Kısıtlı Erkek Duyguları

– Böyle şık nereye gidiyorsun? – komşusu, Murat’ı takım elbiseli ve kravatlı görünce merakla sordu.

– Oğlunun mezuniyetine, – diye yanıt verdi Murat.

– Vay canına! İnsanın başkalarının çocukları ne çabuk büyüyor…

– Kendi çocukları da, – Murat hafifçe gülümsedi.

– Doğru ya… Demek nafakadan kurtulacaksın yakında?

Murat’ın bakışı o kadar keskinleşti ki komşusunun tüyleri diken diken oldu:

– Bunun nafakayla ne ilgisi var?

– Nasıl yani? Eski karına para vermekten sıkılmadın mı?

– Sıkılmadım, – diye kestirip attı Murat ve komşusunu şaşkınlık içinde bırakarak uzaklaştı.

Yavaş yavaş neşesi yerine geldi. Anılar bir bir zihnini doldurdu…

***

Hayatının bir anda değiştiği o gün, Murat tamamen hissizleşmişti.

Öyle ya, özgür bir adamdı. Birçok kişiden daha iyi kazanıyordu, muhteşem bir evde yaşıyordu, kadınların ilgisinden mahrum değildi, işleri de yolundaydı. Peki neden bu kadar mutsuzdu? Hiçbir şey onu mutlu etmiyordu. İçinde bir boşluk vardı.

İşten çıkıp dışarı adım attığında, yağmurun başlamak üzere olduğunu fark etti. Gökyüzü bulutlarla kaplanmış, keskin bir rüzgâr esmeye başlamıştı.

Hemen bir taksi çağırdı, ıslanacak hali yoktu.

Ama taksi, o sırada servisteydi ve Murat’ın şemsiyesi hiç olmamıştı.

Arka koltuğa çöktü ve içindeki boşluğa gömüldü.

Şoför, paralı müşterisine hava atmak için bir şeyler anlatıyor, radyodan hüzünlü bir şarkı çalıyordu…

Murat böyle müzikleri hiç sevmezdi…

Sonra, sözler duydu ve kendine geldi:

“Gamsız yaşardım, deli dolu,
Aşkını sonsuz sanırdım,
Oysa gün be gün kıydım ona,
Kaybettim, anlamadım…”

İçi burkuldu. Acı bütün vücuduna yayıldı ve o an fark etti: Kaynağı belliydi.

Elif…

Elif’im…

Elif Hanım…

Farklı zamanlarda ona böyle hitap etmişti.

Okul aşkları evlilikle sonuçlanmıştı. Kimse güzeller güzeli Elif Yılmaz’ın, okulun asi çocuğu Murat Demir’le evleneceğine inanmamıştı.

Ama o inanmıştı. Biliyordu olacaklarını. Çünkü onsuz yaşayamazdı…

Onun için çalışmış, onun için hayatta tutunmuş, onun için bugünkü Murat olmuştu.

Peki ya Elif?

Hep yanındaydı. Severdi, özen gösterirdi, ilham verirdi.

İki oğul doğurmuştu.

Sakin, düşünceli, güzeldi.

Hiç şikâyet etmez, hiç sızlanmazdı.

Her zaman mutluydu.

Bir süre sonra Murat, bunun böyle sürüp gideceğini sandı. Onun hiç gitmeyeceğini, her şeyi sineye çekeceğini, ne olursa olsun yanında kalacağını düşündü.

Sonra Murat’ın işleri büyüdü. Para geldi, ardından arkadaşlar, kadınlar, sabahlara kadar süren partiler…

Elif sessiz kaldı. Hiç sormadı. Çekti…

Çocukları büyüttü…

O ise hiç açıklama yapmadı, özür dilemedi, yardım etmedi.

Sadece para verdi.

Bunun onu mutlu etmeye yeteceğini sanıyordu.

Yanılmıştı.

Bir gün, Elif’in soğuk sesiyle karşılaştı:

– Murat, artık seni sevmiyorum.

– Hadi canım! – şaşkınlıkla karışık bir gülümsemeyle cevap verdi. – Sadece yoruldun. Hadi akşam yemeği ye…

Tabakları masaya koydu ve kararlı bir ifadeyle ekledi:

– Anlamadın. Boşanmalıyız. Artık seninle olamam.

– Ya çocuklar?! – diye bağırdı Murat, sonra kendi sözlerinin basitliğinden irkildi.

– Tabii ki düşündüm. Onlar sevgi içinde büyümeli…

– Öyleyse defol git! – diye hırladı Murat, ceketini kapıp evden fırladı.

Üç gün görünmedi. Düşündü. Belki onu arardı, diye bekledi.

Elif’ten ses çıkmadı.

Eve döndüğünde, girişte onun ve çocukların eşyalarıyla dolu çantaları gördü.

– Ne yapıyorsun? – diye sordu.

– Eşyalarımı topluyorum, – diye sakin cevap verdi Elif.

– Niye?

Şaşkın bir ifadeyle baktı.

– Yeter artık, – Murat’ın yüzü buruştu. – Ben giderim…

Ve gitti.

Evini, her şeyini karısına ve çocuklarına bıraktı.

Ona göre başka türlü olamazdı.

Boşandıktan sonra Elif yıllarca yalnız kaldı. Murat bunu biliyordu. Bu yüzden aklına estikçe gelir, çocuklara hediyeler getirir, saygı beklerdi. Hak ettiğini düşünüyordu.

Sonra Elif beklenmedik bir şekilde evlendi.

Murat öfkeden deliye döndü. Bu nasıl cüret?! O, çocuklarının annesi! Ona her şeyi bıraktığı, nafaka ödediği için ayaklarına kapanmalıydı!

İşte o zaman, eski eşinin hayatını zehir etmeye başladı.

Özellikle içkiliyken.

Evet, bu artık sık oluyordu.

Arayıp hakaretler yağdırıyor, mesajlar atıyordu…

Hatta tehditler savuruyordu…

Elif tepki vermedi. Sonunda onu her yerde engelledi.

Bu sefer de sokakta karşısına çıkmaya başladı…

Ayılınca kendine kızıyor, ama bir kez olsun özür dilemedi. Yüzüne bakamıyordu…

Zamanla hayatı nefrete dönüştü. Kendine, Elif’e, bütün dünyaya…

Artık hiçbir şey hissetmiyordu.

***

Ve şimdi bu şarkı…

– Kim okuyor bunu? – diye boğuk bir sesle sordu Murat.

– NasılŞoför şaşkınlıkla baktı: “Bu ne biçim soru kardeşim, bu İbrahim Tatlıses’tir, duymadın mı hiç?” dedi.

Rate article
Lifequest
Kısıtlı Erkek Duyguları