Ayşe, yumuşacık kum hamurunu pişirme kabına düzgünce yaydı. Oğlu Mehmet ile gelini Zeynep birkaç saat sonra geleceklerdi. Sessizliği keskin ve ısrarlı bir telefon sesi böldü. Ayşe ellerini önlüğüne sildi ve telefonu açtı.
“Alo?”
“Merhaba,” diyen tanımadığı bir kadın sesiydi. “Ayşe Hanım mı?”
“Evet, buyurun,” dedi Ayşe, içgüdüsel olarak tetikte.
“Ben Nurgül Hanım. Zeynep’in eski kayınvalidesiyim. Gelininiz.”
Ayşe sessizce mutfak sandalyesini çekip oturdu. “Eski kayınvalide?” Zeynep’in geçmiş evliliğinden bahsederken anlattığı kısa ama acı dolu sözler aklına geldi.
“Anladım,” dedi Ayşe sakin bir tonla. “Nasıl yardımcı olabilirim, Nurgül Hanım?”
Telefondaki kadının sesindeki kibarlık aniden kayboldu. Yerini keskin, alaycı ve kötü niyetli bir merak aldı.
“Şey, Zeynep’in sizde nasıl olduğunu merak ettim. Nasıl davranıyor? Eminim şimdiden başınızı ağrıtmaya başlamıştır! Yoksa daha mı? Ama inanın bana, pişman olacaksınız! Ah, nasıl da pişman olacaksınız ki bu tembeli ailenize aldığınıza!”
“Nurgül Hanım, sizi anlamıyorum. Zeynep harika bir kız. Neden pişman olalım?”
“Harika mı?!” diye çığlık attı Nurgül. “Tembelin teki o! Ben her gün yerleri silerim, olması gerektiği gibi! Peki ya o? Üç günde bir, o da zorla! Peki perdeler? En son ne zaman perde yıkadınız siz? Ben ayda bir yıkarım, kutsal bir görev! O ise belki yılda bir! Yıllarca toz biriktirdi! Yemek mi? O zavallı oğlumu zehirledi resmen! Çorba su gibi, köfteler lastik gibi, yenmez ki! Oğlumun gastriti başladı!”
“Nurgül Hanım, evlerinde her zaman tertemiz bir düzen var. Kusursuz. Zeynep harika yemek yapar. Ben ona birkaç sır öğrettim, o da yetenekli bir öğrenci çıktı. Hiçbir şikayetimiz yok. Oğlunuzun gastriti muhtemelen alkol yüzündendi!”
“Ah, şikayetiniz yok mu?!” diye bağırdı Nurgül, dinlemeden. “Peki kocasına nasıl davrandığını biliyor musunuz? Benim oğlum yorgun gelir… biraz rahatlamak için içerdi, her gerçek erkek gibi! Peki o? Bir kadeh vermek yerine, yatırıp dinlendirmek yerine… ona bağırırdı! Kavga çıkarırdı! Tam bir kalpsiz cadı!”
Ayşe gözlerini kapadı. Zeynep’in anlattıklarını biliyordu: “Biraz içmiş” eski kocası sabaha karşı eve gelebilir, evi dağıtabilir, bağırıp hakaret edebilirdi. Mehmet’i de tanıyordu; sorumluydu, içkiye dokunmazdı. Alkolü sevmezdi. Ama eşine sebepsiz yere çiçekler alır, işteki başarılarıyla gurur duyardı.
“Oğlum Mehmet,” diye vurgulu bir şekilde konuştu Ayşe, “asla sarhoş eve gelmez. Hiçbir zaman. Eşine ve evine saygı duyar. Zeynep’in ona bağıracak bir sebebi yok. Mutlular.”
Telefonda ağır bir sessizlik oldu. Nurgül Hanım yeni bir saldırı için nefes alıyor gibiydi. Tekrar konuştuğunda sesi açıkça kin doluydu, tıslıyordu:
“Mutlu mu? Ha! Peki hiç yetimhaneden geldiğini biliyor musunuz? Biz onu kabul ettik, ama o yetimhanelerde neler döndüğünü ben bilirim. Boşuna değil kısır olması! Kısır! Göreceksiniz, yıllar geçecek, torununuz olmayacak! İşte o zaman ne kadar değersiz birini eve aldığınızı anlayacaksınız!”
“Nurgül Hanım,” dedi Ayşe o kadar yüksek ve net ki, sanki telefonla değil, yüz yüze konuşuyordu, “her konuda yanılıyorsunuz. Bizim ailede huzur, düzen ve sevgi var. Ben Zeynep’i gerçekten seviyorum. O da bana saygı gösteriyor, bana anne diyor. Elbette Zeynep’in yetimhaneden geldiğini biliyoruz, bunun onun hiç suçu yok. Tam tersine, ona şefkat gösterdim, biraz olsun anne sevgisi vermeye çalıştım. Çok iyi, çok güzel bir kız. Torun meselesine gelince… Kehanetleriniz için geç kaldınız. Zeynep ve Mehmet’in bir çocukları olacak. Yakında. Yani endişeleriniz yersiz.”
Telefonda sessizlik. Sonra kesik kesik, boğuk bir nefes sesi… ve aniden hıçkırıklar. Öfkeli ton, yerini ağlamaya bırakmıştı.
“Çocuk mu?” diye hırıldadı Nurgül, sesinde kırık, acınası bir şey vardı. “Ciddi misiniz? Belki de sizin oğlunuzdan değildir, hiç düşündünüz mü? Ah, Allah’ım… Benim oğlum… İçiyor, iş değiştiriyor… Parası yok, nerede nasıl yaşıyor belli değil… Ben torun istiyorum! En azından bir tane!”
Ayşe bu itirafları sessizce dinledi. Yüreğine bir acı saplandı. Ama bu kadına değil, yıllarca böyle bir hayata katlanan Zeynep’e acıdı.
“Nurgül Hanım…” diye başladı Ayşe, ama kadın sözünü kesti. SesBu sırada kapı çaldı, içeri giren Mehmet ile Zeynep’in mutlulukları her şeyi unutturdu, çünkü artık hep birlikte yepyeni bir hayata başlıyorlardı.




