Yeni Hayata Giden Tren

Leyla uyandı ve kulak kabarttı. Evdeki sessizlikten Kerem’in evde olmadığını anladı. Kalktı, gerindi ve mutfağa yürüdü. Masada bir not duruyordu: “Üzgünüm, dün söylemeyi unuttum. Öğlene kadar işte olacağım.”

Leyla burun kıvırdı, notu buruşturup çöpe attı. Uzun zamandır Kerem’in bir başkası olduğundan şüpheleniyordu. Sürekli evde yoktu, uzun zamandır samimi sohbet etmiyorlardı, konuşmaları bile azalmıştı. Kızı evlenmiş ve eşinin görev yeri olan garnizon şehrine taşınmıştı. Artık evlilikleri sadece görüntüden ibaretti.

Salondan telefon çaldı. Gülşen.

“Ne yapıyorsun?” diye sordu liseden beri en yakın arkadaşı.

“Hiç. Yeni kalktım.”

“Baksana hava harika, bahar geldi, güneş açmış. Alışverişe çıkalım mı? İçimde renkli, güzel şeyler alma isteği var. Umarım başka planın yoktur?”

“Yok. Kerem işte.”

“Pazar günü mü? Tamam, hazırlan, üstünü başını topla, bir saat sonra seni alıyorum.” Gülşen telefonu kapattı.

Leyla çaydanlığı ocağa koyup banyoya yürüdü. Gülşen’le alışverişe çıkmayı seviyordu. Gözü alışkındı, kalabalıkta bile tam aradığını bulabilirdi. Leyla’nın gözü dağılırken, Gülşen sanki sihirbaz gibi tam bedenine, tarzına uygun bir elbiseyi ortaya çıkarırdı.

Ona öğretmişti: Alışverişe tam takım gidilir ki satıcılar seni köylü değil, varlıklı bir kadın olarak görsün. Böylece en iyi ürünleri gösterirler. Garip ama işe yarıyordu. Onlar mağazalardan eli boş dönmezdi.

Leyla makyaj yaptı, giyindi, aynada kendine baktı ve beğendi. Alışveriş ruhunu yerine getiriyordu. Buna ihtiyacı vardı.

On dakika sonra Gülşen aradı ve geldiğini söyledi.

“Selam. Özellikle neye bakmak istiyorsun?” diye sordu Leyla, arkadaşının “Renault”suna binerken.

“Yok ya. Yeni koleksiyon gelmiş, geçen senekiler de indirimde. Bahar geldi işte! Hissediyor musun?” dedi Gülşen neşeyle.

“Kerem beni öldürür. Tatil için para biriktiriyorduk…”

“Öldürmez. Etiketleri kes, fişleri at, harcadığının yarısını söyle.”

“Tamam, ama iki kat fazla harcarım.”

“Benim kocanın gözünü boyamanın bir yolu var.”

“Nasıl?” diye merakla sordu Leyla.

“Sonra anlatırım.”

Gülşen iri yarı bir kadındı. Şişman değil, ama geniş omuzlu, dolgun göğüslü, dar beliyle dikkat çekerdi. Etkileyici kahverengi gözleri, dolgun dudakları ve omuzlarına dökülen kalın siyah saçları vardı. Erkekler ona dönüp bakardı.

Leyla ise tam tersiydi. Ufak tefek, ince yapılı, kumral dalgalı saçlı ve ela gözlüydü. Arkadan bakınca genç bir kız sanılırdı. Gülşen’in yanında hep küçük ve özgüvensiz hissederdi.

Gülşen mağazaya girince satıcılar hemen yardımcı olmak ister, en iyilerini gösterirdi. O da kraliçe edasıyla gülümserdi. Leyla öyle değildi. Satıcılar ona tepeden bakardı, o da şaşırır, yardım istemeden çıkıp giderdi.

İki saat sonra, markalı poşetlerle dolu iki arkadaş bir mağazadan çıktı.

“Yeter, kocam bana kızar,” diye yalvardı Leyla.

“Hadi gel,” dedi Gülşen onu iç çamaşırı reyonuna çekerek.

“Olmaz! Bunun için Kerem bir hafta benimle konuşmaz,” diye inledi Leyla.

“Şuna bak, bu danteller harika! Nar rengi takımı al. Saçına çok yakışır.” Gülşen elinde muhteşem bir sütyen tutuyordu. “Belki şeffaf bir sabahlık da alabilirsin… Yok, bu fazla oldu.”

“Kim bu güzelliği giysinin altında görecek? Üstelik pahalı. Hayır, almayacağım, beni ayartma,” diye direndi Leyla.

“Ben sana boşuna mı öğrettim? Böyle şeyler elbise altında giyilmez ki! Gece giyilir, kocan seni görsün diye. Senin vücuduna böyle şeyler yakışır. Bir kütük bile bu güzellik karşısında canlanır, kocanın da aklı başından gider. Kavga edecek hali kalmaz. Alıyoruz,” dedi Gülşen ve kasaya yürüdü.

“Yeter, ayaklarım koptu. Bir yere oturalım. Sabah sadece kahve içebildim,” dedi Leyla. “Biliyor musun, sanıyorum Kerem beni aldatıyor.”

“Pazar günü işe gitti diye mi böyle düşünüyorsun?” diye kuşkuyla sordu Gülşen kafeye giderken.

“Uzun zamandır şüpheleniyorum…”

“İşte kafe, hadi gir,” diyerek sözünü kesti Gülşen.

Pencerenin yanındaki masaya oturdular. Garsonu beklerken Leyla etrafına baktı, müşterileri inceledi. İki masİlerideki masada Kerem oturuyordu, genç bir kadını beklerken saatine bakıyordu ve Leyla’nın gözleri yaşla dolarken, hayatının en zor ama en özgür adımını attığını hissetti.

Rate article
Lifequest
Yeni Hayata Giden Tren