Amca ve Hayat Devam Ediyor…

**Dayı Paşa, ya da Hayat Devam Ediyor…**

Cemal mutfak masasında oturmuş, gözlerini karşısındaki duvara dikmişti. Duvarda ilginç bir şey yoktu, tıpkı kafasındaki soruların cevabı gibi. İç çekti ve bardağındaki iyice sulanmış çaya baktı. Daha fazla çay kalmamıştı, alacak parası da… Cemal ayağa kalktı, çayı lavaboya döktü, bardağı çalkaladı, çaydanlıktaki ılık suyu doldurup içti.

Nasıl bu hale gelmişti? Bir zamanlar her şey vardı: iş, ev, eşi, kızı… Şimdi ise hiçbir şey.

***

Cemal, annesinin eve bir adam getirdiği günü hatırladı. Annesi, ona sıkıca yapışmış, koluna girmişti.

“Bu Dayı Paşa. Artık bizimle yaşayacak. Evlendik,” demişti utangaç bir ifadeyle, diğer eliyle ipek, desenli elbisesinin yakasını düzeltirken.

Dayı Paşa, annesinden çok daha yaşlı görünüyordu, boyu ondan kısaydı ve aşırı zayıftı. Hiç tepki vermeden asık suratlı gence bakıyordu.

Cemal çocuk değildi, annesinin birinin olduğunu tahmin ediyordu. Sık sık akşamları çıkıyor, “arkadaşlara gidiyorum” diye yalan söylüyordu. Eve döndüğünde gözleri ışıldıyor, hafif mahcup bir gülümsemeyle dudaklarındaki silinmiş ruj izleriyle geliyordu. Cemal, kendi haline bırakılmaktan memnundu aslında.

Herkes annesinin güzel ve genç olduğunu söylerdi. Bunu duymak hoşuna gidiyordu, kendisi öyle düşünmese de. Anneydi işte, başkalarınınkinden kötü değildi. Ama genç mi? Otuzunu geçen herkes ona yaşlı gelirdi.

Babasını tanımıyordu. Annesi ondan bahsetmeyi sevmezdi. Ve şimdi Dayı Paşa’yı eve getirmişti. İkisi başına kötü müydü ki? Cemal tepindi ve odasına doğru yürüdü.

“Cemal!” diye seslendi annesi, boğuk bir sesle.
Kapıyı çarptı.

“Oğlum, o iyi bir insan, güvenilir. Onunla yaşamak bize kolaylık sağlayacak. Kıskanma, benim için hâlâ en önemli sensin,” demişti annesi, sonra odasına gelip. “Şimdi patates kızartacağım, hep beraber yiyeceğiz. Ona karşı nazik olmaya çalış.”

Annesi Dayı Paşa’nın etrafında pervane oluyor, yanakları kızarıyor, gözleri dalıyordu. Cemal içten içe kıskanıyordu. Suçluluk duyan annesi, harçlığını artırmıştı. Böylece vicdanını rahatlatıyordu.

“Annen için üzülme. Senin için çok iyi bir kadın o. Artık büyüksün. Birkaç yıla kendi ailen olacak, onun tek başına kalması kolay mı sanıyorsun? Ben ona kötülük yapmam,” demişti Dayı Paşa, Cemal’le konuşmaya çalışırken.

Cemal suratını asarak susuyordu, ama haklı olduğunu biliyordu. Dayı Paşa’ya şunu diyebilirdi: Okul durumunu hiç sormamıştı, ne olmak istediğini merak etmemişti.

Liseyi bitirince askere gideceğini söylemişti artık kendini bu evde fazlalık gibi hissettiği için.

“İyi yapıyorsun. Askerlik hayat okuludur. Saygı duyarım. Sonra açıktan okursun. Eğitim şart,” diye kesmişti annesinin tepkisini Dayı Paşa.

Bir yıl sonra Cemal, bambaşka bir adam olarak döndü. Annesi onu sürekli kucaklıyor, masayı donatıyordu. Cemal ilk kez Dayı Paşa’nın da kendisine sarılmasına izin verdi. Onunla eşit şekilde içti, alışık olmadığı için çabuk sarhoş oldu.

“Ne yapmayı düşünüyorsun?” diye sordu Dayı Paşa. “Üniversite kayıtları geçti. Ne yapabilirsin?”

“Bırak da dinlensin,” diye atıldı annesi, oğlunun omzunu okşayarak.

Cemal, askerde ehliyet aldığını, hemen her aracı kullanabildiğini, tamir de yapabildiğini anlattı.

“Güzel. Bir arkadaşımın oto tamirhanesi var. Seni alması için konuşurum. Maaş iyi, ama çok çalışacaksın,” dedi Dayı Paşa.

“Olur,” dedi Cemal.

Bir ay sonra ilk maaşını aldı ve artık kendi evine çıkmak istediğini söyledi.

“Gitmene izin vermem!” diye çıkıştı annesi. “Kim sana yemek yapacak? Kadınlar peşinde koşacaksın…”

“Bağırma, Lale. Sen genç değil miydin?” diye susturdu onu Dayı Paşa. “Haklı. Buraya kız mı getirecek? Kiralama ama.” Koridora çıktı, geri döndüğünde Cemal’e bir anahtar uzattı. “Benim evimde kal. Küçük, şehrin kenarında. Tek başına yeter. Boşandıktan sonra bana kaldı. Kiracılar var şimdi, ama onları çıkarırım.”

“Kadınlara dikkat et, acele etme, akıllı seç. Boşanırsan evi kaybedersin. Bir de içkiye fazla düşme,” diye öğütler verdi Dayı Paşa.

Nasihatleri dinledikten sonra Cemal, kendi hayatına başladı. Annesi ilk zamanlar gelip yemek bırakıyordu. “Oğlum sıcak yemek yemeden olur mu?” diyordu. Sonra Cemal’in bir kız arkadaşı oldu, annesi gelmeyi kesti. Ebru’yla neredeyse iki yıl birlikte yaşadılar. Cemal, makine mühendisliği bölümünde açıktan okuyordu.

Niye kavga ettiklerini hatırlamıyordu. Ama ayrılmaları kolay olmuştu. Sanki Ebru kavga çıkarıp gitmek istemiş gibiydi. Sonra başka kızlar geldi, ta ki kızıl saçlı güzel Deniz’i bulana kadar. Onunla yürürken erkekler boyunlarını çeviriyordu. Cemal kıskanıyor, Deniz de alaycı gülümsemelerle onu kışkırtıyordu.

Okuluna bir yıl kalmıştı. Deniz’Sonra bir gün Cemal, Deniz’in gittiği o eski günlerin aslında hayatına giren en güzel tesadüf olduğunu fark etti, çünkü şimdi elinde tuttuğu bebeğiyle birlikte hayatının en anlamlı anını yaşıyordu.

Rate article
Lifequest
Amca ve Hayat Devam Ediyor…