Gelebildiğinde Gel

Eski günlerden bir hatırlayış…

“Alo, Elif?” diyen bir ses telefonun diğer ucundan geldi.

Elif, ansızın boğazına kadar yükselen bir heyecanla nefesini tuttu. Kalbi öyle gürültülü ve hızlı atıyordu ki, eğer televizyon açık olmasaydı, kocası uyanabilirdi.

“Seni çok özledim. Daha fazla bekleyemeyeceğim. Sürekli seni düşünüyorum. Buluşalım mı?” dedi tanıdık erkek sesi.

Elif odadan çıktı, kapıyı sessizce kapattı ve yavaşça duvara yaslandı. Bacakları pamuk gibi olmuştu, ayakta durmakta zorlanıyordu.

“Elif, orada mısın?” diye seslendi o.

Telefonu açmamalıydı, cevap vermemeliydi. Kimin arayacağını görseydi keşke…

Onunla yaşadığı o çılgın geceyi unutmak için ne kadar çabalamıştı. Kendini ikna etmişti; sağlam bir evliliği, iyi bir kocası vardı, yıllardır birlikteydi. Başka hiçbir şeye ihtiyacı yoktu…

Elif, gelecekteki kocası Sercan ile aynı sınıftaydı. Sercan, matematik ve fizik olimpiyatlarında birincilikler alan bir öğrenciydi. Lisede gözlük takmaya başlayınca, ona “Bilgisayar” lakabı takılmıştı. Haksız da değillerdi; Sercan sakin, biraz tombul, pembe yanaklı, tam bir “kitap kurdu”ydu.

Elif de tüm kızlar gibi ona aşık olacak biri değildi. Zor bir soruyu kendisine çözdürmek, sınavda yardım etmesini sağlamak başkaydı. Elif, göz alıcı, yakışıklı, spor yapan fıtratı olan ve biraz arsız erkeklerden hoşlanıyordu.

Bir gün tesadüfen sokakta karşılaştılar, konuşmaya başladılar, eski sınıf arkadaşlarını andılar. Sercan artık lens takıyordu. “Aslında oldukça sevilesi bir adam” diye düşündü o an Elif.

Sercan, İstanbul Üniversitesi’ni bitirmiş, Elif ise tıp fakültesinin son yılındaydı. Telefon numaralarını “bir ihtiyaç olur” diye değiştiler. Mezuniyetten beş yıl sonra bir son sınıf buluşması yapılacaktı. Sercan, Elif’e ne zaman ve nerede olacağını söyleyeceğine söz verdi. Elif numarasını vermişti ama buluşmaya gitmeyi düşünmüyordu. Sercan’ı da hemen unuttu.

Ama birkaç gün sonra aradı ve sinemaya davet etti. Elif’in ara sıra çifti oluyordu, ama hiçbiri ciddiye dönmemişti. Hoşlandığı erkekler ona ilgi göstermiyor, başka kızlarla çıkıyordu. Hoşlanmadıklarıyla ise kendisi görüşmek istemiyordu.

“Git işte, böylece yaşlı kız kalacaksın” diyordu annesi.

Böylece Elif, Sercan’la sinemaya gitti. Ve böyle başladı her şey. Kısa süre sonra Sercan aşkını itiraf etti ve Elif’e evlenmeyi teklif etti. Onunla huzurluydu. Büyük bir şirkette çalışıyor, geleceği parlaktı.

“Ne düşünüyorsun ki? Al eline, istediğin gibi yoğur” dedi annesi, ve Elif kabul etti.

Aralarındaki ilişki sakin ve düzenliydi. Kavgalar oluyorsa, genelde Elif’in yüzünden oluyordu.

Sonra bir kızları oldu. Kayınvalidesi ilişkilerine karışmıyordu ama torununu seve seve bakıyordu. Elif’in anne-babası da hiçbir zaman yardımlarını esirgemiyordu.

İkinci bir çocuk yapmaya isteksizdi. Sercan’la arasında hiçbir zaman tutkulu bir aşk olmamıştı. Sadece sakin, güvenli bir birliktir.

Kızları büyüdü, liseyi bitirdi. Ne babası gibi mühendis oldu ne de annesi gibi doktor. İstanbul’da moda tasarımı okudu ve oldukça hareketli bir hayat yaşadı. Elif kızına para sorduğunda, “Anneanne, babaanne birbirine yarışıyor zaten, kim daha çok seviyor diye” diye gülerek cevap veriyordu.

Evet, anneanneler torunlarını çok seviyor ve şımartıyorlardı. Bir zamanlar kayınvalidesi Elif’i “bir çocuk daha yap” diye ikna etmeye çalışmıştı, her birine bir torun düşsün diye. Ama Elif pişman değildi. Sercan’la aralarındaki ilişki bu haldeyken nasıl bir kızları olduğuna şaşırıyordu.

Böyle yaşadılar. Altı ay önce, emekli olan yerine Elif polikliniğin başhekimi olmuştu. Yeni görevi çok zaman ve enerji alıyordu. Toplantılara katılıyor, konferanslara gidiyordu.

İki ay önce bir konferansta Kaan’la tanıştı. Erkeklerin sayısı kadınlara göre çok azdı. Uzun boylu, genç, bakımlı ve yakışıklı bir adamdı. Tüm kadınların dikkatini çekmişti. Yaşlı hanımlar bile, “anne şefkati”yle yaklaşsalar, aralarda onunla konuşmaktan keyif alıyorlardı. Genç kadınlar ise açıkça flört ediyorlar, restoranda masasına oturuyorlardı.

Konferansın kapanışında bir koktail vardı. Elif katılmamaya, eve dönmeye karar verdi. Ama oda arkadaşı, “Böyle etkinliklerde her şey olabilir, hayatında işine yarayacak biriyle tanışabilirsin” diyerek onu ikna etti.

Elif kaldı.

Açılış açılış konuşmaları uzun sürünce, birçok katılımcı sabırsızlanıp içkilerine başladı. Bir saat sonra saygın yöneticilerin hepsi şarapla neşelenmiş, meslek hayatından komik hikayeler anlatıyorlardı.

Elif içmedi, sadece görünürde bir yudum aldı. Sonra dans edenleri izlerken, kaçmanın yollarını arıyordu.

“Buralarda da sıkıldınız mı?” diyen bir sesle irkildi. Kaan’dı. “Benimle kaçalım mı?”

Elif, bu teklife sevinerek kabul etti.

Asansıre binerken, uzun koridorlardan geçerken, Kaan iş yerinden bahsediyordu. KokteyOnun kollarında tüm hayatını geride bıraktığını hissetti, çünkü artık aşkı için her şeyi göze almıştı.

Rate article
Lifequest
Gelebildiğinde Gel