Beni Arayacağını Biliyordum, Anne…

Eski günlerden birinde, bir kızın hikâyesi vardı…

Telefon, ders sırasında titreyerek çaldı. Aylin, cebinden telefonunu çıkardı, ekrana baktı ve aramayı reddetti. Ama telefon tekrar titredi.

“Koçak, biraz utan! Telefonunu ya kapat ya da cevapla,” diye sinirli bir sesle uyardı öğretmen.

“Açacağım. Çıkabilir miyim?” Aylin kapıyı gösteren bir bakış attı.

“Çık,” diye iç geçirdi öğretmen.

“Leyla, ne oldu? Dersim var,” diye sordu Aylin, koridora çıkarken.

“Aylin, sevgilim…” Leyla’nin sesi titriyordu. “Annenle baban bir kaza geçirmiş.”

“Ne?” diye tekrarladı Aylin.

“Acele et, gel.”

Aylin, solgun ve telaşlı bir şekilde dersliğe geri döndü, kitabını ve defterini çantasına attı ve kapıya yöneldi.

“Hiçbir şey söylemeyecek misin, Koçak?” Öğretmenin yüksek sesi kapıda Aylin’e yetişti.

“Affedersiniz, çok acil bir şey var,” dedi Aylin, kapıyı açıp çıktı.

“Aylin, ne oldu? Nereye gidiyorsun?” Oğuz, merdivenlerde ona yetişti.

“Bilmiyorum. Leyla aradı, annemle babamın kaza geçirdiğini söyledi, gelmem gerekiyor.”

“Yaşıyorlar mı? Ben de seninle geliyorum.”

“Oğuz, zorunda değilsin…”

“Belki yardıma ihtiyacın olur. Telefonu ver, taksi çağırayım.” Aylin, telefonunun hâlâ elinde olduğunu fark etti.

“Allah’ım, lütfen yaşıyor olsunlar,” diye fısıldadı Aylin, telefonunu Oğuz’a uzatırken.

Eve giden yol boyunca Aylin, sinirden çantasının kayışını çekiştirdi. Oğuz, elini onunkinin üstüne koyarak onu sakinleştirmeye çalıştı.

“Lütfen daha hızlı gidin,” diye yalvardı Aylin şoföre. Sanki sonsuz yavaşlıkta gidiyorlardı.

“Olmaz, her yerde kameralar var,” diye kayıtsızca cevap verdi şoför.

“Ceza parasını ben öderim, sadece hızlı gidin, lütfen,” diye ağlamaklı bir sesle konuştu Aylin.

“Eh,” diye iç çekti şoför ve gaza basarak diğer arabaları geçti. “Öleceksek, beraber öleceğiz.”

Sonunda evlerine vardılar. Oğuz şoförle hesabı kapatırken, Aylin çoktan bahçe kapısından içeri girmişti.

Leyla onları pencereden görüp iki katlı büyük evin önüne çıktı. Gözleri dolu dolu, elleri göğsüne kavuşmuştu.

“Yaşıyorlar mı?” Aylin koşarak merdivenlere çıktı, Leyla’nın önünde durdu.

“Murat Bey direksiyonda ölmüş, Ayla Hanım hastanede.”

“Niye hemen söylemedin? Hangi hastanede?”

“Devlet Hastanesi’nde.”

“Oğuz, taksi gitti mi?” Aylin, Oğuz’a döndü.

“Hayır, dur.” Oğuz, telefonunu çıkarıp numarayı tuşladı. “Hâlâ orada mısınız? Lütfen dönün…”

Artık Aylin’in acele etmesine gerek kalmamıştı. Taksi arka koltuğunda, Oğuz’un omzuna yaslanmış, sessizce ağlıyordu.

Annesinin odasına girmesine izin verilmedi.

“O benim annem! Bırakın yanına gideyim! Onu görmek istiyorum,” diye hıçkırarak doktora yalvardı Aylin.

“Durumu ağır, bilinci kapalı.”

“Onu görmek istiyorum,” diye yalvardı Aylin.

“Tamam. Ancak bağırıp çağırmak yok,” diye uyardı doktor ve onları yoğun bakıma götürdü.

Sonra tekrar taksiye bindiler, evlerine dönüyorlardı.

“Anneciğim… Yaşayacak mı?” diye sordu Aylin Oğuz’a. “Benden başka kimse kalmadı. Hiç kimse.”

“Leyla yok mu? O senin akraban değil miydi?” diye sordu Oğuz.

“Ev işlerine bakan kadın. Çok eskiden beri bizimle çalışıyor, aileden biri gibi oldu. Başkalarına böyle söylüyordum.”

“Neden?”

“Kimsenin evinde çalışan yardımcı yok. Eğer gerçeği bilselerdi, sana nasıl davranırlardı sanıyorsun?”

Yolun geri kalanında sessizce gittiler. Evin önünde Oğuz da arabadan inmek istedi, ama Aylin onu durdurdu.

“Hayır, yarın ararım seni,” dedi ve çıktı.

Leyla, mutfaktan çıkıp Aylin’i karşıladı.

“Ne oldu? Anneni gördün mü?”

“Evet. Komada.”

“Allah’ım, Aylin’im,” diye hıçkırdı Leyla, Aylin’i kucakladı. “Umalım ki Ayla Hanım iyileşsin. Murat Bey’in cenaze işlerini şirket halledecek. Zaten aramışlar,” diye konuştu Leyla, Aylin’in sırtını sıvazlarken. “Ne büyük bir felaket. Ne iyi bir adamdı baban. Kimseye kötü söz söylemez, her zaman nazik ve sakin…”

Aylin, Leyla’nın ağlamalarını göz ardı edip odasına çıktı, yatağa uzandı ve kendini top gibi yuvarladı.

Leyla, şafak sökerken Aylin’i uyandırdı. Gözyaşları içindeki yüzü ve acı dolu bakışlarından, kötü bir haberin geldiğini anladı.

“Az önce aradılar. Gece vefat etti… Mekânı cennet olsun,” diye ağladı Leyla, hızlıca istavroz çıkararak. “Nasıl oldu bu, Aylin’im?”

Sonra mutfakta ikisi de oturdular.

“Tamamen yalnız kaldım,” diye fısıldadı Aylin.

“Ben bir süre daha kalırım. Ama sonra, affedersin, yaşlandım artık, emekli olmalıyım. Tam otuz yıldır sizinlesiniz. Murat Bey’in babası Nuri Bey zamanında başlamıştım işe.”

Cenaze, dokuzu, kırkı derken geçti. Evden babasının iş arkadaşları ve dostları, gelen gidenler azaldı. Evin telefonu sustu. Büyük bir sessizlik kaplıyordu her yeri.

Aylin, sadece Oğuz zorladO günden sonra Aylin, hayatında yeni bir sayfa açtı, hem kaybettiklerini hem de bulduğu annesini kalbinde taşıyarak yoluna devam etti, çünkü artık yalnız olmadığını biliyordu.

Rate article
Lifequest
Beni Arayacağını Biliyordum, Anne…