Oğlum ve ben ölenleri görebiliyoruz. Yıllar boyunca başımıza bir sürü tuhaf olay geldi. Melekler gördüm, şeytanlar da… Hatta birkaç kez rüyamda Azrail’i gördüm. Ama ona hiçbir zaman inanmadım, tapınmadım.
Oğlum da hayaletler görüyor. Bazen uyurken cennete gittiğini, Allah’ı ve Hz. İsa’yı gördüğünü anlatıyor. Uyandığında her detayı öyle canlı anlatıyor ki, gerçekten oradaymış gibi hissediyorsun. O kadar çok şey yaşadık ki, artık kimse bize inanmıyor. “Uyduruyorsunuz, abartıyorsunuz,” diyorlar. Ama öyle değil! Gittiğimiz her yerde, ister bir ev ister bir sokak olsun, mutlaka bir şeyler görüyor ya da duyuyoruz.
Galiba bizde bir tür “görü” yeteneği var, ama bunu kabullenmek istemiyorum. Bu yetenek bana korku veriyor. Bir keresinde, cadıya benzeyen bir kadın bana bu durumdan bahsetti. “Güçlü bir yeteneğin var, istersen daha da geliştirebilirsin,” dedi. Ama ben istemiyorum. Korkuyorum. Belki oğlum bir gün kabullenir. O onlardan korkmuyor. Gördüğü varlıklarla konuşuyor, hatta peşlerinden gidiyor.
Ama ben öyle yapmıyorum. Onlara sadece, “Size yardım edemem, beni rahat bırakın,” diyorum. Sonra öylece kalıyorlar… Odamın kapısında, sabahın köründe bana bakıyorlar. Bazen günlerce orada duruyorlar. Bazen de birkaç dakikada kayboluyorlar. Ama her zaman geri geliyorlar.
Ben ise sadece huzur içinde uyumak istiyorum…




