“Biliyor musun, sana nasıl bakıyor? Aşk ve hayranlıkla,” diye atıldı kızı, kendinden memnun bir ifadeyle.
Erdem banyodan çıktı, sadece bir havluyla örtünmüştü. Göğüs kaslarından süzülen su damlaları parlıyordu. Bir erkek değil, adeta bir hayaldi. Leyla’nın kalbi hızla çarptı, içinde tatlı bir sızı hissetti.
Erdem yatağın kenarına oturdu ve onu öpmek için uzandı. Leyla başını çevirdi.
“Yapma, yoksa hiç gidemeyeceğim. Gitmem lazım. Elif muhtemelen eve gelmiştir,” dedi Leyla, yanağını Erdem’in omzuna sürterek.
Erdem derin bir nefes aldı.
“Leyla, daha ne kadar böyle devam edeceğiz? Kıza bizden bahsedecek misin?”
“Üç ay önce benim varlığımdan bile haberdar değildin, gayet iyi yaşıyordun,” dedi Leyla ayağa kalkarak giyinmeye başladı.
“Hiç yaşadığımı sanmıyorum, seni bekliyordum. Bir gün bile sensiz…”
“Kalbimi parçalama. Beni uğurlama,” diyerek Leyla odadan çıktı.
Sokakta yürürken, insanların bakışlarını görmezden gelmeye çalıştı. Sanki herkes nereden geldiğini biliyordu. Erkekler merakla, kadınlarsa yargılayıcı gözlerle bakıyordu.
Tabii ki, her şey onda vardı: İnce belli, dik duruş, çarpıcı gözler ve dolgun dudaklar. Koyu renk saçları toka tutamamış, dağılmıştı. Oysa Leyla görünmez olmak istiyordu.
***
Genç yaşta, yirmisinde, büyük bir aşkla evlenmişti. Hemen hamile kalmıştı. Kocası kürtaj olmasını istemiş, “Erken, önce ayaklarımızın üzerinde duralım, daha zamanımız var,” demişti. Ama Leyla razı olmamış, sağlıklı bir kız çocuğu doğurmuştu. Kocasının zamanla değişeceğini ummuştu, ama o kızını hiç sevmedi. Ne yapalım, pek çok erkek çocuklara karşı ilgisizdi.
Bir gün bir kadın arayıp, kocasının sık sık gittiği adresi vermişti. Leyla hemen koşup kontrol etmemiş, kocasını bekleyip doğrudan sormuştu. Önce inkâr etmiş, sonra bahaneler uydurmuş, ardından bağırmaya başlamıştı:
“Bir deli kadın bir şey söylemiş, sen de hemen inanmışsın! Sen de ondan farklı değilsin. Ben gidiyorum, pişman olacaksın…”
Kapıyı çarparak çıkmıştı. Leyla yaşamak istememişti, ama kızı ona ihtiyaç duyduğu için hayata tutunmuştu. İki hafta sonra dayanamayıp verilen adrese gitmiş, bahçedeki bir ağacın arkasına saklanmıştı. Kısa sürede kocasını genç bir kadınla kol kola gezerken gördü. Birlikte apartmana girdiler.
Ertesi gün Leyla boşanma davası açtı. Affedemeyeceğini biliyordu, karakteri böyle değildi. Kızını kreşe verip işe başladı.
Arada bir hayatına erkekler girdi, ama hiçbiri ona hayatını bağlayacak kadar cazip gelmedi. Ta ki uzun yıllar sonra Erdem kalbini fethedene kadar. Yakışıklı, uzun boylu, ona layık biriydi. Aralarında tutkulu bir aşk başladı. Bir gün Elif, annesine neden bu kadar özenle hazırlandığını sordu.
“Bul”Aradan geçen zamanla anladı ki, asıl aşk hep yanı başında, sadakatle bekliyormuş.”




