İki Hayatın Kesişimi

Elif, yabancı bir şehrin sokaklarında kaybolmuş gibi yürüyordu. Genç kızın ellerinde küçük bir kağıt parçası, son umudu gibi sıkıca tutuluyordu. İkinci gününde iş aramaktan yorgun düşmüştü, ancak hiçbir kapı ona açılmıyordu.

“Teşekkür ederiz, size döneceğiz!” diyen işverenlerin tonu bir ezber gibiydi.

“Ama telefonum yok. Bu şehirde yabancıyım, cep telefonu bana lüks geliyor,” diye açıklamaya çalıştı Elif.

“Kızım, formu doldurdun mu? Doldurdun! Adaylığını değerlendireceğiz!” diyen insan kaynakları görevlisinin boş bakışları, Elif’i daha da kötü hissettiriyordu.

“Ne eksiğim var ki? Üniversite birinciliği, iki dil bilmek… Daha ne istiyorlar?” diye geçirdi içinden.

Durum kritikti. Bugün bir iş bulamazsa, köye dönmek zorunda kalacaktı. Hasta annesinin gözlerine nasıl bakardı? Ona her şeyin yoluna gireceğine dair söz vermişti. Köyde, okuduğu üniversiteyle ne yapabilirdi ki?

“İyi günler! İlanınız için geldim,” dedi titrek bir sesle. Rahat görünmeye çalışıyordu, ama her reddediliş korkusu dilini bağlıyordu.

“Formu doldur!” diyen sarışın sekreter, kağıdı masaya fırlattı, Elif’e bile bakmadan. “Teşekkürler! Mutlaka döneceğiz!” diye ekledi on dakika sonra.

“Ama… Telefonum yok,” diyecek oldu Elif, gözleri dolmuştu.

Sarışın kadın ona ilkel bir varlıkmış gibi baktı:

“Bu senin sorunun! Lütfen beni meşgul etme.”

Elif ayağa kalktı ve çıkışa yöneldi. Hiçbir düşünce kalmamıştı. Son şansı da diğerleri gibi suya düşmüştü. Tam o sırada kapı açıldı ve içeri zarif bir kadın girdi.

“Leyla, tedarikçiler geldi mi?” diye sordu sarışına.

“Hayır, Ayşe Hanım. Her an gelebilirler.”

“Size nasıl yardımcı olabilirim?” diye sordu kadın, sonra donakaldı.

İki kadın birbirine baktı, aynada yansımasını görmüş gibiydiler. Elif şaşkınlıktan konuşamadı.

“İş başvurusu için gelmiş. Müdür yardımcısı pozisyonu. Kendisine değerlendirip döneceğimizi söyledim ama anlamakta zorlanıyor galiba,” diye sırıttı sekreter.

“İçeri gelin,” dedi Ayşe Hanım, lüks ofisinin kapısını açarak.

“Ama tedarikçiler gelecek,” diye itiraz etti Leyla.

“Harika! Beklesinler. Leyla, işine bak lütfen!” diye kesip attı.

“Oturun,” diyerek yumuşak bir tonla konuştu. “Belgelerinizi ve referanslarınızı görebilir miyim?”

“Maalesef referansım yok. Yeni mezun oldum,” diyerek belgelerini uzattı Elif, ikizine bakarken.

“Evet, evet… Tamam, işe alındınız. Ne zaman staja başlayabilirsiniz?” diye sordu Ayşe, dalgın bir ifadeyle.

“Hemen!” diye sevinçle atıldı Elif.

“Harika. Leyla size işi anlatacak, sonra restorana götürecek. Orada müdür Murat Bey sizi karşılayacak.”

Ayşe Hanım ofisten çıktı, talimatlar verdi ve binadan ayrıldı.

“Peki tedarikçiler?” diye hatırlattı Leyla.

“Erteleyin. Bugün meşgulüm.”

Arabasına binerken, ellerini yüzüne kapattı. İçinde bir ses, Elif’in kardeşi olduğunu fısıldıyordu. Onu yıllardır rüyalarında görüyordu. Neden bu kızın her gece karşısına çıktığını anlamamıştı. Ama şimdi emindi: ikizdiler. Sadece yüzleri değil, benleri bile aynıydı…

Ayşe, annesiAyşe arabayı köye doğru sürerken, yıllardır aradığı gerçek ailesine kavuşmanın huzuruyla için için gülümsedi.

Rate article
Lifequest
İki Hayatın Kesişimi