Yalnızlıktan Kurtuluş

**Yalnızlıktan Kurtuluş**

Gülşah geç uyandı. İlk aklına gelen, geç kaldığı oldu. Kızı ve torunu uyanacak, kahvaltı hazır değildi. Sonra dün onları tren istasyonuna uğurladığını hatırladı. Gülşah yataktan kalktı ve ağır adımlarla banyoya yöneldi. Normalde sabahları gününü planlardı, önce ne yapacağını, neyi sonraya bırakacağını düşünürdü. Bugün tüm düşünceleri kızı ve torunundaydı.

Onları özlüyordu. En son baba ve dedelerinin cenazesine gelmişlerdi, iki buçuk yıl önce. O zamandan beri Berk o kadar uzamıştı ki neredeyse boyu ona yetişmişti. Bir dahaki sefere, üç yıl sonra tekrar görürse, tanımayabilirdi.

Yakınlarda yaşasalar, daha sık görüşürlerdi. Kaç kez Gülşah, kızını geri çağırmıştı. Kocasından boşanmıştı, ne tutuyordu onu başka şehirde? Öte yandan, onu anlıyordu da. Damla, annesiyle yaşamaya alışık değildi, kendi başına buyruk olmaya alışmıştı. Zaten hiç şehirden ayrılmamalıydı.

Damadı ilk gördüğü anda Gülşah’ın gözüne girmemişti. Konuşkan değildi. Sormazsan, bütün gün susardı. Ne düşündüğü belli olmazdı, belki de bir şeyler saklıyordu. Kısacası, kendi halinde biriydi. Kızı onunla zaman kaybetmişti, sonu boşanmayla bitti. Gülşah iç çekti.

Şimdi de evi bölüşmeye çalışıyorlardı. Keşke eski damat, Damla’ya payını parayla verseydi. Burada küçük bir daire alırlardı, Gülşah oraya taşınır, kendi evini kızına ve torununa verirdi. Ama eski damat diretiyordu. Ailesi de aklını çeliyordu. “Ah, Erhan zamanında ölmeseydi. Bu işi hemen hallederdi.” Gülşah tekrar iç çekti.

Yüzünü yıkadı ve aynada kendine uzun uzun baktı. Kızı haklıydı, kendini ihmal etmişti. Son zamanlarda saçlarını boyamayı bırakmıştı, aklar iyice belirginleşmişti, üstelik bakımsız görünüyordu. Yaşlanmış ve özensizdi. Erhan hayattayken kendine özen gösterirdi. Şimdiyse gevşemişti. Kimin için süsleneydi ki? Sadece komşuları uğruyordu, o da nadiren. Aynadaki görüntüsüne dalıp gitmişken telefon çaldı.

Telefonu almak için odaya koşarken, Damla ve Berk’in çoktan eve varmış olmaları gerektiğini hatırladı, kızı aramıştı.

“Damla, yol nasıl geçti?.. Allah’a şükür… Ben de öyle düşünmüştüm… Söz veriyorum, fazla özlemeyeceğim. Ama yine de bana taşınmayı düşün… Hayır, üstüne gelmiyorum. Sadece hatırlatıyorum, zaman geçiyor, ben gençleşmiyorum, sonra benimle daha rahat edersiniz… Bağırma…”

Kızı sinirlenmeye başlamıştı, Gülşah ise tartışmak istemiyordu. Zaten ruh hali yerlerdeydi. Bu yüzden konuşmayı olumlu bir notla bitirmeye çalıştı.

Yatağını toplarken, kızıyla sessiz bir diyaloğa, daha doğrusu monoloğa devam etti. “Hep böyle yapıyor. Kendi karar veriyor. Zaten yeterince hata yaptı. Erhan yaşasaydı…” Gülşah tekrar iç çekti. “Neyse. Bırak kendi karar versin, büyük kız oldu…”

Gülşah çayını içti, tansiyon ilaçlarını aldı ve ertelememeye karar verdi. Hemen kuaföre gidecekti. Belki moralini biraz düzeltirdi. Kocası öldükten sonra yalnız yaşamaya alışmıştı ama misafirler gidince, gözyaşlarKuaförden çıktığında güneş yüzünü ısıttı ve birden hayatın hâlâ güzel şeylerle dolu olduğunu fark etti.

Rate article
Lifequest
Yalnızlıktan Kurtuluş