Bir Daha Asla

Bir Daha Asla

İş çıkışı Aylin markete uğradı. Yemek yapmak istemiyordu ama Elif’e bir şeyler hazırlaması gerekiyordu. Bir paket makarna, sosis ve bir ekmek aldı. Kızı, çocukluğundan beri bu ikiliyi her şeye tercih ederdi. Yanına bir de süt alarak kasaya yöneldi.

Önünde iri yarı, siyah montlu, ponponlu bir bere takan bir adam duruyordu. “Genç adama bak, böyle bere mi giyilir? Eşi örmüştür herhalde. Kadınlar böyle işte, kocalarını öyle bir hale sokarlar ki kimse gözünü dikemez. Yüzüne baksam eminim çocuk gibi bir şey,” diye düşündü, moralleri bozuk bir şekilde rengârenk berenin üzerine diktiği gözlerini.

Adam arkasını dönüp Aylin’e baktı, bakışlarını hissetmişti. O da hemen gözlerini kaçırdı. “Deli gibi değilmiş en azından,” diye geçirdi içinden biraz yumuşayarak. Adam bir kez daha ona baktı.

“Bakışlarınızla adam deliyorsunuz,” dedi.

“Delinmeye değer bir şey olsa keşke. Başka işim mi var sanki?” diye homurdandı Aylin sinirli bir tonla.

Sıra ilerlemiyordu. Aylin’in içinde bir öfke kabarıyordu. Hem de bu saçma bere… Ürünleri bırakıp çıkmak istedi ama evin yakınında başka market yoktu. “Hep böyle, erkekler kasaya gelince işler uzar. Şimdi sigara seçmeye başlayacak: ‘Mavi çizgili olandan verebilir misiniz? Yok mu? O zaman yeşil etiketli olsun.’ Sonra da ceplerini karıştırıp bozukluk arayacak. Hazırlansa şimdiden!” diye düşündürdü kendi kendine.

Öyle de oldu. Kasada duran adam montunun fermuarını açıp daracık jean pantolonunun ceplerinden bozukluk çıkarmaya çalışıyordu. Aylin gösterişli bir şekilde iç çekti.

“Aceleniz mi var? Buyurun öne geçin,” dedi “Bere Adam” arkasına bakarak.

Kenara çekildi, ona yol verdi. Aylin omuz silkti ve onun yerine geçti. Adam nihayet yeterli parayı bulup mütevazı alışverişini poşetledi ve uzaklaştı.

Sıra Aylin’e geldiğinde, kasiyer ürünleri okuturken o çantasında kredi kartını aramaya başladı.

“Hanimefendi, biraz hızlı olamaz mısınız? Parayı önceden hazırlasanıza,” diye söylendi biri arkadan.

“Kartınızı mı kaybettiniz?” diye sordu “Bere Adam” alaycı bir sesle.

Aylin ona bakmamayı tercih etti, çantayı karıştırmaya devam etti.

“Ben ödeyeyim,” dedi “Bere Adam” kasiyere.

“Gerek yok!” diye bağırdı Aylin, yüzü kızararak. “Bulduk işte, özür dilerim.” Terminale kartını okuturken içten içe bulduğu için sevindi.

Poşetlerini kapıp marketten çıktı. “Bu ne hal? Bere’den bana ne? Beğeniyorsa giysin. Çok huysuzlaştım,” diye söylendi kendi kendine eve doğru yürürken.

“Hep kocam yüzünden. İyi geçiniyorduk sanki. Yoksa öyle mi sanıyordum? Gitti kendine bir aptal buldu, çocuk yaptırdı. “Vicdanlıymış” gibi evlendi. Kızının babasız kalacağını düşünmedi. Ben de neredeyse kırkıma geliyorum. Kırk! Tanrım, ne çok!”

Bari dağınık evi bize bıraktı, onunla ödeşti. Yine de şükür. Neden biz kadınlar onlar yüzünden acı çekiyoruz? Hepsi aynı. Birkaçı sadık kalıyor ya da aileyi bırakmadan işini beceriyor. Kırkına gelince genç kızlara takılıyorlar. Peki ya biz? Göz yaşlarını zor tutarken içinden böyle konuşuyordu.

Apartmana girdi, asansöre bastı ama gıcırdıyarak durdu. Sarhoş bir adam sendeleyerek içinden çıktı. Aylin bindiği an yüzünü buruşturdu. Sarhoşun ağır içki kokusu ve ucuz sigara dumanı sinmişti. “Hepsi böyle ya içer ya serserilik peşinde. Tahammül edemiyorum.”

Asansör kendi katına geldiğinde, kapılar gürültüyle açıldı. Kapıya gidip ceketinin cebinden anahtarlarını çıkarmaya çalıştı. Eldivenlerine takılıyor, yere düşecek gibi oluyordu. Sonunda bulup kapıyı açtı…

Elif odasında masada ödev yapıyordu. Başını kaldırıp annesine baktı. Aylin, kızının gözlerinde ne olduğunu anlayamadığı bir ifade gördü: ya küçüklük ya da sinir.

“Anne, okulla tiyatroya gidiyoruz cumartesi, para lazım,” diye dikte eder gibi konuştu Elif.

“Yemeği hazırlayayım, sonra bakarız,” diye cevapladı Aylin ve mutfağa geçti.

“Yine para mı? Ben kendi kendime mi basıyorum sanki? Tek maaşla geçiniyoruz. Faturalar, alışveriş… Her kuruşu saymam gerekiyor.” Ocağa su koyarken, içinden görünmeyen bir dinleyiciye hayatın adaletsizliğinden yakınıyordu.

“Anne, tiyatro parası ne olacak?” Elif mutfak kapısında, kitabı elinde, parmağı sayfaların arasında duruyordu.

“Yarın karttan çekerim,” dedi Aylin iç çekerek, kızına bakmadan.

Cevabı beğenen Elif, mutfaktan kayboldu.

“Görelim bakalım, ne kadar dayanacak. Genç ve güzel sonsuza kadar kalmaz ki. Doğum yapar, halleri dökülür. Kendine bakacak vakti olmaz, uykusuz geceler… Hem o da genç değil artık, kırkını geçti. İyi olmuş ona. Torun beklerken, çocuk mu istemiş? Tanrım, neden hep onu düşünüyorum? Değmez ki!” diyerek kendini durdurdu.

Akşam yemeğinden sonra bilgisayarın başına geçti, masa lambasını yaktı. Bir gürültü, bir çıt sesi ve lamba söndü. “İşte, her şey üst üste geliyor. Bir hafta önce almıştım. Ne günlük insanlar!” Ampulü değiştirmeyi denedi ama nafile. “Yarın gidip deMağazaya gidip lambayı değiştireceğini söyledi, ama tam kapıdan çıkarken arkasından “Unutma, yarın tamirci gelecek,” diyen sesi duyunca yüreği ısınıverdi.

Rate article
Lifequest
Bir Daha Asla