Her Şey Göründüğü Gibi Değil
Elif işten dönerken otobüste camın kenarına yaslanmış, yağmur damlalarını izliyordu. Camın ardındaki dünya bulanık ve gerçek dışı görünüyordu. “Tıpkı hayatım gibi. Gelecek sisler içinde ve belirsiz. Bu düşünce bile ürkütücü.” Gözlerini kapattı. Kirpiklerinin arasından sızan yaşları silmeye çalıştı.
“Şu gençler! Etrafındakileri görmüyorlar bile. Yaşlılar ayakta dururken…” diye homurdandı tepesindeki sert ses.
Elif gözlerini açtı. Önünde, yüzü öfkeden kızarmış şişman bir kadın duruyordu. Gözleri sanki Elif’i delmeye çalışıyordu.
“Buyurun, oturun lütfen,” dedi Elif ayağa kalkarak.
“Eh, tabii oturacağım. Söylemeseniz kimse yer vermeyecek,” diye mırıldandı kadın.
Elif zorlukla kadınla önündeki koltuğun arasından sıyrıldı. Kapıya yaklaştığında kadının “Terbiyesiz gençlik!” sözlerini ve ona katılan başka sesleri duyuyordu.
“Belki onun durumu benden daha kötüdür. Bu yüzden bu kadar öfkeli,” diye düşündü Elif.
“İnecek misiniz?” diye bir genç sesi duydu arkasında.
Dönüp baktığında, liseden arkadaşı Ayşe’yi gördü.
“Elif! Aman tanrım, kaç yıldır görüşmedik…”
Elif’in cevap verecek vakti olmadı çünkü otobüsün kapıları açıldı ve kalabalık onları dışarı itti.
“Seni görmek ne güzel,” dedi Ayşe gülümseyerek.
Taze ve mutlu görünüyordu. Elif’in koluna girdi. “Sakın beni bırakacağını sanma! Seninle konuşmamız lazım.”
“Ben de seninle görüşmek isterim ama evime gelemeyeceksin,” dedi Elif gülümsemeden.
“Olsun, benim eve gidelim… Yani annemin evine. Ben evlendim, başka yerde oturuyorum. Bugün onu ziyarete gidiyordum,” dedi Ayşe yürürken.
“Ayşe, gerçekten gelemem. Başka zaman,” diye durdu Elif.
“Dinlemek istemiyorum! Bir sonraki ‘başka zaman’ yüz yıl sonra olacak. Hadi ama, yarım saatliğine,” diye yalvardı Ayşe.
“Tamam ama fazla kalamam,” diye teslim oldu Elif.
“Evde yedi çocuk mu bekliyor?”
“Hayır. Kızım ve kocam var.”
“Allahım, ne düşündüm bile! Kocan ve kızın bekler. Gel,” dedi Ayşe kararlı bir tavırla, Elif’i sürükleyerek evinin önünden geçirdi.
“Anne, bak kimi getirdim!” diye sevinçle bağırdı Ayşe.
Ayşe’nin annesi Elif’i görünce sevinçle ellerini çırptı. Okul yıllarında ikisi ayrılmaz bir çiftmiş. Mezun olduktan sonra Ayşe sürekli arar, buluşmak istermiş ama Elif’in aklı başka yerdeymiş.
O sırada aşık olmuş. Annesi defalarca uyarmış: “Bu adamda ne buldun? Boksör. Bu ne meslek? Birbirini yumruklamak mı? Sürekli kırık burun, belki sakat kalacak. Düşün kızım…”
Ayşe’nin annesi hemen çay demlemeye koyuldu.
“Anne, bırak bizi biraz konuşalım,” diye rica etti Ayşe.
“Tabii, tabii! Anlıyorum,” dedi annesi çıkarak.
“Şimdi anlat. Derhal anladım, bir şeyler ters gidiyor. Hadi, dök içini. Belki yardım edebilirim.”
Elif sırlarını anlatmaya hazır değildi ama Ayşe’nin samimi bakışları karşısında yavaş yavaş her şeyi anlattı.
“Yani sen sonunda Murat’la evlendin mi? Ona deli gibi aşıktın hatırlıyorum.”
“Evet. Annemle hep onun yüzünden kavga ettik. Bilirsin, hep seni örnek gösterirdi. ‘Ayşe akıllı, hesaplı hareket eder, iyi bir hayat kurar’ derdi. Bana ise ‘romantik, hayalperest’ derdi,” diye içtenlikle anlattı Elif.
“Zeynep Hanım’ı tanıyorum işte,” diye güldü Ayşe. “Hâlâ okulda mı öğretmenlik yapıyor?”
“Evet.” Elif ilk kez gülümsedi.
Ayşe sarışın, zarif yüzlü, uzun boyluydu. Elif ise yuvarlak yüzlü, bukleli kahverengi saçlı ve masum mavi gözlüydü. Tam bir hayalperest, sonsuz aşka inanan ve fedakarlık yapmaya hazır biri. Şimdiyse yorgun, solgun görünüyordu.
“Başta her şey iyiydi. Ama Türkiye Şampiyonası elemelerinde Murat kafa travması geçirdi. Üstüne bir de felç… Doktorlar umut vermedi. Spor bitti tabii. O sırada hamileydim. Nasıl düşük yapmadım bilmiyorum.”
Doğum yaptıktan sonra kucağında bebekle Murat’a bakmış. Annesi olmasa dayanamazmış. Arabayı satmışlar. Doğumdan altı ay sonra işe dönmüş. Annesi kızına bakmış. Şimdi altı yaşında ve Murat’ın aynısı.
Murat’ın iyileşmesi yıllar sürmüş. Yürüyebileceğine bile inanmazken, toparlamış. Ama spora dönüş yok. Tek bildiği şey boksmuş. İş beğenmiyor, eğitimi yetmiyor, geçmiş sakatlıklar işe alınmasını engelliyormuş. Çalışamadığı için sinirli ve içine kapanık olmuş. Kızıyla biraz olsun iletişim kuruyor… Elif gözyaşlarını saklamak için başını çevirdi.
“İş konusunda yardım edebilirim,” dedi Ayşe, Elif’in elini tutarak. “Denemekle kalmayacağım, eve gidince eşimle konuşurum. Fabrikaları, gemileri yok belki ama kendi şirketi var. Kocan güvenlik görevlisi olabilir mi? Üzülme, bir çaresini buluruz.”
“Teşekkürler Ayşe. İyi ki karşılaştık. Ama gitmem lazım. Murat gecikmelerden hoşlanmıyor. Beni terk edeceğim diye korkuyor.”
“Telefon numaralarımızı değişelim. Yarın sana dönerim. Eşim beni çok sever, en iyi arkadaşımMurat artık kendine güvenen bir adam olarak spor salonunda gençlere antrenörlük yapıyor, Elif ise yıllar sonra ilk defa geleceğe umutla bakabiliyordu.




