Korunmuş Mutluluk

**GÜNCE**

Bugün kızım Elif’le telefondan konuştuk. Sesinde bir telaş vardı. “Anne, artık son çaremiz var. Eren’le karar verdik, tüp bebek yöntemini deneyeceğiz. Bunun dışında bir seçeneğimiz kalmadı. Lütfen buna alışmaya çalış,” dedi bir solukta.

“Tüp bebek mi? Yani bana ‘tüpten’ bir torun mu gelecek?” diye sordum, duyduklarıma inanamadım.

Elif, sabırlı bir tonla cevap verdi: “Anne, istersen öyle düşün. Yarın ilk işlemler başlıyor. Doktorlar uyardı, uzun ve zorlu bir süreç olacak, garantisi yok. Sadece sabırlı olmanı istiyorum.”

Ağzımdan bir cevap çıkmadı. Onu desteklemeli, umut vermeliydim belki de. Ama söyleyecek söz bulamadım. Telefonda konuşmamızın sebebi belliydi—bu konuyu yüz yüze konuşmaya cesaret edememişti.

Elif ilk evliliğini çocukluk aşkı Emre’yle yapmıştı. Aşkları masalsıydı, en azından öyle sanıyordu. Düğün günü, Emre içkisinin etkisiyle sağdıçla birlikte depoların birinde yakalandı. Elif onları gördüğünde, sağdıç, şeffaf bir şalla üstünü örtüp kaçmıştı. Emre ise mırın kırın özürler diliyordu.

Boşanma kararı hızlı oldu. Biz, kocamla birlikte Elif’i durdurmaya çalıştık: “Acele etme, içkiden kafası dumanlıydı. Belki de sağdıç onu kandırdı. Affet, pişman olursun.”

Ama Elif kararlıydı: “Hayır, anne. Emre canımı yaktı. Ama yalanlarla, ihanetlerle dolu bir evlilik istemiyorum. İyi ki bu düğün günü oldu, erken kurtuldum.”

Emre yalvardı, pişman oldu, ama nafile.

Birkaç ay sonra Elif’in hamile olduğu ortaya çıktı. Bana söylemeden, o çocuğu aldırdı. Öğrendiğimde çılgına döndüm, Emre’ye geri dönmesi için yalvarabilirdim belki.

Zaman ilerledi. Eren, Elif’e evlenme teklif etti. İlginç olan, Eren’in Emre’nin en yakın arkadaşı olmasıydı. Elif’e yıllardır âşıktı ama arkadaşına ihanet etmemişti. Şimdi ise fırsat doğmuştu. Elif hemen evet demedi—ilk evliliğin yarası tazeydi. Üç yıl tereddüt etti. Ama Eren pes etmedi. Sonunda Elif, onun samimiyetine inandı:

“Eren, evlenme teklifin hâlâ geçerli mi?”

Eren’in gözleri parladı: “Tabii ki, Elifim! Benimle evlenmeye razı mısın?”

Elif başını salladı.

Eren muhteşem bir düğün yaptı. Tüm arkadaşlar oradaydı, sadece Emre yoktu. Ama “eski damat” bir buket beyaz zambak gönderdi. Elif çiçekleri reddetti ve evlenmemiş bir arkadaşına verdi.

O zamanlar Elif yirmi sekiz, Eren otuz üç yaşındaydı. İki yıl geçti, ama çocuk olmadı. Bir gün usulca sordum: “Bir planınız mı var yoksa olmuyor mu?”

“Olmuyor, anne. Eren susuyor, kendini suçluyor belki. Bir yıl daha bekleyeceğiz, sonra…”

“Sonra ne? Yetimhaneden mi alacaksınız?”

“Zaman gösterecek. Ama bizim bir çocuğumuz olacak, her ne pahasına olursa olsun.”

Birkaç yıl daha denediler, sonunda Elif tüp bebek kararını açıkladı. İçim karardı: “Elif, duyduğuma göre bu çocukların ruhu olmuyormuş, daha çok hastalanıyorlarmış, doğal yollarla çocuk sahibi olamıyorlarmış…”

Ama Elif inatçıydı: “Anne, bu yöntem neredeyse kırk yıldır uygulanıyor. Dünyada binlerce tüp bebek var. Onlar da diğer çocuklar gibi. Sadece süreç çok yorucu. Sen anlamazsın, Eren’le ne büyük bir iç savaş verdik.”

Artık geri dönüş yoktu, kabullenmekten başka çarem kalmamıştı.

Süreç maddi manevi yıpratıcıydı. Elif dördüncü denemede hamile kalabildi. Hormonlar yüzünden kilo aldı, depresyona girdi. Eren ise eşinin duygu durum dalgalanmaları, sebepsiz ağlamaları yüzünden eridi.

Bir gün bana, “Anne, hapşırırken bile korkuyorum. Ya bir şey olursa? Beşinci denemeye dayanamam. İlk kürtaj yüzünden bunları yaşıyorum belki de. Keşke o bebeği doğursaydım.”

Eren, Elif’i denize götürdü. Ona destek oldu, her adımında yanında durdu. Elif bir gün itiraf etti: “Eren olmasaydı bu yükün altından kalkamazdım.”

Sekiz ay sonra, küçük İrem doğdu. Tüp bebekler biraz erken doğuyorlarmış.

Aile bayram etti. Tabii bir de Eren’in annesi vardı. İrem’i görünce şüpheye düştü: “Oğlum, bu çocuk senin mi emin misin? Burun sana benzemiyor, kulaklar da farklı.”

Zaman geçtikçe İrem, Eren’in küçük bir kopyası oldu. Ve böylece kaynvalidemin şüpheleri de son buldu.

Aslında tüp bebekler rastgele dünyaya gelmez. Onlar yıllarca özlenir, dualarla istenir. Aileler onlara diğer çocuklardan daha fazla sahip çıkar, avuçlarında güneş gibi saklarlar.

Bir gün parkta İrem’le gezerken, mahallenin hemşiresi yanıma geldi: “Tüp bebek ninesi, merhaba!”

Yer yarılsa da içine girsem diye düşündüm: “Ne hadle böyle konuşursun? Bu nasıl bir densizlik!”

O andan sonra mahalle İrem’i merak etmeye başladı. Sorular, dedikodular arttı. Elif’le Eren dayanamayıp taşındılar.

Şimdi İrem beş yaşında. Hareketli, zeki, neşe dolu bir çocuk. Kreşe bayılıyor, öğretmenini kandırmaya çalışıyor.

Sağlık sorunları var—alerji, konElif ve Eren, İrem’in gülüşünü her gördüklerinde yaşadıkları tüm zorlukların buna değdiğini düşünüyorlardı.

Rate article
Lifequest
Korunmuş Mutluluk