Kızımla Aramızda Bir ‘Kod Kelimemiz’ Var – Dün Yaşananlar, Sevdiğiniz Kişilerle de Bir Tane Olması Gerektiğini Gösterdi
Bu deneyim, bir kod kelimesinin çocuklarımızı güvende tutmak için ne kadar önemli olduğunu bana bir kez daha hatırlattı.
Ben çocukken, annem bana bir şekilde tehlike altındaysam ve açıkça konuşamıyorsam kullanmam için bir kod kelimesi öğretmişti. Büyüdüğümde, bu hayat kurtaran numarayı kızım Elif’e de öğretmeye karar verdim. Belki bir arkadaş buluşmasından kaçınmak için kullanır diye düşünmüştüm. Ama bu kadar erken ihtiyaç duyacağını hiç tahmin etmezdim.
Dün her zamanki gibi başladı, öyle sandım en azından. Mutfakta akşam kahvemi yudumlarken telefonum çaldı. Arayan eski eşim, Can’dı. Bir zamanlar sıcak ve sevgi dolu olan ilişkimiz, boşanmanın getirdiği gerilimle yıpranmıştı. Kızımız Elif için anlaşmaya çalışıyorduk, ama aramızda hep bir gerginlik vardı.
“Merhaba, Aylin,” dedi Can, tereddütlü bir sesle. “Elif seninle konuşmak istiyor. Buraya geldiğinden beri gününü anlatmak için sabırsızlanıyor.”
Bu beni şaşırttı. Elif, babasıyla geçirdiği hafta sonlarından genelde keyif alırdı ve ziyaretler sırasında beni nadiren arardı. “Tabii, ver onu,” dedim, sesimi sakin tutmaya çalışarak. Ama midemde bir düğüm hissettim.
“Merhaba, Anne!” Elif’in sesi neşeliydi, ama tonunda bir tuhaflık vardı. Her zamanki şen konuşmasının altında tuhaf bir gerginlik seziyordum.
“Merhaba, tatlım! Hafta sonun nasıl geçiyor? Eğleniyor musun?” diye sordum, konuşmayı hafif tutmaya çalışarak.
“Evet, güzel geçti. Dün parka gittik, bu sabah da resim yaptım. Bir köpek, bir ağaç çizdim… Keşke mavi bir kalemim olsaydı, böğürtlen çizebilirdim.”
“Böğürtlen” kelimesi kulağıma çarptığında yüreğim ağzıma geldi. Kalbim bir an durdu sanki. Masum sohbetinin arasına gizli kod kelimemizi sıkıştırmıştı. Donakaldım, sakin kalmaya çalıştım. Bu kelime, “beni hemen buradan al” anlamına geliyordu.
“Harika duyuluyor, tatlım. Seni almaya geliyorum. Babana bir şey söyleme, oraya vardığımda anlatırım.”
“Bana söylemek istediğin başka bir şey var mı?”
“Hayır, bu kadar,” dedi tatlı bir sesle, ama sesindeki korkuyu hissediyordum. Onu oradan çıkarmam gerekiyordu.
“Yakında görüşürüz, tamam mı?”
“Tamam, anne. Seni seviyorum.”
“Ben de seni seviyorum, Elifcim.” Telefonu kapattığımda onun kahkahasını duydum, ama ellerim titriyordu. Ne olmuş olabilirdi? Can her zaman iyi bir babaydı. Ama bir şeyler ters gitmeliydi. Anahtarlarımı kapıp evden çıktım, Elif’i almak için yola koyuldum.
Kapıyı çaldığımda beni tanımadığım bir kadın karşıladı. Yüzünde hem merak hem de rahatsızlık vardı.
“Yardımcı olabilir miyim?” diye kısa keserek sordu.
“Kızımı almaya geldim. Can evde mi?”
“Biraz önce bir iş için çıktı, ama Elif içeride. Siz kimsiniz?”
“Ben Aylin, Elif’in annesiyim,” dedim, soğukkanlılığımı korumaya çalışarak. “Peki siz?”
Kadının ifadesi sertleşti. “Ben Zeynep, Can’ın kız arkadaşıyım. Birkaç haftadır birlikte yaşıyoruz.”
Gözlerimi kırpıştırdım, şaşkına dönmüştüm. Can’ın bir kız arkadaşı olduğundan bile bahsetmemişti, hele ki birlikte yaşıyorlarsa. Elif neden bana bundan hiç söz etmemişti? Ama şu an soru sormanın zamanı değildi. Kızımı oradan çıkarmalıydım.
“Şey, Zeynep Hanım, yarın Elif’in doktor randevusu var, hazırlanmamız gereken şeyler var,” diye yalan söyledim, zoraki bir gülümsemeyle. “Can’a söylemeyi unutmuşum, ama sonra geri getireceğim.”
Zeynep fazla ikna olmamıştı ama itiraz etmedi. “Peki, ama Can’a söylerim.”
“Tabii,” diyerek içeri girdim. Elif, kanepede kitabını boyuyordu. Beni görünce yüzü aydınlandı, ama gözlerindeki rahatlamayı fark ettim.
“Merhaba, tatlım,” dedim, hafif bir tonda. “Yarınki doktor randevusu için hazırlanmamız gerekiyor, hatırladın mı?”
Elif başını salladı, kitabını sıkıca tuttu. Evden çıkarken tek kelime etmedi. Zeynep bizi izliyordu ama engel olmadı. Arabaya binip uzaklaştığımızda kızıma baktım.
“İyi misin, canım?” diye yumuşak bir sesle sordum.
Elif önce başını salladı, ama sonra rahatlayıp ağlamaya başladı. “Anne, Zeynep… Babam yokken bana kötü davranıyor.”
Yüreğim sızladı. “Ne demek istiyorsun, tatlım?”
“Benim sinir bozucu olduğumu söylüyor, burada olmamam gerektiğini… Eğer babama söylersem bana inanmayacağını, çünkü sadece bir çocuk olduğumu söyledi. Odamda oturup onları rahatsız etmememi istedi.”
İçimde bir öfke kabardı. Bu kadın, kızımın hayatına yeni girmiş biri, ona nasıl böyle davranabilirdi?
“Elif, bana anlatarak doğru olanı yaptın. Seninle gurur duyuyorum,” diyerek sakin kalmaya çalıştım. “Eğer istemiyorsan, bir daha onunla vakit geçirmek zorunda değilsin. Babanla konuşup bu durumu çözeceğiz, tamam mı?”
Elif başını sallayarak gözyaşlarını sildi. “Tamam, anne.”
Eve vardığımızda Elif’i sıkıca sarıp ona olErtesi gün Can geldiğinde uzun bir konuşma yaptık ve artık Elif’in güvenliği için bu kod kelimesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım, çünkü çocuklarımızın sessiz çığlıklarını duymak bazen bir kelimenin gücüne bağlı.




