Her Şey İstediğim Gibi Olacak

Ayşe Hanım sallanan koltuğunda oturuyor, elinde örgüsüyle meşguldü. Yanı başındaki eski kanepede torunu mışıl mışıl uyuyordu. Ona şefkatle baktı, içi huzur doldu. “İşte, sağlıklı büyüyor, bunlar benim emeklerimin karşılığı,” diye düşündü.

Ayşe Hanım her zaman tutumluluğuyla gurur duyardı. Gençliğinde, eşiyle yeni evlendiklerinde kuruş kuruş hesaplamak zorunda kalırlardı. Ama o günlerde basit şeylerden mutluluk bulmayı ve sahip olduklarının kıymetini bilmeyi öğrenmişti. Az malzemeyle lezzetli yemekler yapmasını, eski giysileri tamir edip uzun yıllar giymeyi, çocuklarını sağlıklı ve mutlu yetiştirmeyi biliyordu.

Şimdi kızı Elif, Volkan’la evlenmişti ve Ayşe Hanım bir şeyi fark etmişti: Volkan tutumluluğun değerini unutmuştu. Volkan iyi para kazanıyordu ama Ayşe Hanım’a göre paralar boşa gidiyordu. Yeni oyuncaklar, pahalı bebek bezleri, modaya uygun kıyafetler… Bunların hepsi ona gereksiz geliyordu. “Eskiden tarlada doğururlardı!” diye sık sık söylenirdi, geçmişte nasıl azla yetindiklerini hatırlayarak.

Torununa baktı, komşunun verdiği sağlam bir hırkayı giymişti. “Yeni şeylere para harcamaya ne gerek var, eskiler de gayet iyi iş görüyor,” diye düşündü. Elif’in onun yolundan gitmeye çalıştığını görüyordu ama Volkan buna sinirleniyor gibiydi. Sürekli yeni şeyler alıyordu, anlamıyordu ki önemli olan şeylerin çokluğu değil, onları doğru kullanmayı bilmekti.

Ayşe Hanım iç çekti, örmeye devam etti. “Şimdiki gençler farklı,” diye düşündü. “Onlar hep en iyisini, en modasını, en pahalısını istiyorlar. Oysa eskiden insanlar azla yetinir, yine de mutlu olurlardı.” Elif’i büyütürken ona çalışmanın ve tutumlu olmanın değerini nasıl öğrettiğini hatırladı.

Volkan ofisinde oturmuş, pencereden yavaş yavaş kararan gökyüzüne bakıyordu. İş her zamanki rutiniydi, ama bugün zihni raporlara ve grafiklere odaklanmak istemiyordu. Düşünceleri tekrar tekrar evdeki o aynı duruma kayıyordu. Eşi Elif ve kızının annesi, kayınvalidesi Ayşe Hanım, uzun zaman önce Volkan’ın hayatını tam bir tutumluluk kabusuna çevirmişlerdi.

Bir zamanlar mütevazı, neredeyse yoksul bir hayat sürüyorlardı. Tutumluluk adeta ikinci adları olmuştu. O zamanlar bu anlaşılabilirdi: maaş ancak yeme-içme ve faturalara yetiyordu. Ama Volkan yeni bir iş bulunca her şey değişti. Artık rahatça geçinebilecekleri bir gelirleri vardı. Yine de Elif ve Ayşe Hanım, sanki hiç paraları yokmuş gibi davranmaya devam ediyorlardı.

Volkan’a göre, ailesi için iyi bir şey yapmaya çalıştığında her seferinde bir direnişle karşılaşıyordu. Eşine bir elbise alsa, hemen daha ucuzunu arıyordu. Yeni bir telefon alsa, Elif hemen eskinin hâlâ kullanılabilir olduğuna dair bir neden buluyordu. Bütün bunlara, Ayşe Hanım’ın “eskiden insanlar bunlarsız da yaşardı” diyen nasihatleri eşlik ediyordu.

Ancak asıl sınav bebeğin doğumuyla geldi. Sanki şimdi sevinmek ve çocuğa gereken özeni göstermek için bir nedenleri vardı. Ama hayır. Elif, kaliteli bebek bezleri almayı kesinlikle reddediyor, yerine “zamanın testinden geçmiş” eski bezleri kullanmayı tercih ediyordu. Bebeğin beslenmesinden giysilerine kadar her şeyde tutumluluk yapıyordu.

Volkan, artık yeterli maddi imkânları olduğunu, çocuklarının rahat ve güvenli bir hayat sürmesini sağlayabileceklerini anlatmaya çalıştı. Ama sözleri anlayışsızlık duvarına çarpıyordu. Elif kendi haklılığında diretirken, kayınvalidesi de “eski güzel günler” hikâyeleriyle ateşe körükle gidiyordu.

Bir akşam, yine bir tartışmanın ardından Volkan harekete geçmeye karar verdi. Aileyi masada topladı ve durumu sakince konuşmaya çalıştı. Paranın hayat kalitesini artırmak için bir araç olduğunu, kendi başına bir amaç olmadığını anlattı. Çocuğa gösterilmesi gereken önemden, tutumluluğun akıllıca olması gerektiğinden bahsetti.

Ancak sözleri yine sağır bir duvara çarptı. Elif ve Ayşe Hanım yine geri adım atmadı. “Eskiden de yaşanıyordu,” “bunların hepsi lüks” diye diretiyorlardı. Volkan içinde kabaran öfkeyi hissetti. Tartışmanın anlamsız olduğunu biliyordu. Peki ne yapmalıydı?

Eşini yeniden eğitmek imkânsız bir görevdi. “Boşanacak değilim ya,” diye geçirdi içinden.
Ama Volkan hâlâ ofisinde oturmuş, pencereden gökyüzünün kararmasını izliyor ve hangi yolu seçmesi gerektiğini düşünüyordu.
“Beklemesinler,” dedi yüksek sesle Volkan. “Oğlumu onlara teslim etmem. Pes etmeyeceğim! Her şey benim istediğim gibi olacak!”

Rate article
Lifequest
Her Şey İstediğim Gibi Olacak