Hayal Divanı

Kanepe “Rüya”

Murat ve Aylin iki yıldır birlikteydi. Murat’ın annesi yazlığa ya da İstanbul’daki arkadaşına gittiğinde, Aylin onun evinde kalırdı. Bu kısa anların kıymetini bilir, dört gözle beklerlerdi. Ancak yaz bitti. Eylül güneşli ve sıcak günlerini sunmaya devam etse de, yağmurlar yakındı. Artık annesi her hafta sonu yazlığa gitmiyordu. Sadece İstanbul’a gittiğinde buluşabilirlerdi; bu da pek sık olmuyordu.

Aşıkların morali bozuldu.

“Murat, beni sevmiyor musun? İyi günde kötü günde yanımda olmak istemiyor musun?” dedi Aylin, evlilik için artık hazır olduğunu nazikçe ima ederek.

Evlerinin önünde duruyorlardı ve yarım saattir vedalaşamıyorlardı.

“Ne diyorsun sen?” diyerek geri çekildi Murat, Aylin’in gözlerine baktı. “Seni şu an nikâh masasına götürebilirim, ama nerede yaşayacağız? Kira ödeyemem henüz, senin de okulun bir yıl daha var. Tek seçenek annemle yaşamak… Ya da senin ailenle… Ama onların evi de küçük. Biraz daha bekleyelim. Okulunu bitir… ”

“Ama her gün böyle vedalaşmaya, annenin bir yere gitmesini beklemeye dayanamıyorum. Ailem soruyor, niye evlenme teklif etmiyorsun diye.” Aylin derin bir nefes aldı, ama nefesi bir hıçkırıkla kesildi.

“Aylin, söz veriyorum, bir çözüm bulacağım. Seni çok seviyorum.”

“Ben de seni,” diye yankılandı Aylin’in sesi.

“Tamam o zaman. Hadi gidelim,” dedi Murat kararlılıkla Aylin’in elini tutarak.

“Nereye?”

“Sana. Ailenden elini isteyeceğim. Yoksa fikrini mi değiştirdin?”

“Hadi!” diye sevinçle bağırdı Aylin.

Eli ele tutuşup Aylin’in evine girdiler.

“Buyrun gençler,” diyerek kapıda annesi karşıladı onları.

Masanın üzerinde dört fincan, kurabiye ve şekerler vardı, sanki bekliyorlarmış gibi.

“Pencereden gördüm sizi. Yarım saattir vedalaşıyorsunuz,” diye güldü anne, Aylin’in şaşkın bakışını görünce. “Artık sokaklarda dolaşmayın. Kış geliyor. Nerede uyuduğunuzu biliyoruz.” Aylin utancından başını öne eğdi. “Biz de babanla evliliğinize karşı değiliz.”

“Size yük olmayın demeyeceğim. Kendi evinizde yaşamanız daha iyi olur. İş yerinden bir arkadaşımın satılık bir dairesi var, aklıma siz geldiniz…” diye ekledi baba.

“Sağ ol, baba!” diye sevindi Aylin.

“Dur hemen sevinme. Murat’ın yüzü asıldı bak.”

Murat gözlerini Aylin’in babasına dikti.

“Siz varlıklı değilsiniz. Bu kadar büyük bir hediyeyi kabul edemem. Sağlıklı, güçlü bir adamım, kendim çalışıp daire alabilirim,” dedi Murat.

“Neden utanacakmışız? Çalıp almayacağız sonuçta,” diye mantıklı bir cevap verdi baba, biraz kırılmıştı. “Başka kime yardım edeceğiz? Bize de bu ev babamızdan kaldı. Şimdi sıra bizde. Sonra büyük bir ev alırsın, şimdilik küçükte oturun. Ben senin için değil, kızımın mutluluğu için alıyorum. Seninle mutlu o. Bak, ne kadar da vicdanlı çıktı.” Gözlerini kızına çevirdi, sonra sert bir bakışla Murat’a baktı.

Aylin masanın altından Murat’ın elini sıktı, “Benim için kabul et,” der gibi.

“Teşekkür ederim,” dedi Murat isteksizce.

Düğüne bir hafta bile kalmamıştı. Beyaz gelinlik alınmış, davetiyeler dağıtılmış, restoran ayarlanmıştı.

“Murat, evimizde kanepe yok ki,” dedi Aylin, artık evlerine “bizim ev” diyordu. “Yerde mi uyuyacağız?”

“Olur mu öyle şey? Kanepe alırız.”

“Ne zaman?” diye mantıklı bir soru yöneltti Aylin.

Böylece mobilya mağazasına gittiler. Uzun süre farklı renk ve boyutlardaki kanepeleMağazada dolaşırken Aylin’in gözüne sade ama şık bir kanepe takıldı, oturduğu anda içine bir huzur doldu ve o an anladı ki bu kanepe onların tüm mutluluklarının, kavgalarının ve barışmalarının sessiz tanığı olacaktı.

Rate article
Lifequest
Hayal Divanı