Deniz Hayalleriyle Dolu

Denize düşler kurardı…
Ayşe her ay maaşından biraz para biriktirip tatil için kenara koyardı. Son bir yıldır denizi hayal ediyordu. Çok zaman önce ailesiyle güneye gitmişti ama neredeyse hiçbir şey hatırlamıyordu. O zamanlar daha üç yaşındaydı. Sonra ailesi onu yazları babaannesinin ve dedesinin köyüne götürürdü. Deniz yerine sığ bir dere vardı, ama istediği kadar yüzebilirdi, dudakları morarana, üşüyene kadar…

Dördüncü sınıfta ailesi onu bir yaz kampına gönderdi. Orada hiç hoşlanmadı—her şey kurallarla doluydu, özgürlük yoktu. Sadece bir kez yüzmüşlerdi. Köydeki tatiller çok daha rahat geçerdi. Ailesi her hafta sonu gelir, lezzetli şeyler getirirdi. O günden sonra bir daha kampa gitmedi.

Ayşe’nin çocukluğu, kavurucu, neredeyse beyaz bir güneşle, köydeki derede çocukların çığlıklarıyla, suyun parıltılarıyla anılırdı. Derenin kenarındaki bataklık kokusunu ve güneşin altında kuruyan dikenli otları hatırlardı. Bir de yolun üzerindeki ipek gibi yumuşak, sıcak tozu…

Sık sık rüyasında, kararana kadar yanmış ayaklarıyla toza batarak yolda koştuğunu görürdü. Karşısına annesiyle babası çıkardı… Tam o noktada uyanır, kalbi hızla çarparak uyanırdı.

Sekizinci sınıftayken babası kalp krizinden vefat etti. Annesi bu kaybı kabullenemedi, bir anda solup gitti. Sık sık mezarlığa gider, sessiz ve hüzünlü dönerdi.

Sonra annesi hastalandı. Evde ağır adımlarla yürür, ayaklarını sürüyerek, sanki tüm gücü birden tükenmiş gibi kamburlaşırdı. Saçlarını taramayı, makyaj yapmayı bıraktı. Ayşe okuldan geldiğinde çoğu zaman onu yatakta bulurdu.

“Anne, hiç kalkmadın mı? Bir şeyler yedin mi?” diye endişeyle sorardı.

“İstemiyorum. Gücüm yok,” diye kurumuş, solgun dudaklarıyla cevaplardı.

Ayşe yemek yapar, alışverişe çıkar, çamaşırları yıkar, evi temizler, annesini birkaç lokma yemeye ikna ederdi. Sonra annesi tuvalete bile kalkamaz oldu. Ne yalvarışlar ne de gözyaşları onu ayağa kaldıramadı. Komşu, Ayşe okuldayken ona bakardı. Bir gün de okulu arayıp annesinin vefat ettiğini haber verdi.

Ayşe, sınavları nasıl verdiğini, hatta verip vermediğini bile hatırlamıyordu. Annesi, son ders zili çalmadan önce, duvardaki eşinin fotoğrafına bakarak gözlerini yumdu. Komşu, cenaze işlerinde yardımcı oldu.

Ayşe, üniversiteye açıktan kaydoldu ve aynı yerde çalışmaya başladı. Yuvarlak yüzlü, biraz tombuldu ve kendini güzel bulmazdı. Defalarca reklamı yapılan diyetlere başladı. İki gün dayanır, sonra iki katı yemeye dalardı. Üniversiteyi bitirirken, magazin dergilerindeki mankenler gibi ince olamayacağını kabullenmişti—genetiği uygun değildi.

Belki de bu yüzden erkeklerin ilgisini çekmiyordu, kimse ona şişman demese bile. “Denize gidince sadece meyve yiyeceğim ve sonunda zayıflayacağım,” diye hayal kurardı.

Üniversiteden sonra çalıştığı şirketin müdürü, yaz tatili talebini reddetti.

“Ayşe, mantıklı düşün. Sen bekar ve çocuğun yok. Kime yaz tatili vermeliyim, sana mı yoksa iki çocuğu olan Emine Hanım’a mı? İşte bu yüzden. Eylül için izin talep et. Tam da turuncu mevsim olacak.”

Ayşe kabul etti. Başka çaresi yoktu. Bu arada internetten otel bakıyordu. Uçakla gidecekti—pahalıydı ama daha hızlıydı. Keşke hava güzelse… Yeni bir mayo ve hafif bir elbise almıştı. Güneyde mutlaka geniş kenarlı bir şapka alacaktı, tıpkı filmlerdeki gibi. Kısacası, tek hayali deniz tatiliydi. Hatta geceleri artık tozlu yolda değil, denizin kenarında koştuğunu görüyordu rüyalarında.

Bir gün işten eve dönerken otobüste pencereden bakıyor, tatile kaç hafta kaldığını sayıyordu. Yanına bir adam oturdu.

“Beyefendi, Vavilon’a daha çok var mı?”

Ayşe başını çevirip yanındaki yakışıklı adama baktı.

“Çok değil. İneceğiniz yerde söylerim. Vavilon’a mı gidiyorsunuz?”

“Hayır, arkadaşımın yanına. Alışveriş merkezinin yakınında oturuyor,” dedi adam, Ayşe’ye dikkatle bakarak.

“Yakın mı? Hangi sokakta?”

“Bir bakayım.” Adam pantolonunun cebinden buruşuk bir kağıt çıkardı. “Yeşil Sokak, kırk iki numara,” diye okudu.

“Ben otuz sekiz numarada oturuyorum,” dedi Ayşe, nedensiz bir sevinçle.

“O halde sizinle inip bana evi gösterir misiniz? Bu şehre ilk gelişim.”

Ayşe başını sallayıp yenAyşe o gece yatağına uzandığında, deniz hayalinin hiç bu kadar yakın olduğunu hissetmemişti.

Rate article
Lifequest
Deniz Hayalleriyle Dolu