Lamba Aileyi Düşmekten Kurtardı

“Lamba Neredeyse Aileyi Dağıtıyordu”

— Emine, Arda, hanginiz benim lambamı kırdı? Bu Hüseyin’in hatırasıydı!
Nebahat Hanım, eski Yılmazlar’ın evinin salonundaki meşe masaya avucunu vurdu, üzerindeki solmuş, işlemeli örtüden toz bulutları yükseldi. Otuzlu yıllarda yapılan bu ev, taze pişmiş mercimek çorbası, naftalin ve rutubet kokuyordu. Hüseyin’den kalan antika lamba, bronz üzüm sarmallı kaidesi ve yeşil abajuruyla parçalanmış haldeydi. Nebahat’in elleri titriyordu, gözlükleri buğulanmıştı.

Emine, on beş yaşındaki torunu, yıpranmış kanepeden fırladı. Üzerindeki kedili tişört yukarı sıyrılmıştı.

— Anneanne, ben yapmadım! — diye bağırdı. — Arda! O her şeyi devirir, dün topunu burada zıplatıyordu!

Arda, mavi kapüşonlu sweatshirt’üyle tabletinden başını kaldırdı.

— Ben mi? Emine, yalan söylüyorsun! — Babaannene bakarak ekledi: — Vallahi dokunmadım! Ablam dün TikTok çekiyordu, keçi gibi zıplıyordu!

Oğlu Murat içeri girdi, motor yağı ve metal kokan iş tulumunu askıya attı.

— Anne, bağırma artık, evin camları titriyor. Bu lamba antikacıda 50 liraya ancak satılır!

Gelin Lale, mutfaktan tabakları getirirken mırıldandı:

— Murat, sus! Bu annenin Hüseyin amcadan kalan hatırası. Çocuklar, kim kırdıysa söylesin!

Lamba, artık kırık bir eşya değil, ailenin içindeki kızgınlıkların sembolü olmuştu.

Akşam tartışma yeniden alevlendi. Nebahat, yıpranmış koltuğunda çorap dikiyordu. Murat, “En İyi Usta” yazılı çatlak fincanından çayını yudumluyordu. Lale mutfakta bulaşıkları yıkıyordu. Emine biyoloji kitabını karıştırıyor, Arda ise oyun bloklarından devrilen kuleler yapıyordu.

— Emine, dün dans ederken lambaya çarptığını gördüm! — diye hırçınlaştı Nebahat.

Emine kitabı fırlattı:

— Dans ettim ama lambaya dokunmadım! Arda topunu duvara vuruyordu!

Arda ayağa fırladı:

— Yalan! Bilgisayar oynuyordum!

Murat başını elleri arasına aldı:

— Anne, 12 saat fabrikada çalışıyorum, bir de sizin kavganız!

Lale araya girdi:

— Murat, bu bir hatıra!

Nebahat’in gözleri doldu:

— Hüseyin’le bu lambanın altında mektuplar okuduk, evliliğimizi planladık! Şimdi beni huzur evine atacakmışsınız gibi davranıyorsunuz!

Emine kapıyı çarparak dışarı fırladı.

Ertesi gün Lale, komşu teyze Ayşe’nin kapısını çaldı.

— Kız nerede, Ayşe teyze?

— Parka gitti, ağlıyordu.

Arda parkta ablasını buldu.

— Anneanne kızgın değil, üzgün. Hadi eve dön.

O gece Murat, annesinin odasına girdi.

— Anne, özür dilerim. Lamba senin için kıymetli.

Ertesi gün Arda bodrumda Hüseyin dedesinin günlüğünü buldu:

*”Nebahat’im, bu lamba bizim aşkımızın ışığıdır. Onun altında barıştık, güldük. Çocuklarımız onun ışığında büyüsün.”*

Lamba tamir edildi. Artık kavgaların değil, birleşmenin sembolü oldu.

Bir akşam Nebahat gülümsedi:

— Hüseyin bizi bir arada tutuyor.

Murat çayını kaldırdı:

— Ailemize ve lambamıza!

Lamba, artık Yılmazlar’ın kalbinin attığı yerdi.

Rate article
Lifequest
Lamba Aileyi Düşmekten Kurtardı