Eve Geri Dönüş: Beklenen Geç Gelmeler

Ayşe, evin içinde bir aşağı bir yukarı dolanıyordu, içi içine sığmıyordu. Birkaç gündür Can gece geç saatlerde eve geliyordu. Daha dün sabaha karşı girmişti kapıdan. “En azından bir mesaj atabilirdin, merak etmezdim,” diye çıkışmıştı ona. Tartışmışlardı. Şimdi yine bekliyor, adımlarını sayıyor, saatine bakıp duruyordu.

“Seviyorum tabii oğlumu… Ama bir telefon edebilirdi. Er ya da geç evlenip gidecek. Alışmam lazım. Hem kim bilir nasıl bir gelin gelecek başına, dert çoğalacak. Ah, düşünmesem daha iyi. Büyüdü tabii ama yine de içim acıyor.” Ayşe kendini bu düşüncelerden alamıyordu.

Eskiden büyük oğullarını fazla koruyan annelere gülerdi, şimdi kendisi de onlardan farksız olmuştu. Oğlunun tanıştırdığı tüm kızları, bir şekilde ona layık bulmuyordu. Tüm anneler gibi, o da oğlunun “evleneceği kızı” seçerken kendisine danışması gerektiğini düşünüyordu. Sonuçta bir anne, oğlunun neye ihtiyacı olduğunu en iyi bilirdi. Düşünceler kafasında dönüp duruyor, bir türlü durmak bilmiyordu. Keşke Can bir an önce gelse!

Kapı kilidi tıkırdadı, Ayşe irkildi, bekliyor olsa da. “Sonunda!” Girişe koştu ama yarı yolda durdu, mutfağa geçip masaya oturdu, ellerini kucağına koydu.

“Anne, neden uyumadın?” Can kapıda dikiliyordu.

“Endişelendiğimi biliyorsun. Bir mesaj atabilirdin,” diye serzenişte bulundu.

“Anne, ben artık büyüdüm. Her adımımı sana sormam gerekmiyor.”

“Neredeydin öyleyse?” Ayşe meydan okuyan bir bakışla baktı.

“Elif’leydim.” Can’ın sesi yumuşamış, bir ton kısılmıştı.

“Yine yeni bir kız… Ve son da olmayacak. Ama annen bir tane.” Ayşe kıskançlığını gizleyememişti.

“Ne ‘yeni’si anne? O da senin gibi bir tanecik. Hem onun hakkında kötü konuşma. Sonra kavga ederiz, pişman olursun. Hem kızlarla tanışıp görüşmezsem nasıl birini seçeyim? Sen de hep, ‘İlk karşına çıkana kalkıp evlenme’ derdin, değil mi?”

“Dedim tabii,” diye onayladı Ayşe. “Anladığım kadarıyla, gelini seçmişsin bile?”

Can çömelip annesinin yanına oturdu, gözlerinin içine baktı. Ayşe’nin kalbi sıcaklıkla doldu. Tıpkı babasına benziyordu! Aynı bakış, aynı gülüş…

“Seçtim anne.” Can başını dizlerine gömdü.

“O halde bir tanıştırsaydın benimle,” dedi Ayşe artık yumuşamış bir sesle.

“Tanıştıracağım, ama…” Can başını kaldırdı.

“Ne var? Yoksa kızda bir sorun mu var?” Ayşe içinden, “Acaba sokaktan bulup getirdiği kediler gibi birini mi eve getirecek?” diye geçirdi.

Hayvanlara acımak güzeldi, ama hepsini alıp besleyemezdin. Eskiden alerjisi varmış gibi yapar, hapşırırdı. Can da bulduğu yavruları alır, bir yerlere emanet ederdi, sokağa bırakmazdı. Şimdi öyle numara yapmak işe yaramazdı.

Sözleri dilinin ucuna gelmişti, ama oğlunun uyarıcı bakışını görünce sustu.

“Sorun yok anne. Güzel bir kız, yemekleri de güzel yapıyor. En azından bana öyle geliyor. Ama yalnız değil.”

“Evli bir kadına mı âşık oldun?”

Yüzündeki korkuyu görmüş olmalı ki Can hemen,

“Hayır, tabii ki. Ama bir oğlu var. Beş yaşında.”

“Beş mi?” diye haykırdı Ayşe. “Kaç yaşında doğurmuş bu kız?”

“Anne, bağırma. Evet, benden büyük.”

“Anladım.” Ayşe neredeyse öfkeden boğuluyordu.

Onun biricik oğlu, güneşi, uğruna dağları devirebileceği canı, kendinden yaşlı ve çocuklu bir kadına âşık olmuştu!

“Ne anladın anne? Ben onu seviyorum. Herkes hata yapabilir. Sen de öyle derdin.”

“Evet. Ama bazı hatalar ömür boyu sürer, düzeltilmez. Hiç mi genç bekâr kızlar çekmiyor seni?” diye söylendi Ayşe.

“İşte bu yüzden sana anlatmadım, tanıştırmadım.” Can ayağa fırladı. “Beni anlamayacağını biliyordum. İş yerindeki kızı hatırlıyor musun? Sevgilisi kandırıp terk etmişti. Ne kadar üzülmüştün. ‘Her şey yoluna girecek, mutlaka iyi biri çıkıp kızına babalık eder’ demiştin. Peki neden o iyi biri bir başkası olabilsin de ben olamayayım?”

“Oğlum, aşk gelir geçer. Ben de babanı deliler gibi sevmiştim, o bizi terk edip başkasına gitti.”

“İşte tam da bu yüzden anne. Genç ve bekâr biriyle ömür boyu mutlu olacağımın garantisi yok. Elif’i seviyorum. Oğlunu da. Harika bir çocuk. Bir görsen… Sen karşı çıksan bile onu bırakmam. Anladın mı? Bu konuyu kapatalım.”

“Can, seni büyütürken hep mutlu olmanı hayal ettim—”

“Yeter anne. Bu benim hayatım. Eğer karışmaya devam edersen, giderim.” Can arkasını dönüp odasına yürüdü.

“Oğlum…”

Ertesi sabah kahvaltı bile etmeden işe gitti. Günlerdir konuşmuyorlardı. Can geç saatlerde eve dönüyor, doğrudan odasına kapanıyordu. Ayşe ne yapacağını bilemiyor, aralarını nasıl düzelteceğini kara kara düşünüyordu.

Daha dün kucağında salladığı, ninniler söylediği çocuğunun şimdi yetişkin bir hayatı vardı. Bunu kabullenmek o kadar kolay değildi.

“Can, gel konuşalım,” dedi bir gün.

“Anlayıp dinlemeye hazır olduğunda konuşuruzAyşe o akşam Elif’in kapısını tekrar çaldı, bu sefer yüreğindeki öfke yerine oğlunun mutluluğuna vesile olacak sıcak bir tebessümle.

Rate article
Lifequest
Eve Geri Dönüş: Beklenen Geç Gelmeler