Bir Kızını Bıraktı mı? – Korkunç Bir Düşünce Valentina’yı Ateşler İçine Saldı – Hayır, Bu Olamaz! Kesinlikle Dönecek

“Bana kızını mı bıraktın?” diye düşündü Meral, içini korku sararken. “Hayır, bu olamaz. Mutlaka geri dönecektir.”

İşten dönen Meral, masanın üzerinde kızı Elif’ten kısa bir not buldu. İlişkileri her zaman inişli çıkışlı olmuştu ama kızının böyle ansızın evden kaçacağını hiç beklemiyordu. Notu defalarca okudu, her kelimesini ezberledi, yine de gözünden kaçan bir şeyler olduğunu hissediyordu.

O gece Meral uyuyamadı. Yastık çok sertti, yorgan ağırdı, hava nefes almayı zorlaştırıyordu. Gözyaşlarına boğulduğu anlar oldu, sonra kızıyla hayali konuşmalara dalıp aralarındaki kavgaları, mutlu anları hatırladı.

Yorgun düşmüş bir halde yataktan kalktı, masaya oturup lambayı yaktı. Not, sık sık okunmaktan buruşmuş bir halde evraklarının üzerinde duruyordu.

Meral, son bir kez daha okudu. Hayır, yanlış anlamamıştı. Elif’in kızgın ve suçlayıcı sesi kulaklarında çınlıyordu:

“Senin baskından yoruldum… Çok katısın… Kendi hayatımı yaşamak istiyorum. Artık büyüdüm… Zaten bana izin vermezdin, bu yüzden sen yokken gidiyorum. İyiyim. Yanımda biri var. Beni arama. Geri dönmeyeceğim…”

Ne bir hitap ne de imza vardı. “Peki ya ben?” diye sordu Meral, sanki kızı duyup cevap verecekmiş gibi. “Bana bir şey olursa, haber vermeye bile adresin yok. Benim ne hâlde olacağımı hiç mi düşünmedin?”

Belki de Elif kendince haklıydı. Ama bir anne olarak Meral, onun iyi bir eğitim almasını, güzel bir iş bulmasını istemişti. Aşkın ve hamileliğin, bu hayallerin önüne geçmesini engellemeye çalışmıştı. İzin veren anneler var mıydı ki?

Meral de öğrenciyken evlenmişti. Aşkın ve tutkunun, parasızlıkla, yurt odasının darlığıyla ve yorgunlukla nasıl buharlaşıp gittiğini hatırlıyordu.

Elif doğduğunda ise iyice zorlaşmıştı hayat. Kocası, kendisi gibi genç bir öğrenciydi ve birbirlerini anlamaz olmuşlardı. Belki de annesi haklıydı, kürtaj yaptırmalıydı. Ama Meral, aşklarının her zorluğu yeneceğine inanmıştı. Ne kadar da safmış.

Üç ay sonra boşandılar. Meral, akademik izin alıp ailesinin yanına döndü. İlginçtir, annesi torununu hemen sevmişti, halbuki kürtajı savunmuştu. Hatta Meral’i okula geri yollayıp Elif’e kendisi bakmış, onu şımartmıştı.

Anne babası hayattayken Meral’in sıkıntısı yoktu. Çocuk emin ellerdeydi. Okulu bitirdikten sonra bir süre İngilizce öğretmenliği yaptı, ardından tercüman olarak iş buldu.

Ama aşk hayatı hep kötü gitmişti. Annesi, “Artık kendine güvenen, olgun bir adam bulmalısın,” diyordu. Ama Meral’in karşısına ya evli erkekler çıkıyordu ya da her şeyini eski eşine bırakmış, sığınacak liman arayanlar. Bu tür ilişkilere girmekten korkuyordu.

Ailesi vefat edince sadece Elif kalmıştı ona. Tüm sevgisini, emeğini kızına vermişti. Ama Elif için bu bir anlam ifade etmiyordu. Büyükannesinin şımarttığı kız, annesini fazla sert buluyordu. Eğitim değil, özgürlük istiyordu. Ve nihayet, o gün evden kaçmıştı…

“Bekleyeceğim. Başka ne yapabilirim ki? Bir gün döneceksin. Ben senin annenim, seni seviyorum ve affedeceğim. Yeter ki başına bir şey gelmesin…” Meral derin bir iç çekti, lambayı kapattı ve yatağına uzandı. Yarım saat kıvrandıktan sonra, huzursuz bir uykuya daldı.

Kızının gidişine bir türlü alışamamıştı. Her kapı zili, her sokak gürültüsü onu heyecanlandırıyordu. Ofis işine ek olarak evden çeviriler alıyor, gecenin geç saatlerine kadar çalışıyordu. Kendine acımaya vakti yoktu. Elif’i düşünüyor, içinden “O iyidir,” diye tekrarlıyordu.

Bir buçuk yıl sonra, kapı zili onu çevirisinden aldı. Gözlüklerini çıkarıp yorgun gözlerini ovuşturdu. İş iyi gidiyordu, ara vermek istemiyordu. Zil tekrar çaldı, Meral masasından kalktı.

Kapıyı açtığında karşısında solgun, çökmüş bir Elif duruyordu. Meral şaşkınlıkla kızına sarılmak için hamle yaptı.

“Elif! Sonunda geldin. Seni bekledim durdum.”
Ama kızının soğuk bakışlarıyla durdu. Elif içeri girdiğinde, Meral kucağındaki bebeği ancak o fark etti.

“Bu senin mi? Ver bana.” Meral bebeği kucağına aldı. “Kız mı?” diye sevinçle haykırdı. “Onu odaya götüreyim, sen de üstünü değiştir.”

Bebeği yatağa yatırıp tombul yanaklarına, minik dudaklarına baktı. Tam o sırada kapının çarpma sesiyle irkildi. Elif gitmişti.

Girişten hiç ses gelmiyordu. Koşup baktığında, kapının yanında bırakılmış bir çanta duruyordu. Elif’in geldiğine dair tek kanıt, yerdeki ıslak ayak izleriydi.

Meral kapıyı hızla açıp merdiven boşluğuna doğru bağırdı: “Elif!” Cevap yoktu. Pencereden baktı, sokak boştu.

“Elif…” diye fısıldadı çaresizce.

Odaya dönüp bebeğin yanına oturdu. Hiçbir şeyden habersiz, küçük kız uyuyordu.

“Bana kızını mı bıraktın?” diye düşündü Meral, içi korkuyla doldu. “Hayır, bu olamaz. O mutlaka geri dönecek. Çanta! Çantayı bırakmış…” Hızla çantayıMeral çantayı açtı ve içinden küçük kızın eşyalarıyla birlikte bir not çıktığını görünce, artık hayatının tamamen değişeceğini anladı.

Rate article
Lifequest
Bir Kızını Bıraktı mı? – Korkunç Bir Düşünce Valentina’yı Ateşler İçine Saldı – Hayır, Bu Olamaz! Kesinlikle Dönecek