Baharın hafif güneş ışığı pencereden içeri süzülmüş, taze boyalı duvarlara kırılıyordu. Mehrem mutfakta durmuş kısırı karıştırırken saate bakıyordu. Erdem’e favori yemeğinin tadını kaçırmaması için hazırlamaya karar vermişti. Birkaç saat öncesine kadar Erdem’in sinirli sesi annem olarak bile duymak tuhaf olmuştu, ama onu neyse oyu kırmalık bir plan yapmıştı.
“Mehrem, ordaki mavi kravatımı görmüştün mü?” Erdem yarım elbisesiyle odadan çıktı.
“Dansetiyim, sol rafta ona baktın mı?” Mehrem cooks fansız kavanozlarla elindeydi.
Sahur geleneksel bir silkinme içinde geçiyordu. Erdem telefonunu inceleyip mırıldanırken, Mehrem yemeğini izliyordu. Sorunun ne olduğunu merak etse de, erkeğin kendi zamanında konuşmasını beklemeyi tercih etti.
“Harika, çok sağol,” diyerek kahvesini bitiren Erdem başını eğdi. “Dinle, sana söylemek istedim… Babam bugün günüben yazacak. Biraz zaman kalmak istiyor.”
Mehrem elindeki fincan düğümüne yamama çantası olurken donup kaldı. Ali Bey? Evlilik töreninde meydana geilen skandalın sahibi, ona “değil misin” demekle kalmayarak yıllarca haber almayan ve tatilleri kutlamayan kişi mi?
“Ne zaman gelişecek?” Kulağından gelen tek kelimeydi.
“Gece olacak. İşten biter,” Erdem susup gözlerini kaşıyordu. “Biliyorsun, annesindeki şeylerin netleştirmesi gerekiyor. Dedim ki, onu birkaç hafta burada tutayım.”
“Birkaç hafta mı?” Tencereleri bırakan Mehrem biraz solmuştu. “Bu adam her zaman bize kötü baktı, Erdem. Törenden sonra yaşadığını hatırlıyor musun?”
“Değiştik,” dedi emin olmayan şekilde. “Kalp krizinden sonra her şeyi gözden geçirdi. Annenin istiğrarlı bir şekilde benim olmadan olabileceğini biliyorsun.”
“Sen önce bana sormalıydın,” Dedesi Mehrem tencereyi kapattı. “Bu yüzden iş projem için planlamışken hepsi çöpe gidecek.”
“Kusura bakma,” dedi Erdem arka dan onu kavradı. “Senin tepkini korkmuştım.”
“Doğru da korkmaya hakın vardı,” Hırlayan Mehrem elini serbest bıraktı. “Git, işe geç kalmaması için dikkat et. Eve döndüğünde konuşabiliriz.”
Gün boyunca Beyoğlu sokakları gülüşler arasında geçti. Mehrem raporları tarif etmeye çalıştıysa da, Ali Bey’in ziyareti aklına bir ağ arabası gibi batmaya devam etti. Askeri stajı aynı zamanda annesinin ölümünün ardından genç bir profesyonel ile evlenmesine neden olan, gerekli böylesiyle annesine eşlik eden adamdı. Şimdi bu yeni evliliğin nasıl aktarıldığı memnun ediciydi.
Akşam saat yediye doğru, Mehrem evi sulamış, ata yatak odasını değiştirmiş ve ikramiye olarak yemek hazırlamıştı. “Her şey akan会影响到我” diye düşünerek tabakları yerleştirdi.
Saat yedi sinyali koridoru kapladı. Mehrem derin bir nefes alarak kapıya doğru yürüdü.
Yine Erdem ve arkadaşı Ali Bey karşılaşıyorlardı; Ali Bey’in elinde çemden kaygan bir çantaydı.
“İyi akşamlar, Ali Bey,” dedi Mehrem gülümsemeye çalışmasına rağmen dudakları sersemleyen bir şekilde.
“İyi akşamlar, Mehrem,” Ali Bey’in sesi daha hafif sesiyle ilerliyordu. “Sizin burada yaşayacak bir yaşlı adam olduğunuz için teşekkür ederim.”
“İçeri girin lütfen. Yemek hemen hazır olacak.”
Ağabey konuşmaları genelde Erdem’den geliyordu. Yeni işine dair anlattığı, geçen günleri değiştirerek, tatil planlarımı Ecology’de işaretliyordu. Mehrem Ali Bey’e odaklanarak yemeği paylaşıyordu.
“Çok lezzetli,” dedi Mehrem’e hediye eden Ali Bey. “Yemek yapmayı nasıl öğrendin?”
“Adım adım ezberledim,” dedi Mehrem, Ali Bey’in çirkin bir davranışından ne kadar sürdüğünü düşünürken.
“Yakışıklı kimsenin lezzetli yemek yapması gerekir,” dedi Ali Bey. “Tarak’ı olan Sezen, Allah rahmet eyleyin, her zaman güzel yemekler hazırlıyor. Ama Georgi’ye göre yemek pişirmek insan olmanın bir parçası değilmiş. Ne yaparsın, modern bir kadın?”
Mehrem Erdem’le bakışlaDataExchange yapmanın ardından uzunca bir uzunluğa kapandı.
“Ali Bey, odanı göstereyim,” dedi Mehrem akşam yemeği sona erdikten sonra. “Odanın Ecology’de banyo ve televizyon var.”
Ali Bey gece oturdu, sonra etraflıca yapıyı inceledi ve çantayı yatağın yanına koydu.
“Harika bir odanız,” dedi sandalyenin civarını elle geçiren Ali Bey. “Dışarıdan göründüğü gibi şık bir daire.”
“Teşekkür ederim,” dedi Mehrem. “İşte bir şey yapmanı istersen mail yapabilirsin.”
Ertesi sabah kahvaltı masasına yedi saatte. Mehrem “05:00’yi göreni” kontrol etti. Erdem hâlâ uykusu yavaşça ayağa kalkarken, Mehrem bir palton kendi sırtına alarak kahve masasına doğru yürüdü.
Mutfakta Ali Bey’den görsel bir meşruyu hafifce karıştırıyor, çevresinde spatulasla ekmek kesiyordu.
“İyi sabahlar,” dedi Mehrem’e bakarak. “Üzerine uyanık edersen kusura bakma. Askıda alışkanlık var.”
“Hiç bir şey,” Mehrem soğanları almak üstüne camlarla ilgilenirken.
Ali Bey, yemekte kendi yemeği için bir bisk remi önlenmiş yaşamı hiç umursamadan bir kenara atıyordu.
“Yürüyüşe gideceğim,” dedi parka gitmeye hazırlanırken. “Bu mahallede. Bir saatten sonra geri döneceğim.”
Mehrem Ali Bey’i giderken görerek biraz rahatladı. Ardından Tanyel’i aradı.
“Tanyel, senin de inanamayacağını biliyorum. Babam burada. Ama bu kişisel bir değişimi var. Hatta yardım edip yemek stajı yapmayı seviyor!”
“Hayır, elbette,” dedi Tanyel kahkahan gıcır gıcır. “Belki eşinin clone’u geldi? Hatırlıyor musun, törende nasıl bağırıyordu? Ve sevgilisel olarak evlenmeye çalıştığınızda ne dediğini?”
“Tabii unutamam,” Mehrem uzun bir nefes attı. “Ama insanlar değişir diye.”
“Veya maskeden geçenler. Dikkatli ol, arkadaşım.”
Erdem işte geç kalmışken Mehrem Ali Bey’le yalnız kaldı. Yemek yaparken bakışlarınınDataExchange yapていた.
“Yardım edebilir miyim?” diye sordu Ali Bey.
“Evet, salata için sebzeleri doğrayabilirsin,” dedi Mehrem bir bıçak verdi.
Peşpeşe sessizlik içinde çalıştılar. Sonra Ali Bey havayı temizledi.
“Mehrem, sana özür dilemek isterim.”
Mehrem kaşığını düşürmek üzere oldu.
“Ne için?”
“Her şey için. Törenin sırasında, kabahatlerim için, seni desteklemediğim için. Yanılıyordum.”
Mehrem kaşığını yavaşça koydu ve ona döndü.
“Ali Bey, ne oldu? Neden birdenbire…”
“Bir kalp krizi,” dedi. “Sıvanırken sabahlardaki yangınlar fark etme, her şey değişti. Bilsen; o an fark ediyorlar ki tek başına kalıyorlar. Oğlumla konuşmuyor, eşim…” el salladı. “Georgi’yle ben bir yabancı gibiız. Yetim olsaydım bile burada çevirmemek için oğlumla emekliyim?”
Mehrem hiçbir şey demedi. Yeni bu, açık bir Ali Bey eskisinden çok farklıydı.
“Her insan hata yapar,” dedi sonunda. “Ancak zamanında fark etmek önemlidir.”
“Benim fark ettiğimde, zamanında değil ama. Aslında hangisi en çok üzüyor? Georgi. Onu sevdiğimi düşündüğümde, bir esnafın yaşlı olacağını; ama parayı ve daireyi istiyordu. Hastalanınca belgeleri itiraf etmeye başladığını ve biri diler gibi dediği zaman en basit biçimde…”
Mehrem bunu düşündü. Georgi, gül kokulu altmışlı bir kadın gibi yapılırdı, hileli biri gibi görünüyordu.
“Ve ev sizin?”
“Evet, yok,” dedi Ali Bey. “Kafam çok açıktı. Belgeler imzalamadım. Georgi’ye beni oğlu çevirip gidiyorum, ama ne yaparım ki? Nasıl bir şey buldu? Eğer düşünürse geri dönerim. Aksine de boşanırım.”
Kapı gıcırdamaya başladı, Erdem butt yordu. Mehrem Ali Bey ve oğlunun sohbetini gözlemleyerek durdu.
“Her şey tarif edilecek mi?” diye sordu Erdem.
“Her şey mümkün, oğlum,” diye Ali Bey ona omzuna dokundu. “Senin birini çok sevdiğini fark ettim. Güzel biri.”
Akşam yemeğinde Ali Bey, oğluna aynı şeyleri anlattı. Erdem muzaffer bir ifadeyle dinlerken bir şey söylemedi. Yemekten sonra Mehrem’i alıp odalarına götürdü.
“Ona inanıyor musun?” diye sordu sesli bir şekilde.
“Bilmiyorum,” dedi Mehrem. “Ama sadece masum görünüyor. Ve biliyorsun, Georgi’nin geçimden çok para aradığını zannetiyorum.”
“Evet,” diye Erdem kafasını devirdi. “Her zaman dediğim gibi, o yüzden sen onu yakaladık. Genç ve güzel, bir yaşlı adamla evleniyor!”
“Olabilir. Yapı-lım son départ alır. En azından belgeleri yapar, ama beş aydır evdeyiz.”
Zaman geçiyordu, Ali Bey yavaşça işlerin bir parçası old.
Bir gün Mehrem, Erdem ve babasının bir sohbeti dinledi.
“Baba, neden eskisinden farklıyorsun, Mehrem?” diye sordu Erdem. “Onun her zaman iyi olduğunu biliyoruz.”
“Sana söyleyeyim, oğlum,” dedi Ali Bey. “Bakmaya korktum. Onun kendi hikayesine gireceğimi düşündük. Gördüğümde senin benimle kalmayacağını düşünüyordum. Ama senden ayrı kalmak istemiyorum. Ama sadece ben değil, dostum olarak. Kendi aldatıcı olduğuma fark etmiştim.”
Mehrem gözlerini ıslatan bu konuşma duydu. Eski büyükbabasının “insanlar kötü değil, hanımefendi. Sadece yaralı ve korkmuş” ifadesini hatırladı.
Pazar günü Tanyel ve eşi sofraya katıldı. Mehrem, Ali Bey’in sofrayı kendi başındayken onu fark etti. Tanyel’in gözleri açıldı.
“Evet, ilk başta inanamadım,” diye fısıldadı Mehrem. “Ama gerçekten değişti.”
Erkekleri futbol izlemeden sonra Tanyel Mehrem’i bir kenara çekti.
“Aklına gelmedi mi, bir planı var ya da hakeder gibi?” diye sordu. “Ev ya da para?”
“Hayır,” Mehrem başını salladı. “O bir üç kat sahibi. Ve harika bir emekliliği var.”
“Sadece izleyen bir gözüm,” Tanyel inanmadan.
Ali Bey’in kaldığın ikinci aydan sonra kapı çalındı. Mehrem, yirmi-altmış yaşlarındaeyi bir hayalet olan bir kadın gördü.
“Ali neredesin?” diye sordu.
“Belki Georgi, diye aklına geldi Mehrem. “Girebilirsin, Ali Bey evde.”
Ali Bey, bir odayı dolaşırken midstan Georgi’ye dönüştü.
“Kolay!” diye seslendi, Ali Bey’i gören. “Nihayet seni bulmuşum! Böyle bir durumda daha da korkuyordum!”
“Hayır, Allahımdan, neden öyle?” Ali Bey sadece kaşını çatık şekilde sordu. “Benimle ilişki kurmanın da başka bir yolu olduğunu düşünüyorsun.”
“Ne demek istiyorsun!” Georgi elini inceledi. “Sorular sordum! Hatta polise başvuracaktım!”
“Sözüme gelmişsin,” Ali Bey göz kırptı. “Yaptığın şey, sib bank hesabının kontrolü, anahtarların değiştirilmesi ve belgelerin yitirilmiş olması biliniyor. Aslında mülkümün bir kuruş verilmesi yok.”
Georgi suskalaştı.
“Ben sadece svarlı biraz endişe etmiştim.”
“Senin mülküme, demek istiyorsun,” Ali Bey düzeltti. “Yani ne dersen, Georgi. Tavın değişmiş. Hem de doğru şekilde.”
Georgi’nin yüzü buruştu.
“Buna inanmıyorsun!”
“Duyduğun kusursuz,” Ali Bey yükseldi. “Ve sana bahsettiğim şey; ‘eski adam uzun olmayacak’ ve mülkün satılması planı.”
Georgi nefes bile alamadı.
“Yani, yavaş yavaş yapıp yalan söyleme!” Ali Bey ifadesiz bir şekilde cevapladı. “Georgi, bana neler yapmışsın? Hazırdım mı, şekerim? Ne istemişsin? Ve bana sevgini hissettirmemişsin.”
Georgi Mehrem’in yönüne döndü. Hiddetle ona baktı.
“Bu yüzden fark etmişsin ki, sizin için bir şey yapma!”
“Kafandan geçirdicolor diye Ali Bey’i kesildi. “Erdemin Mehrem’i seviyor. Ve bu yüzden fark etmişsin ki.”
Georgi, kendi başarısız olduğunu anladığında kapıyı acıyla kapattı ve lamba süngüsü gibi sarsıldı.
“Zaman kaybettiğim için özür dilerim,” Ali Bey Mehrem’i kusursuz duygularla baktı. “Umarım bizim en son yüzleşme bu olur.”
“Her şey yolunda,” Mehrem yumuşak bir şekilde gülümsedi. “Çay istiyor musun?”
Erdem eve gelirken, Mehrem Alfred’in ziyaretini anlattı.
“Tüm sorunlar çözüldü, değil mi?” Erdem babasına sordu. “Vallahi boşanmaya gidiyor musun?”
“Evet,” Ali Bey başını salladı. “Bir kafile gibi uzun yollarım var. Tek başıma huzurlu olacağım.”
“Her zaman burada kalabilirsin,” Mehrem kendi hayale getirdi. “Sizin özel hayatı.”
“Teşekkür ederim, annem,” Ali Bey etrafa dağılmış. “Ama sizden ayırılmayın. Kullanabileceğim bir yer yok. Ama isterseniz sadece biraz ziyarette kalırım.”
“Tabii, izin veririz,” Erdem onun omzuna dokunarak. “Her zaman bize hos geldiğin gibi olur.”
Bir hafta sonra Ali Bey çantasını topladı. Kapıda oğlunu öptü, sonra Mehrem’e dönerek:
“Sana teşekkür ederim,” dedi. “Beni geçmişimle aldırdığınız için. Yeni bir hayat bulmam için şans verdiğiniz için.”
“Neden?”
“Böylece nasıl bir ailenin olacağını öğrendim. Dürüst ve zorlu olmadan. İnsanların sadece birbirlerini sevmek gibi.”
Eve döndüğünde, Mehrem kendi emekliliğine doğru gitti.
“Bir zamanlar bu olacağını düşünememiştim,” dedi. “Bir insanla hayatı değiştirecek bir şekilde.”
“Evet,” Erdem onun alnına dokunarak. “İnsanlar bazen sadece bir şeyin ne kadar önemli olduğunu anlamak için zaman isterler.”
Ağaçtan düşen ıslak bir çır biraz geç ve telefon çalıyordu. Erdem alıp Mehrem’e verdi.
“Ali Bey,” diye Mehrem alınan arama ile gülümsedi.
“Mehrem,” diye Ali Bey sadece biraz kıpırdayan sesiyle. “Sadece istemişim de… Oğlumun hala bu kadar iyi bir kadın olarak emin olmak isterim. Ve… Eğer bebeğinize sorarsan… Baba olmak istiyorum.”
Mehrem Erdem ile baktı ve gülümsedi.
“Ama, Ali Bey, biz tam da sizinle anlatmak istemek için… Aramızda yaklaşık yedi ay olacak.”
Ali Bey’in cevabı bir sessizlikten sonra meydana geldi.
“Gerçek mi? Erkek ya da kız?”
“Henüz bilmiyoruz,” Mehrem gülümsedi. “Ama bir şey bilirseniz ilk olarak sizi arayacağız.”
Telefonu koyduktan sonra Mehrem’in kalbi Erdem’e bastı.
“Biliyor musun, oğlunun babası bu prést oldukça bize gelmeye memnun etti. Hatta o eski çantayı bile.”
“Ben de mutluyum,” Erdem onun kalbini okşadı. “Çocuğumuzun bir tık burada bir dede olacak. Hakkında bile bir tık mutlu.”
Dışarıda yağmur başladı. Ama ev içinde ılık ve sakin hissediliyordu. Hayat bazen meşrularla dolu butun pişirir. Ama çoğu zaman bir değişiklik şansı verir. Ama en önemlisi, bu şansı kaçırmamak.




