Fırsatını Kaçırma!

Bugün günlüğüme yazarken kalbimin hafifçe çarptığını hissediyorum. Yarım yıl önce, bizim apartmandan yaşlı komşumuz Ayşe Teyze vefat etmişti. Kocası Hüseyin Amca yalnız kaldı. İçine kapandı, adeta keder onu bükmüştü. Komşularımız onu yalnız bırakmadı; kimisi çorba götürdü, kimisi alışverişine yardım etti.

Hüseyin Amca biraz unutkandı. Televizyonun sesini sonuna kadar açar, sonra da ocakta çaydanlığı unuturdu. Bir keresinde neredeyse yangın çıkacaktı. O günden sonra ben de yedek anahtarını almak zorunda kaldım.

Sonunda oğlu gelip Hüseyin Amca’yı yanına aldı ve evi satılığa çıkardı. Hepimiz rahat bir nefes aldık çünkü yaşlı bir adamın yalnız ölmesi doğru değildi.

Üç hafta sonra yeni bir sahibi çıktı evin. Tüm apartman hemen haberdar oldu çünkü işçiler girip çıkmaya, eski eşyaları atıp yenilerini taşımaya başlamıştı. Sürekli matkap sesleri, çekiç gürültüleri… Sabrım tükeniyordu. Bir gün dayanamayıp gidip kapısını çaldım.

Kapıyı toz içinde bir adam açtı.

“Ev sahibi siz misiniz? Ne zamana kadar bu gürültü sürecek?” diye çıkıştım.

“Özür dilerim hanımefendi, iki gün daha dayanın lütfen,” dedi sakince.

İçeri dönüp kendimi salona attım. Dışarı çıkıp bahçedeki banka oturdum. Komşular hemen sordular:

“Yeni komşunuzu gördünüz mü? Yakışıklı bir adam, üstelik ne kadar kibar!”

“Keşke keman çalsa da dinlesek,” diye mırıldandım içimden.

Birkaç gün sonra karşılaştık. Kapıyı açtı, gülümsedi. Otuz iki dişi parlıyordu. Ama bana göre gülüşü ukalacaydı.

“Teşekkürler,” diye geçiştirdim.

O gece doğum günümdü. Arkadaşım Burcu geldi, şampanya açtık. Ama kapağı patlatamadık. Burcu hemen komşunun kapısını çaldı.

Adam geldi, şampanyayı bir hareketle açtı. Burcu gözlerini devirmeye başladı. Ona yemek servis ederken neredeyse kendinden geçiyordu. Ben dayanamayıp mutfağa kaçtım.

“Gamze, ne müthiş bir adam!” diye bağırdı peşimden. “Ben onu baştan çıkaracağım, tamam mı?”

“Al senin olsun,” dedim ama içim parçalanıyordu.

O gece yatağımda gözyaşları içinde döndüm durdum.

Ertesi sabah kapı çalındı. Açtım, elinde kocaman bir gül demetiyle duruyordu.

“Doğum gününüz kutlu olsun,” dedi.

Çay içtik, sohbet ettik. Boşandığını, kızının üniversitede olduğunu anlattı. Burcu’nun eski eşine benzediğini söyleyince içim bir hoş oldu.

Ertesi gün tiyatroya davet etti. Yeni elbisemi giydim, makyaj yaptım. Arabada bana baktığında kalbim yerinden çıkacak gibiydi.

O gece evine davet etti. Şampanya içtik, dans ettik. İki ay sonra bana evlilik teklif ettiğinde, “Belki daireleri birleştirebiliriz,” dedi.

“Asla! İleride çocuğumuz kendi odasında yaşayacak,” dedim.

“Çocuğumuz mu?” diye şaşırdı.

“Evet.”

İşte böyle… Kimi aşkı ilk görüşte bulur, kimi kayıplardan sonra. İnsanlar sever, ölür, yerlerine yenileri gelir ve onlar da sever.

Aşk hep var olacak. Değişen sadece sevenlerdir.

Rate article
Lifequest
Fırsatını Kaçırma!