Küçük Yavru

**Günlük, 15 Mart**

Bugün yine yalnız başıma düşüncelere daldım. Şimdi dışarıda kar yağıyor, minik buz kristalleri camlara çarpıyor. Ama içimdeki sıcaklık, küçük oğlum Baran’ın yüzündeki gülümseme kadar büyük.

Yıllar önce Mehmet’e delicesine âşık olduğumda, hamile olduğumu öğrenince, evli olduğunu itiraf etmişti. Karısından ayrılamazdı çünkü kayınpederi onun patronuydu. “Bebeği aldır,” demişti soğukkanlılıkla. “Yoksa mahkemeye verirsem senin için daha kötü olur.”

Ben pes etmedim. Onun hayatından çekildim ve Baran’ı tek başıma büyütmeye karar verdim. Şimdi beş yaşında, akıllı, sevgi dolu bir çocuk oldu. Bana yetiyor.

Okulda yeni bir beden eğitimi öğretmeni başladı: **Emre Bey**. Uzun boylu, spor yapmış, güler yüzlü biri. Tüm bekar kadın öğretmenler ona ilgi gösteriyor ama ben uzak duruyorum. Belki de bu yüzden o da bana dikkat etmeye başladı.

Dün okul çıkışında, arabasıyla önümde durdu.

“Buyur, seni bırakayım,” dedi gülümseyerek.

“Yürüyerek gidebilirim, çok uzak değil,” diye cevapladım tedirginlikle.

“Arabayla daha iyi. Nereye gideceksin?”

“Anaokuluna… Oğlumu alacağım.”

“Çocuğun mu var?” diye şaşırdı.

“Evet, Baran. Beş yaşında.” Arabadan çıkmak için kapıyı açtım.

“Dur, seni bırakayım,” dedi ısrarla.

Yol boyunca suskunluğumuzu bozmadık. Anaokulunda indiğimde, “Bekleyeceğim,” dedi. Ama ben reddettim. “Gerek yok. Oğlum sorular sormaya başlar. Anlıyorsunuz değil mi, Emre Bey?”

Ertesi gün yine oradaydı. Bu sefer Baran’ı da arabaya aldık. Ama oğlum ona pek ısınmadı. Ciddi ifadesiyle arka koltukta oturdu, pencereden dışarı baktı.

Bir hafta sonra alışveriş merkezine gittik. Baran’a mont ve ayakkabı bakarken, Emre onu oyuncak reyonuna götürdü. Hiçbir şeye ilgi göstermedi… ta ki sokak köpeğini görünceye kadar.

Park yerinde üşümüş, titreyen küçük bir köpek yavrusu belirdi. Emre baktı, sonra sinirle, “Defol buradan!” diyerek onu tekmeledi.

Baran hemen köpeği kucağına aldı. “Sen… **kötü bir insansın!**” diye bağırdı Emre’ye.

Şok olmuştum. Oğlum hiç böyle konuşmazdı. Ama köpeği bırakmayı reddetti. “Üşüyor, anne! Onu alalım, ben temizlerim!”

Emre ısrar etti, “Hasta olabilir, bırak şunu!” Ama Baran dinlemedi. Tam o sırada bir araba geri geri gelirken ona çarptı. Neyse ki hafifçe düştü, köpeği hâlâ sıkıca tutuyordu.

Emre sinirle, “Bu çocuğa disiplin vermelisin!” diye bağırdı. Ama ben sustum. Baran’ın gözlerindeki kararlılığı gördüm.

Eve döndük. Köpeği yıkadık, veterinere götürdük. “Sağlıklı,” dedi doktor. Baran mutluydu.

Akşam Emre çiçeklerle geldi. Özür dilemeye çalıştı ama artık çok geçti. Kapıyı kapattım.

Şimdi Baran yerde, yeni arkadaşıyla oynuyor. Ona **”Gülücük”** adını koymuş.

“Anne, bak, bana gülümsüyor!”

İşte gerçek mutluluk bu. Kimse bize zarar veremez. Benim için önemli olan tek şey, onun gözlerindeki bu ışık.

Rate article
Lifequest
Küçük Yavru