Sadece Bir Yoksul Sanıyordu! Her Gün Biraz Yiyecek Verdi, Ama Bir Sabah Her Şey Değişti!

Bir gün sıradan bir dilenci sandığımız kişinin aslında kim olduğunu öğrendiğinde her şey değişti!

Bu, fakir bir kız olan Aylin ile herkesin alay ettiği topal bir dilencinin hikayesi. Aylin, henüz 24 yaşında genç bir kızdı. İstanbul’un eski bir semtinde, yol kenarındaki küçük bir tahta tezgahta yemek satardı. Tezgahı yamalı tahtalardan ve paslı saclardan yapılmıştı. Büyük bir çınar ağacının altındaydı ve insanlar yemek yemek için buraya gelirdi.

Aylin’in pek bir şeyi yoktu. Ayakkabıları eskimiş, elbisesi yamalıydı. Ama her zaman gülümserdi. Yorulduğunda bile her müşterisine nazikçe, “Hoş geldiniz efendim, afiyet olsun,” derdi.

Her sabah erkenden kalkıp pilav, mercimek ve mısır lapası pişirirdi. Elleri hızlı çalışırken kalbi yavaş atardı, çünkü içi hüzün doluydu. Aylin’in ailesi yoktu.

Annesiyle babası genç yaşta vefat etmişti. Tezgahının yakınındaki küçük bir odada yaşıyordu. Elektriği bile düzenli değildi.

Sadece o ve hayalleri vardı. Bir akşam, tezgahını temizlerken komşusu Ayşe Teyze geldi. “Aylin,” dedi, “Sen niye hep gülümsüyorsun? Bizim gibi zorluk çekmiyor musun?” Aylin yine gülümsedi ve “Ağlamak tencereme yemek koymaz ki,” diye cevap verdi.

Ayşe Teyze gülüp gitti, ama sözleri Aylin’in kalbine kazındı. Doğruydu, hiçbir şeyi yoktu.

Yine de, insanlara karşılık beklemeden yemek verirdi. Hayatının değişmek üzere olduğunu bilmiyordu. Her akşam Aylin’in tezgahında ilginç bir şey olurdu.

Yolun köşesinde topal bir dilenci belirirdi. Yavaşça ilerler, eski tekerlekli sandalyesini elleriyle iterken taşlara sürtünmenin çıkardığı gıcırtılı ses duyulurdu.

Gıcır, gıcır, gıcır… Geçenler güler veya burunlarını kapatırdı. “Yine bu pis adam,” derdi biri.

Adamın bacakları sargılıydı. Pantolonu dizlerinden yırtıktı. Yüzü toz içindeydi.

Gözleri yorgun bakardı. Bazıları kötü koktuğunu söylerdi. Bazıları da deli olduğunu.

Ama Aylin bakışlarını kaçırmazdı. Ona “Dede Ahmet” derdi. O gün, kavurucu güneşin altında Dede Ahmet sandalyesini iterek tezgahın yanında durdu. Aylin ona baktı ve yumuşak bir sesle, “Yine geldin Dede Ahmet. Dün yemek yemedin,” dedi.

Dede Ahmet başını öne eğdi. SesDede Ahmet, gözlerinde minnettarlıkla, “Senin gibi bir yürek buldum ya, gerisi önemli değil,” diyerek gülümsedi ve o an Aylin, gerçek zenginliğin yükte değil gönülde olduğunu bir kez daha anladı.

Rate article
Lifequest
Sadece Bir Yoksul Sanıyordu! Her Gün Biraz Yiyecek Verdi, Ama Bir Sabah Her Şey Değişti!