Evde sessizlik ego. Ancak yenge Ana, çay tabağından tarhana yoğurduyu alırken şöyle dedi:
“Canım Nur, elindeki her şeyi iyi yapabiliyorsun. Hem sofrayı kaldıramıyor musun, hem de yanaklar gibi gülüyor. Bu durumda gönül vermiş oğluma nasil bagışlayabilirim?” Ana, küpelerini defnettiği leblebi artıksığından ekstra bir kase doldurdu. “Ne zaman, annem. Hayatın sosyetesinde kadın, evin gerektiği gibi yönetilmesiyle yani. Çünkü güzellik, tıpkı göbeğimiz gibi, azıcık çalışmayla mutemad toplanır!”
Nur, gülümseyerek mutfakta mahsum bir bakış fırlattı, yanaklar Kırpıntılı yoğurtlu bir pide daha servis etmek için üretken bir şekilde dolaşıyordu. Ana’nın sohbet ediş tarzına alışmıştı. Külçe külçe düşen sözlerin ardından bir problemle karşılaşacaktı.
“Pekala, Berkay ona kavuşmuş. Modern kızların çabuk çok yollara ayrılması beni korkutuyor.” Ana, sandalyesinden doğrulup yeğeninin burun kıvırmasına aldırmadan devam etti. “Bizim kuşakta kadınlar daha fazla profesyonel olmayı tercih etmezdi. Çocuk bile önce annesini…”
Berkay, sofra etekleriyle çatışan bakışlarını izlemeye başladı. Annem onu şöyle çekerek ipucu verdi.
“Neyin tarifine baktın?” Yenge Ana bir kez daha meyve salatasını içine koyarak sordu. “Kırmızı soslu bir şey var. Böyleki çileklerle tazeleşir misin?”
“Tabii ki, sevgilim. Gözlerin burna kaç будь,” dedi Nur, her zamanki gibi ifade etmemiş gibi yaparak.
“Teşekkür ederim. Zor bir şey değil.” Ana, gözleri çocuğunun alnına dikilirken şöyle dedi. “Beni beklerken sadece yirmi iki yaşındaydım. Yoksa şimdi başka bir konuda düşünmeleri yok, yalnızca kariyer kurmak çünkü ve sonra neyse neyse dedikleri…”
Nur, dudaklarını bir kez daha sıkarak sessiz kalır. Otuz iki yaşında olmak, net bir hedefi ve adeta yarış niteliği taşıyan bir problemi vardı. Üç kere hazırlık aldıysa da sonuçtan beklenilenden farklı olmamıştı. Berkay ile paylaşacak sorununa dair düşünceler, her seferinde eve giren Ananın babası konusundaki zorlayıcı sözleriyle birleşiyordu.
“Baba, konu değişelim. Evde konutunu nasıl buldun?” Berkay, karısının elini tutarak sordu.
“Ne değişiklik olabilir ki amcaya! Perdeci yapsın, profesyonellik eksik. Karşımda durup gözümün gördüğüne alışmalıyım. Bir de yaşıyorsan dans edersin, isterse gibi. Tabii, bulduğum biri yardım etti.”
“Size yardımcı olmaktan mutluluk duydular mı?” Berkay sordu.
“Olur muydu? Sizin işleriniz yeter. Ne zaman boşluk bulursunuz?”
“Baba!”
“Olur. Olur. Gençlerin kariyerini hakedin. Ama biliyorsun Nur, yirmi iki yaşın bastığı zaman bizim orada…”
Odaya dinmek geldi. Berkay, karısının elini daha sıkı tuttu. Nur, örtüdeki deseni izlemeye başladı. Zaman içinde Ananın sohbetinin sapkına direnmeyeceği şeyi fark etmişti: Sohbetlerin sonunda her zaman gençliğin zayıf olduğunu, eskiden daha iyi olduğunu dilemma’ya ulaşacak.
“Baba, Hatice öğretmeni, yani Kasım Hanım’ın kızı Varış haber mi etmedi?” Annesi birden öne döndü. “Zaten üç çocuğu var, işte de muavin. Bu kadını maşerettir nerede.”
“Harika. Baba, pişirip elimi biraz dinlenseydi olurdu. Nur, eve girdiğinde elinde çilekli ayva vardı.” Berkay, biraz sertçe devam etti.
“Bir şey değil, sevgilim! Nur, zamansız olmuşsun, evet. Ama seni bir düşünmedik.” Ana koşup çay› içerek konuşmaya devam etti. “Nedenim? Çünkü oğlunu düşünmedik. Karında seminerli pek çok öğretmen öğrenciye sormuyor.”
Nur, birdenbire kalktı.
“Telafon etmem gerek.” dedi, sadece ve dışarıya.
Berkay karısının zorlayıcı bakışını izledi.
“Sorun nedir?” Berkay annesine sordu.
“Sorun nedir?” Annesi beni izlemek gibi yaparak bağırdı. “Ben sadece kendi gözümüne göre soruyorum. Hayat zaten çok hızlı geçiyor.”
Nur, kırık bir şekilde eve döndü. Kafasındaki gözler ışıklıydı. Annesi fark etmese de, her zamanki gibi gülümseyerek çay ikram etti.
Gece orada uzun bir sohbet yoktu. Annesi, hastalıklarıyla, yalnızlığıyla, çocuklarının kendisiyle olan sıkı irtibatıyla ve açıkçanın içiyle hikayeler anlattı. Berkay, meseleyi yürütüyordu. Nur, çoğunlukla sessizdi, ama zaman zaman gülümsüyordu.
Yatarken, Annesi eliyle sıkıştırdı. Kafamda kalıp mate bir構図がありました.
Nur, kendi içine sığınmıştı. Hırsız bir dikkatle, yapılan sohbetin uzunluğu yetmeyen bir sohbetin sonuna yaklaşıyordu. Sonunda, onu zindeleştiren oyanma, dışarıya uzanan bir sohbet vardı.
Telefon çaldığında, Nur, Annesiyle konuşuyordu.
“Birşey unutuldu, değil mi?” Nur, hafif bir iç çeken ses verdikten sonra sordu.
“Yok canım.” Annesi, önceki gibi sert bir ses tonuyle değil. “Sadece… Berkay taksiyi arıyor, ama bir anar kalmamalı. Hem… kadınla kadın arasında konuşmak istedim.”
“Konusmak?” Nurn, kalbi sanki biraz yerinde yuvarlanır gibi oldu.
“Çocuklar hakkında.” Annesi, iç çekerek. “Senin bilip tekrar tekrar denemeye başladığını biliyorum. Ve benim ne hissettiğimi biliyorum.”
Danslar, aniden silinmiş bir duyguya yaklaştı.
“Annem…”
“Bırak konuşmamı.” Annesi, biraz tahammül koyarak. “Ben de o günler geçtim. Berkay doğduğunda, ondan sonra… Üç….. Kehinde??? Biliyorsun, bir sebep yok.”
Nur, tencereyi elinde tutup içeriği yokladı.
“Ben bilmiyordum.”
“Evde söylemedim.” Annesi, gözlerini kırpıştırarak. “Dinlerde ve toplumlarda, çocuk yapamamanın ki amacını bağışlayanlar olmadığından, kadınlar pek itiraf etmez.”
Nur, biraz tiksindirdi.
“Bugün hala öyle.”
“Ben de öyle düşünüyordum. İlk gece eve gelirken, ne kadar… yetenekli ve havalı olduğunu fark etmiştim. Dört yaşında fark… ama mutluydu. Ardından, çocuk parkında onlara baktığımda… Oh, telefonum var. Sanırım bu bir işaret. Daha çok… bir problem.”
“Neden böyle sosyal zorlamalara maruz kalmamız?” Nurn, çığlık atacak kadar etkilenmiş değildi.
“Bunu affetmem, çok aptalca. Berkay’a anlatmayı… bilmezdim. Sapına websitemi gönderdi, o da bilmeden öğrenmedi.”
Nur, gözlerini kapatıp ellerini tuttu.
“Annem, kimse aptalla değildir. Sadece çok çok çok çok çocuk istemen.”
“Budur. Ama bunun sorumluluğunu düşünebilirsen.” Annesi, gözlerinde gözyaşları dolaşır gibi oldu. “Sen ve Berkay; çok mutluluk veren bir aile. Artık… onu başka bir şekilde bulabilirsin. Kendi değilse. Şimdi çok çocuk yoksun.”
Nur, biraz düşünmeden cevap veremedi. Annesiyle konuşmaya karar vermişti. Annesinin her zamanki sertliği, bu kez yumuşak bir renk almaya başladı.
“Bilirsin, ben biraz kıskanç biri oluyorum.” Annesi, birden buldurmaya devam etti. “Seninla olanlar güzel. Ama ben… hayatta tek bir eve tek başıma düşmüştüm. Hayır, pek yardımcı yoktu. Tüm zamanı babalık ve annelikle ilgilenmek için harcamak zorundaydım. Daha fazla bir işlev düşünmeden. Sadece çünkü yoktu alternatifimdi.”
Nur, bu sözleri duyanlar arasında biri olduğunu hissetti: Önce fark edenin, sonra ise tekrar deneme ihtimallerinin olduğunu.
“Sen çok güçlüsün, Annem. Berkay’ı yetiştirdin.”
“Sadece. Ama bu bedel… çok fazla ama.”
“Bu klasik bir durum değil mi?” Nur.
“Bu sorun için, bir kadın gerçekten çok zorlanabiliyor. Bir de çocuk kalmadığında…”
Nur, bu sohbetin sonuna yaklaştığını fark etti. Annesiyle bu şekilde konuşmuştu. Saatler geçebilirdi.
“Biraz uzatmayayım. Berkay geri döner.” Annesi, birdenbire sohbeti sona erdirdi. “Biliyorsun Nur, sadece zeki bir kadın olarak seni temin etmek istedim. Beyninizde yol verin. Dilersen, ne zaman istersen yardımcı olurum.”
Nurb, telefonu koydu. İçinde bir rahatlık vardı. Daha sonra Berkay içeri girdi. Karısının gözlerindeki soğuk bir sır vardı.
“Annem yine…” Berkay, telaşla sordu.
“Evet, ama daha fazlası.” Nur, anlattı. Ancak annesinin kendi zorluklarını paylaştığı bir kısmını sakladı.
Berkay, sustu. Gözleri açılmak üzereydi.
“Ben… ben bilmiyordum.” Berkay.
“Sen bilmemek istiyordun. Ama Annem sadece korkuyordu. Düşün ki, hayattaki her şey bizim için daha iyi olsun diye.”
Berkay, tüm bu yüzden düşünmeye başladı.
“Annemyle daha çok görüşmem gerek mi?”
“Her zaman olduğu gibi. Tabii, ikisiniz bu evde kalmaya karar verirseniz. Annem, şu anki durumda biraz yardımı olabilir.”
Berkay, karısının bu fikrinin veriskini duymuş olmamıştı.
“Neyse, onu daha önce tanımaya karar verdim…” Nur, telefonu aldı.
“Annem, günaydın. Berkay ile düşünüyoruz… Evde misafir odası var. İşiniz kolaylaşır. Çalışanlar sandığından daha yararlı olmayabilir.”
Bir sükün geldi. Nur, biraz pişman olmuştu. Annesi”in tepkisi ne olacak?
“Canım. Tabii ki. Gerçekten mutluyum.”
“Harika. Biliyorsun, ben de becerikli olmaya çalışıyorum. Belki sen… orgülü bir iş bulabiliriz?”
“Olur. Bu iş, seni gerçekten etkisi olacak!”
Nur, telefonu koydu. İçinde bir rahatlık vardı. Anneme daha fazla netik bir konuyu konuşmaya başlamıştı.
Sonraki üç ayda, Annem, içinde oturuyordu. Turkum bir ailede, başka biriyle bağ kurmaya başlamıştı: komşulardan biri. Aralarında hem sohbet hem iş paylaşımı vardı. Birlikte, tarifleri yarıştıran çift bir aile ustasıydılar.
Annem, yeni bir başlangıç yaptı. Kötü bir geçmişinin mahsulünü evde net bir şekilde anlatamadı. Ancak, sonunda bir çözüm bulmuştu. Daha fazla üretken bir ilişki kurmaya karar vermişti. Hayatın karmaşıklığı içinde, artıksı bir sorunla yüz yüze gelmenin bir sevinci vardı.
Geçen sene, Annem ona kendi içindeki bir değişimi fark etti: O sosyetede, zaman zaman içindeliğini paylaştı. Yine, bir kez daha, arasındaki duvar düşmüşydi. Çünkü bir gece, sessiz olan mutluluktan sonra, annesi ona anlatmıştı.
Ana, önceden sık sık evde net bir şekilde anlatamadığı bazı nitelikleri fark etmişti. Bazen, tahammül, üretken bir değişim olurdu. Bir sohbet, işte o andaki gerçeklikten gelen. O kadar karmaşık olsa da, birbirlerini anlamak ne kadar güç demekti.
Annemle Annem kavga etmek istememişti. Ancak, o an, planرفتن به داخل her şeyin değişiminden sonra. Artık, aralarındaki fark neydi? Artık, birbirlerini daha çok anlayışla yaşıyorlardı.
Bazen, en iyi anlatımlar, bir teorinin sonunda bir aile arasındaki birlikle değil, bir telefonla sohbetle olurdu. Ve burada, Nurolu bir ailede, bir gece içinde bu ipucu fark edilmemişti. Kalbinde, karşısındakini anlamak aslında mücadelenin bir sonucuydu.
Daha çok zaman geçtikçe, Annem, kendi yaşantısına daha fazla mutluluk kattı. Hem kendisi hem de ev hale kesif bir ineği değişime uğramıştı.
Bazı zamanlarda, dostluklar, en uç noktalardaki dinmek geldiğinde de oluşurdu. Birbirlerini anlayabilen iki kadının sohbeti, onları daha fazla bir araya getirebilirdi.
Ve her zamanki gibi, o sohbetin bağdaşmadan sonuna kadar, onlar, bir amaçlarını birleştirmişti: İçeride, birlikte bir aile oluşturmaları. Sonunda, birlikte bir mutluluk kavramının gerçeliği, birbirlerinin zihinlerinde yer etti.
Annem, yeni bir zahmet götürmedi. Hayat, şuan bir anlam ifade ediyordu. Ve Nur, berkay, annesi, belki bir bayat olmak üzereydi ama her şeyin içinde naziklikle birlikte bulunuşlarını sevmek istemiyorlardı.
Çünkü bir zaman önce, evde sessizlik egemendi. Ama annesi, bir sohbeti başlatmıştı. Ve o sohbet, dağınık yollar olduğu halde, artı bir anlam ifade ediyordu. Bir daha bile olsa içli.
Ve her zaman olduğu gibi, bir kez daha, bir birlikte bir aile, beraber bir sohbetin eşiğinde, duyguları yeniden canl latent etmeye başlamıştı.




