Hata Yapma Hakkı

Yanlışlar Hakkı.
Babasının bir sevgilisi olduğunu Zeynep tesadüfen öğrendi – o gün, en yakın arkadaşı Aylin’i dövmeciye götürmek için okulu asmıştı. AVM’ye okul formasıyla gitmek tuhaf kaçardı, bu yüzden eve koşup üstünü değiştirdi. Tam Zeynep kotunu çekerken kapı kilidi döndü ve tek ayağı havada, diğeri pantolona sıkışmış halde donup kaldı. Önce hırsızlar sandı, sonra babasının sesini duydu – telefonla konuşuyor gibiydi.
“Formayı alıp çıkıyorum, ‘antrenmandan geldim’ diyemem, çünkü spor çantam yatağın altında,” diyordu.
Zeynep yanılmıştı, telefon değil ses kaydıymış; çünkü iki dakika sonra bir kadın sesi duydu:
“Canım, seni çok özledim… Hem bak, senin sevdiğin kıymalı börekleri yaptım! Çabuk gel, soğumasınlar. Öpüyorum!”
Duyduklarının anlamı sonradan çıktı – sesi hemen tanıdı: Teyze Sibel’di bu, babasının iş arkadaşı ve bir yandan da annesinin can dostunun kardeşi, evlerine sık gelen biri. Zeynep onu severdi: Teyze Sibel diğer yetişkinler gibi değildi, hayatı bilir gibi yapmazdı, eğlenmeye bayılırdı ve Zeynep’in ebeveynlerinin dinlediği sıkıcı şarkılar yerine pop müzik açardı. Sadece “Neden Teyze Sibel babama ses kaydı yolluyor?” diye düşünürken cümlenin anlamı zihninde çakıldı.
O sırada anahtar tekrar döndü ve ev sessizleşti. Zeynep yatağa çöktü, Teyze Sibel’in laflarını kafasında tekrar tekrar sardı – hayal ürünü değildi; babası başka bir kadınla birlikteydi. Ne yapacaktı şimdi? Annesine söylemeli miydi, söylememeli mi? Hem babasıyla hem bu kadınla nasıl konuşacaktı?
Bir karar veremeden arkadaşıyla buluşmaya koştu – Aylin beş mesaj atmıştı. İkisi de bu günü dört gözle bekliyordu; bir aydır hangi dövmeyi yaptıracaklarına karar vermişler, Aylin de annesinin imzasını mükemmel taklit etmeyi öğrenmişti. Ama Zeynep’in heyecanı uçmuştu.
“Zeyneep, ne oldu sana?” diye Aylin ısrar etti. “Niye somurtuyorsun? Yoksa sen de mi dövme yaptıracaksın? İşte imza taklidi hiç zor değil, hallederiz!”
Bu şok haberi birine anlatıp yükü paylaşmak ne hoş olurdu, ama böyle bir şeyi en yakın arkadaşına bile açamazdı. O yüzden Zeynep, meseleyi dövmeye bağladı.
Sonraki iki hafta ders çalışamadı, arkadaşlarıyla takılmadı, annesinden kaçıp babasına terslendi. Ne yapacağını bilemedi. Bir gün neredeyse annesine itiraf ediyordu, ama annesi kimya dersinden zayıf aldı diye Zeynep’e bağırmaya başlayınca olmadı – korkunç bir kavga ettiler. Akşam annesi elinde bol çikolatalı profiterolle odasına geldi:
“Özür dilerim, tatlım. Bağırmam pedagogça değil biliyorum. Sınavlarını düşünüp strese giriyorum işte… Senin her şeyin yolunda olsun istiyorum…”
“Anne, yine fazla büyütüyorsun!” dedi Zeynep profiterolü kaparken. “Sınavları hallederim ben! Bu benim için mi?”
“Elbette senin. Barıştık mı? Kavga ettiğimiz zamanlardan nefret ediyorum!”
Zeynep tatlıyı aldı, annesinin yanağına bir öpücük kondurdu ve kendi kendine söz verdi: Annesini asla bu kadar incitmeyecekti. Saçma bir tartışmaya bile üzülüyorsa, babasıyla ilgili gerçeği öğrenirse hali ne olurdu? Bunu asla öğrenmemeliydi.
Ve Zeynep, istemeden babasının suç ortağı oldu: İşi uzadığında ona bahane uydurdu, aile kutlam
Tabi ki bunun bir gençlik hevesi olduğunu ve yıllar sonra kolundaki dövmeye bakıp “Vay canına, ne ciddiye almışım aşkı!” diye güleceğini henüz tahmin edemiyordu.

Rate article
Lifequest
Hata Yapma Hakkı