**Ayla**
“Kaç yaşındasınız?” dedi plastik cerrah Cemil Arda Demir, Ayla’nın güzel yüzüne dik dik bakarak.
Ayla gözlerini kırptı, gülümsedi ve gözlerini hafifçe kaçırdıktan sonra tekrar Cemil’e baktı. Cemil bu ofiste ne kadar çok kadının aynı kıvırtmalarını, şaşkın bakışlarını ve küçük hilelerini görmüştü. Yaş sorulduğunda kadınlar aniden karşılarında genç ve yakışıklı bir erkek olduğunu hatırlarlardı. Ayla da farklı değildi.
“Peki sizce kaç yaşındayım?” diye şen şakrak sordu Ayla.
Cemil ona sert bir ifadeyle baktı.
“Yirmi dokuz,” diye yalan söyledi Ayla, gözünü bile kırpmadan.
Nedense otuz yaş sınırı kadınları hep korkutuyordu.
“Otuz dokuz, daha doğrusu,” diye düzeltti Cemil, acıyıp iki yıl indirerek.
“Sizi kandıramıyorum doktor bey,” dedi Ayla, onun nezaketini takdir ederek.
“Neden beni kandırmaya çalışıyorsunuz ki? Ben doktorum, nişanlı adayınız değil. Yaşınız bana başka bir şey için lazım. Gerçekten yirmi dokuz yaşında olsaydınız, muhtemelen bana gelmezdiniz. Yaşınıza göre çok iyi görünüyorsunuz. Hatta mükemmel diyebilirim. Pek çok kadın sizi kıskanır.”
“Ne korkunç bir insansınız. Bizi röntgen gibi görüyorsunuz,” diye cilvelendi Ayla yeniden.
“Bu benim işim ve tecrübem.”
“Eşiniz çok şanslı. Kadınları anlıyor ve onlara değer veriyorsunuz.”
Cemil evli olmadığını söylemek istedi ama vazgeçti.
“Peki neden geldiniz bana? Mükemmel görünüyorsunuz, ameliyata ihtiyacınız yok. En azından şimdilik.”
İltifat karşısında Ayla’nın gözleri parladı.
“Bunun bedelini sormak istemez misiniz? Evet, zengin bir kocam var. En modern kozmetik tedavilerine ve pahalı ürünlere ulaşabiliyorum. Ama spor salonunda saatlerce çalışmaktan, sonra gençleşmek için saatlerce masada maskelerle yat”Bir süre sonra, küçük şehirdeki sakin hayatına ve ailesine alışan Cemil, bir gün aynanın karşısına geçip kendi yüzündeki çizgilere baktı ve artık hiçbir şeyi düzeltmeye çalışmayacağına söz verdi.”




