— Hayır, hayır ve bir kez daha hayır! Feride Hanım, lütfen artık anlayın, bu mümkün değil! Küçük bir dairemiz var, aslında daire bile değil, bir buçuk oda! — Emir mutfakta dolaşıyor, kollarını bir yel değirmeni gibi sallıyordu.
— Aman, hadi canım Cemil! Bir buçuk değil, tam iki oda! Çocuk odası tabii küçük, ama ben orada gayet güzel sığarım. Elif ile Mert’e yardım etmek lazım, bir düşün—bebekten göz açtırmıyorlar! — kayınvalide kocaman göğsünün üstüne ellerini kavuşturmuş, damadına öyle bir bakıyordu ki, sanki onlara kalmayı kabul ederek büyük bir lütufta bulunuyordu.
— Anne, biz hallediyoruz, gerçekten! — Elif, mutfağın kapısında kucağında bebekle durmuş, konuşmaya çekinerek dahil oldu. — Emir haklı, evimiz gerçekten dar.
— Elif, sen karışma! Ne demek “hallediyorsun”? — kayınvalide elini kızına doğru savurdu. — Gözlerin uykusuzluktan şiş, morlukların öyle ki hiçbir fondöten gizleyemez, kendin bir deri bir kemik kalmışsın! Hangi “hallediyoruz”? Böyle giderse boşanmaya kadar varır!
Emir aniden durdu, derin bir nefes aldı ve kendini sakin konuşmaya zorladı:
— Feride Hanım, ben ve Elif beş yıldır evliyiz. Bu sürede bir kez bile ciddi kavga etmedik. Bebeğin gelmesinin ilişkimizi değiştireceğini sanmıyorum.
— Ah, gençlik, gençlik… Her şeyi biliyorsunuz! — kayınvalide gözlerini devirdi. — Peki, doğum sonrası kadınların sinirli, alıngan olduğunu, özel ilgiye ihtiyaç duyduğunu hiç düşündün mü? Kim pişirecek kızıma süt yapan çorbaları, bitki çaylarını?
Elif sessizce inledi. Annesi çorbalardan, otlardan bahsetmeye başladığında tartışmanın anlamsız olduğunu biliyordu. Kayınvalide devam etti:
— Zaten eşyalarımı topladım, dönüş biletimi de iki aylığına aldım. Biraz kalırım, size yardım ederim, sonrasını görürüz.
— İki ay mı?! — Emir ve Elif aynı anda haykırdı.
Feride Hanım onların çığlığını duymamış gibi yaptı ve iş bilir bir tavırla antreye, iki dev bavulun yanına yürüdü.
— Emir, eşyalarımı çocuk odasına taşımama yardım eder misin? Ha, bir de—Mert’in yatağını yatak odanıza taşıyın. Ben şu küçük divanda yatarım. Zaten kolayım ben.
Emir çaresizce karısına baktı, ama o sadece omuz silkti. Feride Hanım’ın baskısına karşı koymak neredeyse imkansızdı. Özellikle de ikisinin de uykuEmir sessizce bavulları taşırken içinden, “Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak,” diye geçirdi.




