– Bu ev çok hoşuma gidiyor. Oğlum, bunu benim üzerime al! – Kayınvalidem evime göz dikti

**Günlük Sayfam**

Elif donakaldı, kaynanasının sözlerini duyunca. Parmakları kendiliğinden gevşedi ve tepsi verandadaki zemine şangır şungur düştü. Cam parçaları her yana saçıldı.

Oğuz ve Neriman Hanım hızla arkalarını döndüler. Kaynanasının yüzündeki korku, yerini yapmacık bir ilgiye bıraktı.

“Kuzum!” diye atıldı ayağa fırlayarak. “Yaralandın mı? Bırak da yardım edeyim!”
“Bana yaklaşmayın,” diye sertçe uzattı Elif elini. “Her şeyi duydum.”

Gözlerini eşine çevirdi. Oğuz, omuzları çökük, başı önünde kalmış, örtüyü tedirgin bir şekilde buruşturuyordu.

“Oğuz,” dedi Elif, sesi gerginlikle titreyerek. “Söyleyecek bir şeyin var mı?”
“Elifçiğim, yanlış anladın!” diye hızla söze karıştı Neriman Hanım. “Sadece sohbet ediyorduk—”
“Seninle konuşmuyorum,” diye kesip attı Elif. “Oğuz?”

Ağır bir sessizlik çöktü.

“Oğlum,” diye yeniden başladı Neriman Hanım, Oğuz’un yanına gidip omzuna elini koyarak. “Anneni bırakacak değilsin ya?”

Oğuz yavaşça başını kaldırdı. Gözleri Elif’in gözleriyle buluştu—acı ve derin bir utanç okunuyordu bakışlarında.

“Anne,” dedi sesi alçak ama kararlı. “Seni seviyorum. Benim annemsin ve her zaman seninle ilgileneceğim.”

Neriman Hanım zafer kazanmışçasına gülümsedi, gelinine üstten bir bakış attı. Ancak Oğuz ayağa kalkıp devam etti:

“Ama Elif’i daha çok seviyorum. Ona zarar verecek hiçbir şey yapmayacağım.”

Gülümseme Neriman Hanım’ın yüzünden silindi.

“Ne diyorsun oğlum?” diye fısıldadı.
“Diyorum ki eşyalarını toplayıp gitsen iyi olur,” dedi Oğuz sertçe. “Elif’ten özür dilemeden ve kurduğum ailenin her şeyden önemli olduğunu anlamadan da geri dönme.”
“Aile mi?” Neriman Hanım’ın gözleri öfkeyle büyüdü. “Ben neyim o zaman? Seni doğuran, büyüten benim!”
“Anne,” diye başını iki yana salladı Oğuz. “Beni kendi eşimi kandırmaya ve evini elinden almaya zorluyordun. Bu ilk manipülasyonun da değil.”
“Seni o değiştirdi işte!” diye bağırdı Neriman Hanım, Elif’i işaret ederek. “Oğlunu annesinden soğuttu! Allah kahretsin seni!”
“Yeter,” diye yükseltti sesini Oğuz, kaynanası sustu. “Bunu daha fazla dinlemeyeceğim. Ya özür dileyeceksin ya da hemen çıkıp gideceksin.”

Dudakları titriyordu.
“Onu mı seçiyorsun?” diye fısıldadı. “Beni sokağa mı atıyorsun?”
“Kendine ait bir evin var, anne,” diye yorgun bir sesle kondu Oğuz. “Eskisi gibi maddi destek olmaya devam edeceğim. Ama burada varlığın istenmiyor.”

Hıçkırarak içeri daldı ve kısa süre sonra kapının çarpma sesi duyuldu. Elif ile Oğuz, kırık camların arasında yalnız kalmışlardı.

“Beni affet,” diye fısıldadı Oğuz, eşine doğru bir adım atarak. “Sessiz kalmamalıydım. Onu dinlememeliydim bile.”
“Neden bana anlatmadın?” diye sessizce sordu Elif. “Son günlerde kendinden geçmiş gibiydin.”
“Bana evi satmamız konusunda seninle konuşmamı istemişti,” itiraf etti Oğuz. “Yalnız olduğunu, evin ikimiz için çok büyük olduğunu söylüyordu. Bu konuyu nasıl açacağımı bilemedim. Sonra geldi ve baskı yapmaya başladı—eğer kabul etmezsen, başka yollardan halledeceğini ima etti.”
“Gerçekten beni seçtin, onu değil mi?” diye sordu Elif, ona dönerek.
“Onu seviyorum,” diye basitçe cevapladı Oğuz. “Ama yaptığı şey sevgi değil, bencillikti. Buna alet olmayacağım.”

Elif eşine doğru bir adım attı ve sarılmasına izin verdi.

Ertesi sabah Neriman Hanım vedalaşmadan ayrıldı. Ancak huzur geri gelmedi—sonu gelmez telefonlar başladı.
“Anne, kararımdan dönmeyeceğim,” diye tekrarlıyordu Oğuz telefonda. “Seni bırakmıyorum. Ama Elif’i de bırakmayacağım.”

Zamanla aramalar azaldı. Oğuz kararlıydı. Bir akşam, Elif’le balkonda çay içerken, uzun zamandır ilk kez içten ve özgürce gülümsedi.
“Biliyor musun,” dedi eşine bakarak, “sanırım bunu atlattık.”
Elif başını salladı, elini sımsıkı tuttu. Ev yeniden onların sığınağı oluyordu.

Rate article
Lifequest
– Bu ev çok hoşuma gidiyor. Oğlum, bunu benim üzerime al! – Kayınvalidem evime göz dikti