Meryem, taksiden indi ve küçük kızı Elif’in araçtan çıkmasını bekledi.
“Teşekkür ederim,” diyerek şoföre minnettarlığını gösterdi. Elif’in elini tuttu ve yavaşça apartmanın girişine doğru yürüdüler. Alçak merdivenlerin önünde, bir bankta iki yaşlı kadın oturuyordu.
“Merhaba,” dedi Meryem.
“Merhaba,” diye karşılık verdi kadınlardan biri. “Nereye gidiyorsunuz böyle güzel hanımlar?”
Meryem gülümsedi. Kapının kod kilidini açtı ve kızıyla birlikte içeri girdi. Kapı tam kapanırken, kadınlardan biri yüksek sesle, yarım saat önce iki gencin kutu ve çantalarla buraya taşındığını anlattı.
“Üst katındaki daireye yeni kiracılar gelmiş, Demir ailesi kiraya vermiş. Hazır ol Maşallah, gece gözüne uyku girmez artık,” dedi diğeri.
“Yanlış kişiye bulaştılar. Gürültü yapmayı denesinler bir de. Hemen sosyal hizmetleri ararım, hallederler…”
Meryem daha fazla dinlemedi. Asansöre yöneldi. Tam zemin katta bekliyordu. Beşinci kata çıktılar.
Dairenin kapısı aralıktı. İki adam mutfakta çay içiyordu.
“Ah, Meryem geldi. Biz de çay demledik. Kusura bakma, biraz kendimizi ev sahibi gibi hissettik.”
Meryem çantasından cüzdanını çıkarmaya davrandı.
“Meryem, ayıp ediyorsun. Arkadaşlık adına yardım ettim. Keşke Murat’tan ayrılmasaydın. Barışabilirdiniz. Çalışmıyorsun, kızınla geçinebilecek misin?” diyen adam Elif’e göz kırptı, kız da gülümsedi.
“Bir şekilde hallederiz. Boşanma davası açacağım, nafaka alacağım. Murat’a dönmeyeceğim. Bunu ona böyle söyle.”
“Tamam. Ama bir şeye ihtiyacın olursa ara. Elimden geleni yaparım. Haydi, yerleş artık, biz gidiyoruz.”
Adamlar gitti. Meryem, odanın ortasındaki kutulara baktı ve derin bir iç çekti.
“Peki, annene eşyaları yerleştirmede yardım eder misin?”
“Hayır. Oynayacağım,” dedi Elif.
“Peki. Sadece bağırma ve gürültü yapma, yoksa bizi buradan atarlar,” diye uyardı kızını.
Elif anlar gibi başını salladı.
Meryem oyuncak kutusunu açtı, Elif hemen içinden peluş ayıcığını çıkardı. Meryem ise dolabı açıp çantalardaki kıyafetleri raflara yerleştirmeye başladı.
Daire tek odalı, küçüktü. Daha fazlasına gerek var mıydı? Mobilyalar düzgündü, tadilat yapılmış, temizdi. İdare ederdi. Fazladan bir şey almaz, tutumlu yaşarlarsa başarırlardı.
Sonra Meryem yanında getirdiği makarna ve sosisleri pişirdi. Yerleri silip Elif’i uyuttu, kanepeyi yatağa çevirdi. Göz kapakları ağırlaşmıştı, ama Elif masal anlatılmadan uyumak istemiyordu. Okumak zorunda kaldı. Nihayet Elif uyuyunca, Meryem yastığa başını koydu ve gözlerini kapadı. Tam o anda kocasının sözleri aklına geldi:
“Yine bana diz çöküp geleceksin, ben de düşüneceğim geri alayım mı almayayım mı diye…” Gözlerinden yaşlar süzüldü ve uykusu kaçtı.
Yataktan kalkıp mutfağa gitti. Işığı açmadı, pencerenin önünde durup dışarıdaki yabancı manzaraya, kararan akşam karanlığına baktı…
***
Murat’la bir otobüs durağında tanışmışlardı. Yanına yaklaşmış, Atatürk Caddesi’ne hangi otobüsün gittiğini sormuştu.
Meryem düşünüp otobüs numaralarını söylemişti. Murat ise ona nereye gittiğini sormuştu.
Tam o sırada Meryem’in otobüsü gelmiş, hemen içeri binmişti.
“Özür dilerim, sizinle nasıl tanışacağımı bilemedim,” dediğini duydu. Genç adam yanında duruyor, gülümsüyordu. O da gülümsedi.
İşte böyle tanışmışlardı. Meryem’in kalbi boştYıllar geçtikçe, Meryem ve Elif hayata tutunmayı öğrendiler, komşularıyla paylaştıkları küçük mutlulukların kıymetini bilerek.




