Kaderin Kayak Yolu

Kader Kayak Pisti

Banliyö treninin tekerlekleri rayların üzerinde neşeyle takırdıyordu. Demiryolunun iki yanına kocaman çam ağaçları sıralanmıştı, dallarının arasından alçak güneş süzülüyordu. Bir grup tıp öğrencisi gürültüyle bir şeyler tartışıyordu. Vagonun girişinde kayakları yığılıydı.

Gezinin fikir babası ve organizatörü, yakışıklı, atletik yapılı ve üniversitenin gururu olan Emre Yıldız’dı. Kayak yarışlarında spor ustalığına adaydı ve her kış üniversite adına yarışlara katılır, asla üçüncülükten aşağı düşmezdi. Babası, şehrin belediye başkan yardımcısıydı. Kısacası, yerel bir yıldızdı.

Yılbaşından kısa bir süre önce Emre, tüm grubu ormanın derinliklerinde saklı bir kayak evine gitmeye ikna etti. Pek bilinmeyen bu yerde eğlenceli vakit geçirip kayak yapabileceklerdi. Çoğu, kayakla pek haşır neşir olmasa da kabul etti. Doğaya çıkmak her zaman iyidir sonuçta!

Ayla, kayakları sadece okuldaki beden eğitimi ödevleri için giymişti. Ama Emre çağırınca nasıl gitmezdi ki? Onunla olmak için her şeye razıydı.

Trende başını Emre’nin omzuna yaslamış, mutluluktan eriyordu ve Kerem Demir’in ona kıskanç bakışlar attığını bile fark etmiyordu. Hem sadece o değildi. Güneş de Emre ve Ayla’ya endişeyle göz atıyordu. “Ne buldu ki onda?” der gibiydi bakışları.

Ayla da şaşırıyordu aslında. Etrafta bu kadar güzel kız varken, onu seçmişti. Sessiz, çalışkan bir kızı. Hatta yakın zamanda mezun olduktan sonra evlenmekten bile bahsetmişti. Yüksek mevkideki babası, oğlundan bir söz almıştı: Diplomasını almadan asla evlenmeyecekti. Yoksa en iyi hastanede iş bulma konusunda desteğini çekecekti.

Mezuniyete daha bir buçuk yıl vardı. Çok şey değişebilirdi. Ama Ayla o kadarını düşünmüyordu. Emre’ye yaslanmış, mutlu ve sevildiğini hissediyordu.

Trenden inince, ormanın ortasına gizlenmiş kayak evinin önünde donup kaldılar. Dondurucu hava canlandırıyordu. Kayaklarını omuzlarına alıp neşeyle yürüdüler; harika bir gün, gençlik ve yaklaşan yılbaşı için seviniyorlardı.

Ahşap evlere yerleştikten hemen sonra Emre herkesi kayak pistine çağırdı.

“Önce küçük turla başlayalım, beş kilometre. Telefonlarınızı alın, bir şey olursa birbirinizi ya da beni arayın. Ama burası sakin. Vahşi hayvan yok. Pist hazır, rahat. Geride kalmamaya çalışın. Ben önde gideceğim, Kerem arkada kalsın,” dedi ve pistin başlangıcına kayaklarını yerleştirdi.

Ayla hemen arkasına geçmedi. Kayak bilmediğini, diğerlerine engel olacağını biliyordu. En sona geçti. Kerem de onun arkasına yerleşti. Emre fark etti ama ses çıkarmadı.

Birkaç kişi Emre’yle birlikte hızla öne geçti ve kısa sürede ormanın derinliklerinde kayboldular. Ayla geride kalmıştı. Kayaklar pistte kayıyor, bacak kasları yorgunluktan ağrıyor, kolları taş kesilmişti. Dondurucu havayı ciğerlerine çekiyordu. Arkasından Kerem’in kayak sesleri geliyordu.

“Geç beni!” diye bağırdı arkasına dönerek.

Ama Kerem yavaşça onu takip ediyordu. Ayla kendine kızıyordu. Keşke kayak evinde sıcak çay içip bekleseydi. Birden yakınlarda bir dal kırıldı, sanki biri çalıların arasından zorla geçiyordu. Ayla irkildi, adımını şaşırdı ve düştü. Sağ bacağının altında bir çatırtı duydu, gözlerinin önünde ağrıdan kıvılcımlar saçıldı ve çığlık attı.

“Ne oldu?” Kerem yanına geldi.

“Bacağım…” diye inledi Ayla, dişlerini sıkarak.

Kerem kayaklarını çıkardı ve diz çöktü.

“Bakayım. Ellerini çek. Korkma,” dedi sertçe.

Ayla ellerini biraz kenara çekti ama tamamen çekmedi.

Kerem yavaşça bacağını inceledi. Ayla irkildi ve tekrar çığlık attı.

“Anlaşıldı. Kırık,” dedi Kerem ve cebinden telefonunu çıkardı ama çekmiyordu. Küfür etti.

“Ayla, ağlama. Emre hızlı koşar. İkinci turu yaparsa yakında burada olur.”

“Başlangıçta sadece bir tur demişti,” dedi Ayla gözyaşları içinde.

“O bir turu bitirirken, o ikinciyi de yapar ve ilk dönen o olur. Biz pistin ortasındayız. Uzak sayılır. Beklemek zorundayız. Dayanabilir misin? Başka çaremiz yok. Sinyal yok.”

Ayla karda oturmuş ağlıyordu.

“Bak, biraz ileri gideyim. Belki sinyal alırım. Uzağa gitmeyeceğim, korkma, seni bırakmam. Arkamızdan gelen var mıydı, gördün mü?”

Ayla cevap vermedi. Soğuk ve stresAyla’nın gözyaşları kuruduğunda, hayatın ona en büyük darbeyi vurduğunu sanırken aslında en büyük hediyeyi verdiğini anladı.

Rate article
Lifequest
Kaderin Kayak Yolu