Komşu Bilmesi Gerekenlerden Fazlasını Biliyordu

**Komşu Fazlasını Biliyordu**

“Leyla Hanım! Leyla Hanım, bekleyin!” diye bağırdı komşusu Cemal Bey, ellerini sallayarak apartmanın önünde kadının peşinden koşuyordu. “Nereye bu kadar acele? Konuşmamız gerek!”

“Vaktim yok, Cemal Bey, torunumu anaokulundan alacağım,” dedi Leyla, adamı geçmeye çalıştı ama o yolu kesti.

“Torun biraz beklesin. Önemli bir mesele, Ahmet Bey’le ilgili.” Komşunun gözlerinde tuhaf bir parıltı vardı. “Kocanızın dün nerede olduğunu biliyor musunuz?”

Leyla donup kaldı. Göğsüne bir ağırlık çöktü ama heyecanını belli etmemeye çalıştı.

“Tabii ki biliyorum. Yazlıktaydı. Patatesleri çapaladı.”

“Yazlıkta mı?” Cemal Bey sırıttı. “İlginç. Ben onu saat üçte Atatürk Caddesi’nde gördüm. Yedinci Eczane’nin yanında. Bir kadınla. Çok samimi konuşuyorlardı.”

Sözler Leyla’nın kafasına balyoz gibi indi. Ahmet sabah erkenden yazlığa gittiğini söylemiş, akşam yemeğine döneceğini belirtmişti. Akşam ise yorgun, kir içinde gelmiş, sırt ağrısından şikâyet etmişti.

“Yanılıyorsunuz,” dedi sessizce. “Kocam bütün gün yazlıktaydı.”

“Yanılıyor muyum?” Cemal Bey cebinden telefonunu çıkardı. “İşte fotoğraf da var. Kalite pek iyi değil, uzaktan çektim ama Ahmet Bey’i tanımak mümkün.”

Leyla ekrana bakmak istemiyordu ama gözleri bulanık görüntüye kaydı. Gerçekten de siluet kocasına benziyordu. Aynı kambur duruş, elleri cebinde gezdirme alışkanlığı.

“O kadın kim?” diye fısıldadı.

“Onu bilmiyorum. Ama mutlaka öğrenirim. Tanıdıklarım var, Leyla Hanım. Her yerde bağlantılarım var.” Telefonu cebine koydu ve acıyan bir bakış attı. “Çok üzülmeyin. Erkekler böyledir, zayıf anlarında yanlış yapabilirler. Belki ciddi bir şey değildir.”

Leyla döndü ve apartmana doğru yürüdü, bacaklarının titrediğini hissederek. Arkasından komşusunun memnun sesi geldi:

“Bir şey öğrenirsem, hemen söylerim! Komşuyuz, birbirimize destek olmalıyız!”

Evde mutfağa oturup uzun süre pencereden dışarı baktı. Kırk üç yıllık evlilikti bu. Kırk üç yıl! İki çocuk büyütmüşler, iki torun sevmişlerdi. Bu yaşta böyle saçmalıklar mı olurdu?

Ahmet her zamanki gibi işten döndü, eşinin yanağına her zamanki gibi bir öpücük kondurdu, ellerini yıkadı ve yemeğe oturdu.

“Yazlıkta işler nasıl?” diye masumca sordu Leyla, kocasını izleyerek.

“Normal. Patatesleri çapaladım, soğanları seyrelttim. Çok yoruldum, sırtım ağrıyor.” Ahmet gerindi, omurgası çıtırdadı. “Yarın yine gideceğim, otları temizlemem lazım.”

“Şehre hiç uğramadın mı? Belki sırtın için bir krem almak için eczaneye?”

Kocası şaşkınlıkla baktı.

“Niye şehre gideyim? Gerekli her şeyi yanımda götürdüm. Bir şey mi lazımdı?”

Leyla ocağa döndü. Ya kocası çok iyi yalan söylüyordu ya da Cemal Bey gerçekten yanılıyordu. Ama fotoğraf…

“Ahmet, bugün Cemal Bey’i gördün mü?”

“Şu komşumuz mu? Evet, sabah asansörde karşılaştık. Tuhaf biri oldu, nereye gittiğimi, ne yapacağımı sordu durdu. Sanki sorguya çekiyor.” Ahmet kaşlarını çattı. “Sana bir şey mi söyledi?”

“Önemli bir şey değil. Sadece selam verdi.”

O gece Leyla uyuyamadı. Sağdan sola döndü, kocasının nefesini dinledi. Kırk üç yıl beraber uyumuşlardı, şimdi ise şüpheler içindeydi. Bu yaşta başka bir kadın olabilir miydi?

Sabah Ahmet her zamanki gibi yazlığa hazırlandı. Eşini öptü, çay dolu termosunu ve yemek çantasını aldı.

“Akşam dönerim,” dedi. “Belik yolda güzel balık bulursam alırım.”

Leyla onu asansöre kadar uğurladı. Yarım saat geçmeden kapı çaldı. Cemal Bey zafer kazanmış gibi duruyordu.

“Leyla Hanım, girebilir miyim? Yeni haberlerim var.”

“Buyurun,” dedi Leyla iç çekerek.

Komşu mutfakta oturdu, önemli bir şey söyleyecekmiş gibi öksürdü.

“Şu kadınla ilgili her şeyi öğrendim. Adı Fidan Hanım. Üç numaralı sağlık ocağında hemşire. Üç yıl önce dul kalmış. Tek başına yaşıyor, çocukları başka şehirde.” Bir an durdu, şovunu uzattı. “Ahmet Bey’le altı aydır tanışıyorlar. Doktor sırasında karşılaşmışlar.”

“Bunu nereden biliyorsun?” diye sessizce sordu Leyla.

“Eşimin kuzeni orada çalışıyor, kayıt bölümünde. Herkesi tanır. Diyor ki sık sık beraber görüyorlarmış. Ya yemekhanede oturuyorlarmış ya da girişteki bankta sohbet ediyorlarmış.” Komşu eğildi. “Bir de dedi ki, kocan her hafta doktora gidiyormuş. Kardiyoloğa. Sen biliyor muydun?”

Leyla’nın yüzü bembeyaz oldu. Ahmet hiç kalpten şikâyet etmemişti. Hep “sağlam kuruyum” derdi.

“Bilmiyordum,” itiraf etti.

“İşte gördün mü! Senden gizliyor. Eğer her şey normal olsa, neden gizlesin?” Cemal Bey memnun bir şekilde başını salladı. “İzlemeni tavsiye ederim. Yarın peşinden git, gerçekten yazlığa gidiyor mu gör.”

“Kocamı izleyemem! Çok garip olur…”

“Ne garibi? Sen yasal eşisin, gerçeği bilmek hakkın.” KomşuLeyla o akşam Ahmet’e sarıldı ve kocasının kalp atışlarını dinlerken, Cemal Bey’in boş dedikodularına bir daha asla kulak vermeyeceğine söz verdi.

Rate article
Lifequest
Komşu Bilmesi Gerekenlerden Fazlasını Biliyordu