**Telefon çaldığında Leyla masanın başında oturuyordu. “Affedemem. İhanet böyle affedilmez. Ama diğer yandan, bu yıllar boyunca kötü bir hayat mı yaşadım? İstanbul’un göbeğinde, rahat bir hayat. Şikayet edecek bir şey yok. Yine de…”**
Leyla, okulda hep başarılı bir öğrenci olmuştu. Ailesi ona her şeyi en iyi şekilde yapmayı öğretmişti.
Oysa Murat, matematik dışında pek parlak değildi. Formüllerle arası çok iyiydi, olimpiyatlarda birincilikler kazanmıştı. Saçları dağınık, gözlükleri kalın çerçeveli, biraz kambur duruşlu, tuhaf bir çocuktu. Kızlar onu pek fark etmezdi; o da sadece sayılarla ilgilenirdi.
Bir gün teneffüste yanlışlıkla itildi, gözlükleri kırıldı. Ders sırasında tahtayı görmek için gözlerini kısıyordu. Leyla bir an onun yüz hatlarını fark etti: Düzgün bir çene, ince bir burun, dolgun dudaklar ve uzun kirpikler…
Omzuna dokunulunca irkildi.
_”Gözlüksüz çok yakışıklı olmuş,”_ diye sırıttı arkadaşı Yasemin.
Leyla utandı, ama birkaç dakika sonra yine ona bakıyordu. Okul çıkışında yanına gidip gözlüksüz daha iyi göründüğü söyledi. _”Lens denedin mi?”_
Ertesi gün okula gözlüksüz geldi, ancak gözlerini de kısmıyordu. Leyla anladı, ailesi ona lens almıştı.
_”Böyle daha mı iyi?”_ diye sordu teneffüste.
_”Çok iyi,”_ diye gülümsedi Leyla.
O günden sonra birlikte olmaya başladılar. O, heyecanla teoremlerden bahsederken, Leyla ona hayranlıkla bakıyordu. Ona Türkçe ve edebiyat derslerinde yardım etti.
Murat, üniversitelerin kapısını aralayan başarılara sahipti. Leyla, onun yanında olabilmek için, aslında memleketinde okumayı planlarken İstanbul’a gitti.
Üniversite bitmek üzereyken, ailesi onu geri çağırdı. Murat’la kalma umudu yok gibiydi. Ama tam gidecekken, Murat diz çöktü, bir yüzük uzattı. Eski filmlerdeki gibi…
Murat akademiye girdi, üniversitede ders vermeye başladı. Onlara küçük bir aile yurdu dairesi verdiler. Leyla orta karar bir öğrenciydi, öğretmenlik dışında fazla seçeneği yoktu. Bir buçuk yıl sonra kızları oldu, okula dönmedi.
Murat doktorasını tamamladı, zor bir teoremi çözerek ödül aldı. Leyla evde çocuklarına bakıyordu.
Makaleleri uluslararası dergilerde yayınlandı. Harvard’a davet edildi. Profesör oldu. Leyla gurur duyuyordu. Yurttan çıkıp İstanbul’un merkezinde bir daireye taşındılar.
Tanıdıkları onları örnek aile olarak gösteriyordu. Leyla’nın hayatı Murat ve güzeller güzeli kızları Aslı’nın etrafında dönüyordu. Aslı, umut vaat eden genç bir ressamla evlendi.
Ama her şey bir günde yıkıldı.
Leyla yemek hazırlıyorken telefon çaldı.
_”Murat Bey’in evi mi? Sizi uyarmak istiyorum. Kocanız sizi aldatıyor. Sakın kapatmayın,”_ dedi kadın. _”Kızımla bir ilişkisi vardı. Onu terk edince, kızım depresyona girdi. Şimdi genç bir asistanla görüşüyor. Konferanslara beraber gidiyorlar… Alo, hâlâ dinliyor musunuz? Sadece gözlerinizi açmak istedim…”_
Telefon susmuştu ama Leyla hâlâ elinde tutuyordu. Dedikodulara inanmayan biriydi, ama yine de kendisi görmeliydi.
Üniversiteye gitti, dersini bitirip çıkana kadar bekledi.
Sonunda sınıfın kapısı açıldı, öğrenciler dağıldı. Murat yanından geçmedi bile, etrafa bakmayan biriydi. Ofise girdiğinde, Leyla da kapıyı açtı. Murat genç bir kadınla öpüşüyordu…
***
_”Ne yapmalıyım?”_ diye tekrar düşündü, küçük çiçekli duvar kağıdına bakarken.
Anahtar sesiyle irkildi.
_”Yemeği hazırlamadım bile,”_ diye telaşlandı ama hemen sakinleşti. _”Neden hazırlayayım ki? Artık başkası yapsın.”_ Dolaptan bir koca bavul çıkarıp eşyalarını toplamaya başladı.
_”Bütün elbiselerini mi kuru temizlemeye veriyorsun?”_ diye sordu Murat yatak odasına girince. Sesinde şaşkınlık değil, alay vardı. Leyla ona dik dik baktı.
_”Bunlar senin eşyaların. Artık burada kalmayacaksın.”_
_”Neden? Nereye?”_ Şimdi şaşırmıştı.
_”Gerçekten soruyor musun? Bugün üniversiteye geldim. Onunla gördüm seni… Güzelmiş. Kendin söyleyemez miydin?”_
_”Neyi söyleyeyim?”_ Murat’ın sesi gergindi.
_”Öğrencilerinle, asistanlarla olan ilişkilerini. Bir erkek gibi itiraf et.”_
_”Anlamıyorum…”_ Gözlerini kaçırdı.
Leyla yatağa oturdu, ellerini yüzüne kapattı ve ağladı.
_”Leyla,”_ Murat yanına geldi, omzuna dokundu.
Ani bir hareketle elini attı.
_”Hayatımı sana adadım. Sen rahat çalışasın diye her şeyi üstlendim. Sen ise… Benim hiçbir yere gitmeyeceğimi düşündün. Hiçbir şeyim yok. Tüm bunlar senin…”_ Eliyle yatak odasını işaret etti. _”Ben sadece bir ev kadınıydım. Beni eşya gibi gördün.”_
_”Yanılıyorsun. Ben gitmiyorum.”_
Leyla sanki yumruk yemiş gibi oldu. Nefes alamıyordu.
_”Onu buraya mı getireceksin? Bizim yatağımızda mı yatacaksınız? Tanrım, seni tanıyamıyorum.”_
Bir an göz göze geldiler. Sonra Leyla çıkıp kapıyı çarptı. Onu durduracağını ummuştu, ama Murat sessiz kalmıştı.
Apartmanın önündeki banka çLeyla otobüse bindi, camdan dışarı bakan gözleri artık hüzünlü değil, özgürlüğünü arayan bir kadının kararlı bakışlarıyla ışıldıyordu.




