Sana Sürpriz Yok!

— Anne, sakın unuttum deme! — diye bağırdı Ayşegül, içeri fırlayıp pahalı çantasını omzundan atarak. — Haydi anne! Bir ay önce de söylemiştim!

Fatma Hanım yavaşça aynadan döndü, gri saçlarını düzeltiyordu. Elleri hafifçe titriyordu ama bakışları sakin kaldı.

— Neyden bahsediyorsun, Ayşeciğim? — diye fısıldadı.

— Neyden mi? — Ayşegül çantasını koltuğa fırlattı. — Efe’nin doğum günü! Yarın on beş yaşına basıyor! Sen yine hayal âleminde mi geziyorsun?

— Hayır, hatırlıyorum… — Fatma Hanım koltuğa oturdu, ellerini dizlerine koydu. — Sadece düşünüyorum da, belki bu kadar abartmaya gerek yok…

— Gerek yok mu? — Ayşegül odanın ortasında durdu, annesine dik dik baktı. — Bu benim oğlum! Senin torunun! On beş yaş! Ve sen gerek yok mu diyorsun?

Fatma Hanım iç çekti. Başlayacağını biliyordu. Her zamanki gibi, Ayşegül torunuyla birlikte geldiğinde. Kızı hep böyleydi — sinirli, talepkâr. Ve şimdi, boşandıktan sonra, daha da beter olmuştu.

— Ayşe, sakin ol. Her şeyi hatırlıyorum. Hediye aldım, pastayı da pastaneden ayarladım, — yorgun bir sesle konuştu. — Ama düşünüyorum da, belki büyük bir kutlama istemiyordur? Son zamanlarda çok sessizleşti…

— Sessiz mi? — Ayşegül burun kıvırdı. — O bir ergen! Bütün ergenler büyüklerin yanında sessizdir. Bu, kutlama yapmayacağımız anlamına gelmez. Tam tersine, onu sevdiğimizi göstermeliyiz!

Koridordan tahtaların gıcırtısı geldi. Efe göründü — uzun boylu, zayıf, dağınık siyah saçları ve babasına çeken ciddi bakışlarıyla.

— Selam, anneanne, — mırıldandı ve annesine göz ucuyla baktı. — Niye bağırıyorsunuz?

— Bağırmıyoruz, doğum gününü konuşuyoruz, — Ayşegül hemen oğluna döndü, sesi yapış yapış oldu. — Yarın doğum günün, güneşim! Anneannen pasta ayarlamış, ben de hediyeler getirdim…

— Hiçbir şey istemiyorum, — diye mırıldandı Efe, koltuğun kenarına ilişti. — Böyle geçer.

— Nasıl geçer? — diye tepki gösterdi Ayşegül. — On beş yaş! Bu önemli bir yaş!

Efe omuz silkti ve telefonuna daldı. Fatma Hanım torununa endişeyle baktı. Bir şeyler yolunda gitmiyordu. Aylardır giderek daha içine kapanıyor, onunla neredeyse hiç konuşmuyor, annesine ise tek kelimelik cevaplar veriyordu.

— Efeciğim, hediye olarak ne istersin? — diye yumuşakça sordu.

— Hiçbir şey, — gözlerini kaldırmadan cevapladı çocuk.

— Nasıl hiçbir şey? — Ayşegül oğlunun yanına oturdu. — Yeni bir telefon mu? Ya da bilgisayarını yenileyelim mi?

— Anne, bırak beni, — diye homurdandı Efe ve ayağa kalktı. — Odama gidiyorum.

— Nereye gidiyorsun? — Ayşegül fırladı. — Daha yeni geldik! Hadi plan yapalım, kimi çağıralım…

— Kimseyi çağırmayın! — diye sertçe döndü Efe. — Anladınız mı? Hiç kimseyi! Yalnız kalmak istiyorum!

— Ama neden? — şaşırmış bir sesle sordu Ayşegül. — Eskiden kutlamaları severdin…

— Eskiden… — Efe acı bir gülümsemeyle baktı. — Eskiden her şey farklıydı. Ama şimdi siz bu doğum günlerinden ne kadar mutlu olduğunuzu numarası yapmayın.

Kapıyı çarparak çıktı. Ayşegül odanın ortasında ağzı açık kala kaldı.

— Ne oldu ona? — annesine döndü. — Eskiden ne kadar neşeliydi!

Fatma Hanım derin bir iç çekti. Torununun nasıl değiştiğini görüyordu. Anne babasının boşanmasından nasıl acı çektiğini, annesiyle babası arasında nasıl bocaladığını, onların birbirlerine yönelttikleri suçlamalardan nasıl yorulduğunu biliyordu.

— Ayşe, otur, — diye rica etti. — Konuşalım.

— Neyi konuşacağız? — Ayşegül sinirli sinirli odada dolandı. — Her şey açık! Murat onu bana karşı kışkırtıyor! Onun nasıl işler çevirdiğini biliyorum!

— Bu Murat’la ilgili değil, — diye dikkatle konuştu Fatma Hanım. — Efe sadece yorulmuş. Kavgalarınızdan, bir oraya bir buraya taşınmaktan…

— Ne kavgası? — diye tepki gösterdi Ayşegül. — Kavga etmiyoruz! Medeni bir şekilde ayrıldık!

— Medeni mi? — Fatma Hanım başını iki yana salladı. — Ayşe, Murat’la telefonda nasıl konuştuğunu duyuyorum. Nasıl birbirinizi suçluyorsunuz, çocukla geçirdiğiniz zamanı nasıl paylaşıyorsunuz…

— Ben oğlum için mücadele ediyorum! — diye parladı Ayşegül. — Bu benim çocuğum!

— Onun da. Ve çocuk bunu çok iyi anlıyor. İkiniz arasında parçalanıyor, — Fatma Hanım ayağa kalktı, kızına yaklaştı. — Ayşe, canım, belki de kendini değil, onu düşünmelisin?

— Ben sadece onu düşünüyorum! — Ayşegül uzaklaştı. — İşte bu yüzden ona bir kutlama yapmak istiyorum! Onun sevildiğini göstermek için!

— Belki de ona sakin olabileceğini göstermek daha iyi olur? Evinde huzur bulabileceğini?

Ayşegül burnundan soluyarak pencereye yöneldi. Camın ardında ince bir yağmur çiseliyor, arka bahçe gri ve kasvetli görünüyordu.

— Sen de bana karşı mısın? — diye fısıldadı. — Herkes gibi.

— Sana karşı değilim, kızım. Efe’nin yanındayım. Ve senin de. Ama bazen doğru olduğunu düErtesi gün, Efe’nin doğum gününde, Murat kapıyı çaldığında herkes nefesini tuttu, ama Efe’nin gözlerindeki umut ışığını görünce Ayşegül gülümsedi ve kapıyı ardına kadar açtı.

Rate article
Lifequest
Sana Sürpriz Yok!