Mükemmel Eş: Ama Benim İçin Değil

Fatma Teyze, bahçe duvarına yaslanıp, “Aylin, şu karşıdakine bak!” diye fısıldadı, “İşte koca dediğin böyle olur! Her hafta eşine çiçek alır, sabahın köründe arabayı yıkar ki Emine’yi işe bıraksın, seninki nerede?” Ben, Aylin, pilavı karıştırırken pencereden Ahmet Kaya’nın domates fidelerini diktiğini görüyordum, yanındaki bankta kıpkırmızı güller parlıyordu. “Ahmet Bey tam örnek koca,” diye ısrar etti Fatma Teyze masaya otururken, “Bahçesi resim gibi, eşini el üstünde tutuyor, haftasonları torunları bisikletle gezdirmesi…” İç geçirdim, çünkü benim Mehmet’im balık tutarken misinayı kırmak, eve geç gelmek gibi işlerde maharetti. Fatma Teyze ayrıldıktan sonra bahçeyi sularken komşuların tatlı muhabbetini duydum: “Emine, bir sandalye getireyim mi? Diz üstü durma belini incitirsin,” diyordu Ahmet Bey, karısıysa “Ahmet’im, biraz çilek kontrol edeyim,” diye gülümsüyordu. Oysa benim Mehmet’e sabah kahvaltı hazırlarken soğuk çay içtiği için surat asmıştım. Akşam torunumuz Elif uykuya dalarken, “Dede Ahmet neden her gün Emine Teye çiçek veriyor?” diye sorunca içim sızladı. Ertesi gün markette Emine Hanım’ın mutlu halini görünce dayanamayıp “Kocana ne kadar şanslısın,” dedim. Eve geldiğimde Mehmet televizyon karşısında ayaklarını uzatmış, mutfakta bulaşıkları beni bekliyordu. Birkaç gün içinde cesaretimi toplayıp ona hissettiklerimi anlatan bir mektup bıraktım yastığına. Mehmet ertesi sabah balık dolu kepçeyle gelirken, “Aylin, çiçekler senin için,” diyerek bakkaldan aldığı papatyaları uzattı. Sonraki haftalar Mehmet çabalarını gösterdi, ama her yardım teklifinde ya da zoraki iltifatında gözlerim doluyordu. Ta ki bir akşam Ahmet Bey’lerin bahçesinden yükselen tartışmayı duyana dek: “Yeter artık bu mükemmel eş numarası!” diye bağırıyordu Emine Hanım, “Ben sürekli gülümseyen bir
Fatma teyze, bahçede ıslık çalarak domates fidelerini diken komşumuz Ahmet Kaya’yı gösterip, “Aylin, bak şu adama!” diye fısıldayarak başladı söze. “Her hafta karısı Emine’ye çiçek götürür, arabasını şafak sökerken yıkar onu işe bırakır – senin Mehmet nerede şimdi?” Mutfak penceresinden bakarken, ocakta kaynayan tarhana çorbasını karıştırmaya devam ediyordum, tencerenin buharı gözlerimi ıslatıyordu. “Bırak artık Fatma abla,” dedim yorgunlukla, “Herkesin hayatı kendine.” Ama o masaya oturup ısrar ediyordu: “Ne kendine? Bak bahçesi resim gibi, karısını el üstünde tutuyor, torunları pazar günleri bisikletle gezdirdiğini görmedin mi? Emine mutluluktan uçuyor – geçen gün markette anlattı, Ahmet Bey her akşam ayaklarını ovuyormuş!”

Ahmet Kaya gerçekten de mahallenin örnek kocasıydı, herkes onaylıyordu bu görüşü. Yaşlı komşuların k

Rate article
Lifequest
Mükemmel Eş: Ama Benim İçin Değil