aralarında ağır, rahatsız bir sessizlik çöktü.

“Tamam, ben gidiyorum,” dedi sonunda, ayağa kalkarak.

Leyla onu tutmadı. Sadece başını eğdi. Ne diyebilirdi ki? O günlerde ne Leyla ne de Efe gerçekten özgür değildi.

***

Birbirlerini sonsuza dek tanıyorlardı.

On dört yaşında, ölene kadar arkadaş kalacaklarına ant içmişlerdi. On sekizde, âşık olan sınıf arkadaşlarıyla dalga geçmişlerdi. Yirmi beşinde, Efe onun düğününde sağdıç olmuştu. Otuzunda ise Leyla, onu bir bardan sarhoş halde çocuk gibi taşımıştı, boşanmasının ardından.

İlk tanışmaları… Leyla yedi, Efe dokuz yaşındaydı. Mahallenin çocukları saklambaç oynuyordu, o ise en küçük olduğu için geride kalmıştı ve tökezlemişti. Büyük çocuklar hemen alay etmeye başlamıştı: “Ağlak!”

İşte o anda, genelde sessiz olan Efe, baş zorbaya öyle bir yumruk attı ki çocuk su birikintisine yuvarlandı.

“Bir daha ona dokunma,” dedi, kanayan dudağını silerek.

O günden sonra hiç ayrılmadılar.

Komşu bahçeler, çocukluk kavgaları, garajların arkasında içilen ilk sigara… Hepsi ortak geçmişlerinin bir parçasıydı. Sonra okul, teneffüslerde koştukları kantin, ardından farklı üniversiteler… Ama gecenin bir yarısı birbirlerini arayıp önemli bir şey paylaşma alışkanlıkları hiç değişmedi.

Onlar gerçek dosttu. Öyle dostlar ki ne ilk aşklar, ne düğünler, ne de kavgalar onları birbirinden uzaklaştırabilirdi.

Leyla’nın düzgün, güvenilir bir kocası vardı: Murat. Efe ile hiç anlaşamadılar. Efe’nin eşi ise Ayşe’ydi. Güzel, zeki bir kadındı ama “Leyla gibi bir savaş arkadaşıyla” sadece bir kez görüşmüştü: düğünlerinde. İlk bakışta anlamıştı: Bu kız, benim tarzım değil. Kısacası, çocukluk hayalleri gibi ailece arkadaşlık etmek mümkün olmadı.

Ama yine de birbirleri için “o insan” olmayı başardılar. Gece yarısı üçte “Kötü hissediyorum,” diye arayabileceğin, dinleneceğini bildiğin kişi… Gerekirse kapına çıkagelip sıcak çay veya daha sert bir şeyler dolduran…

Öyle bir dostluk paha biçilemezdi.

Murat, Leyla’yı terk ettiğinde, mobilyaların yarısını ve onun “mutlu son” inancını da alıp gitmişti. Efe hep yanındaydı. Onun tek başına içip kendini harap etmesine izin vermedi, çığlıklarını sabırla dinledi, sonsuz “Nasıl bu kadar yanılmış olabilirim?” sorgulamalarına katlandı.

Murat, genç bir stajyere kapılmıştı. Klişe gibiydi ama Leyla en son öğrenen oldu.

“Hiç mi fark etmedin?” diye şaşırdı arkadaşları.

Hayır. Fark etmemişti. Çünkü Murat’ın “iş nedeniyle” geç kaldığı gecelerde, Leyla hep Efe ile akşam yemeği yerdi. Onun şakalarına güler, yorgunluğundan şikâyet eder, kendini… kendisi gibi hissederdi.

Ayrılığı da Efe ilk öğrendi. Telefonundaki o boğuk “O beni terk etti,” sesini duyar duymaz koşup gelmişti.

“Mutluymuş gibi davranmaktan yoruldum,” dedi Leyla, camdan dışarı bakarak ağlayarak.

“Biliyorum,” diye cevapladı Efe.

Leyla anlamıştı: Gerçekten biliyordu. Hep biliyordu.

Ayşe ise farklıydı.

Efe’yi terk ederken kapıyı çarpıp gitmişti:

“Beni hiçbir zaman onu sevdiğin gibi sevmeyeceksin!”

Efe itiraz etmedi bile.

Leyla’ya bunu anlattığında, kadın öfkeden köpürmüştü:

“Bu ne saçmalık? Biz sadece arkadaşız!”

“Sadece arkadaşız,” diye tekrarladı Efe, gözlerinde Leyla’nın nefesini kesecek bir şey vardı.

“O seni tanımıyor, gerçek seni,” dedi Leyla, ona üçüncü kadehi doldururken.

“Ya sen? Beni tanıyor musun?”

Leyla irkildi. Bir zamanlar günlüğüne yazdığı şeyleri hatırladı: “Ona aşkını itiraf ettiğini hayal edOnun gözlerindeki o derin bakışı sonunda anladığında, yüreğindeki yirmi yıllık sessizliği bozarak, “Ben de seni seviyorum,” dedi ve hayatları artık birbirine kenetlendi.

Rate article
Lifequest
Kendine İzin Vermek