Seçimini Yap: Onunla Misin, Yoksa Bizimle Mi?

Bugün yine her şey değişti. İşten çıkıp mahallemizdeki bakkala uğradım. Kasada sıra beklerken Raife Teyze’yi gördüm. Annemle yıllar önce aynı fabrikada çalışmışlardı. Onu görünce her zamanki gibi durup sohbet ettim.

Para ödedim, çıkışa yakın bir yerde beklemeye başladım.

“Merhaba Raife Teyze,” dedim yanıma gelen kadına. “Sizi bir süredir göremiyordum.”

“Merhaba kızım Gülşah,” dedi. “Hastaydım, evden hiç çıkmadım. Gel, sana söylemem gereken bir şey var.”

İçimde bir huzursuzluk başladı. Oğlum Mete on altısında, tam delikanlılık çağında. Kızım Asiye de on üçünde, büyümeye başladı. Acaba bir şey mi yaptılar? Bakkal poşeti elimi acıtıyordu. Kaçmak istedim ama fırsat bulamadım. Raife Teyze yanıma sokulup alçak bir sesle konuştu:

“Yanlış anlama Gülşah’ım, dedikodu yapmıyorum. Gözümle gördüm. Sen benim için yabancı değilsin, neredeyse benim kızımsın. Eşin Ahmet, karşı binadaki o genç kadının evine gidiyor. Pencereleri tam benim karşımda. Ne zaman gelse, perdelerini çekiyorlar.”

Üzerime soğuk su dökülmüş gibi oldu, sonra bir anda ateş bastı. Ahmet’ten hiç beklemezdim böyle bir şeyi.

“Seni uyarmak istedim,” diye devam etti Raife Teyze. “İçim rahat etmedi. İki çocuğunuz var. Ya ciddi bir şeyse? Eşinle konuşsam mı?”

“Teşekkürler Raife Teyze,” dedim ve hızlı adımlarla eve doğru yürüdüm.

Nefes nefese kapıyı açtım. Salondaki pufa çöktüm. Poşetten bazı şeyler yere döküldü ama umurumda bile değildi. Asiye sesimi duyup geldi, eşyaları toplamaya başladı.

“Mutfağa götür, ben biraz sonra gelirim,” dedim sertçe.

“Anne, hasta mısın? Yüzün bembeyaz,” diye sordu.

“Git odana. Biraz yalnız kalmam lazım.”

Asiye tereddüt etti ama sonunda gitti.

Ahmet evde yoktu en azından. Kendimi toparlayacak zamanım vardı. Mutfağa gidip bir bardak su içtim. Sonra yemek yapmaya başladım ama ellerim titriyordu.

Tam köfteleri tavaya koymuştum ki anahtarın sesini duydum. Sırtımı döndüm. Ahmet mutfağa girdi.

“Mis gibi kokuyor,” dedi neşeyle.

“Üstünü değiş ve elini yıka, yemek hazır,” dedim buz gibi.

“Bir şey mi oldu?” Yüzüme baktı.

“Bakkaldan çıkarken Raife Teyze’ye rastladım,” dedim. “Sana bir şey söyleyecek. Seni karşı binada görmüş.”

Ahmet’in yüzü değişti.

“O kocamış dedikoducu daha neler söyledi?” diye çıkıştı.

Ama bakışları her şeyi ele vermişti.

“Başkaları da görmüş olabilir. Çocuklar öğrenirse ne olacak?” diye fısıldadım. “Böyle devam edemem. Karar ver. Ya bizimlesin ya onunla.”

“Gülşah…” Ellerini omuzlarıma koydu.

Silkelendim. “Bana dokunma!”

“Anne, baba, niye bağırıyorsunuz?” diye Mete’nin sesi duyuldu.

Birkaç gün hiç konuşmadık. Gerilim giderek artıyordu. Ahmet’in özür dilemesini, o kadını bırakacağını söylemesini bekliyordum. Bir gün çocuklar evde yokken konuştu:

“Artık dayanamıyorum. Anlatmam lazım.”

Anlattı. O kadının ailesi trafik kazasında ölmüş, büyükannesi de vefat etmiş. Ahmet ona yardım ederken bir şeyler olmuş. “Ama hamile kaldı,” dedi.

Yıkıldım.

“Seni terk edemem ama onu da bırakamam.”

“Çocuklarımızı bırakabilirsin öyle mi?” diye bağırdım. “Git! Hemen git!”

Ahmet gitti.

Günler haftalar geçti. Bir akşam kapı çaldı. Açtım, karşımda bitkin duran Ahmet’i gördüm.

“O kadın öldü,” dedi. “Bebek erken doğdu ama yaşıyor.”

İçeri aldım. Çay içerken konuştuk.

“Ben gideceğim,” dedi. “Doğu’ya. Burada herkese zarar verdim.”

“Ya çocuğun?”

“Onu bırakamam,” dedi sonunda.

Bir süre sonra bebeği alıp büyütmeye karar verdim. Ahmet askere gitti, sonra oğlum Mete de.

Zaman geçiyordu. Bir gün kapı çaldı. Mete karşımdaydı. Yanında Ahmet de vardı.

“Anne,” dedi Mete. “Artık bir aile olalım.”

Ahmet gözlerime baktı. İçimdeki buzlar eridi.

“Tamam,” dedim. “Hep birlikte.”

Küçük Ahmet etrafımızda koşuşturuyordu. Belki de her şey daha güzel olacaktı.

Rate article
Lifequest
Seçimini Yap: Onunla Misin, Yoksa Bizimle Mi?