Üç Kadın, Bir Mutfak ve Huzurdan Yoksun Bir Hayat

**Üç Kadın, Bir Mutfak ve Hiç Huzur Yok**

Pazartesi benim, salı annem, çarşamba Aysel Hanım, perşembe yine ben… diye titizlikle çizelgeyi doldurdum. Hafta sonu ise gelişmeye bakalım.

“Harika,” dedi annem, Sevgi Hanım, memnuniyetini gizlemeye çalışarak. “Artık düzen olur.”

“Tabii, ilk çorbaya kadar,” diye mırıldandı kayınvalidem Aysel Hanım. “Siz gençler kâğıt üstünde iyisiniz.”

Aldırmadım. Yoruldum artık. İki anneyle aynı çatı altında geçen altı ay… Hayat değil, diziden farksız. Ama “durdur” butonu yok.

Her şey Elif doğduktan sonra başladı. Annem “birkaç aylığına yardıma” geldi. Kayınvalidem Aysel Hanım ise başından beri bizleydi. “Oğlum evlendi, ben nereye gideyim?” diye söylenirdi hep.

Ev üç odalı ama sanki oyuncak ev gibi. Kendime yer bulamazken bir de üç hükmeden kadın…

“Boş salamura kavanozunu kim buzdolabına geri koydu?” diye çığlık attı Aysel Hanım sabahın köründe.

“Ben koydum!” diye cevap verdi annem balkondan. “Salamurası duruyor, mercimek çorbası yapılır!”

“Ah ne kadar marifetliyiz,” diye alay etti. “Ama mercimeği ben çarşamba günleri yaparım. Bugün salı. Benim günüm!”

“Yardım etmek istedim sadece,” dedi annem.

“Kimse istemedi!”

“Ben istedim,” dedim, Elif’i parkına bırakarak. “Anneciğim, herkes sırasını beklesin. Kuralları bozmayalım yoksa geçen seferki gibi olur: üç ayrı çorba, bulaşığı yıkanmamış.”

“Ne var yani, hepsi yenildi!” diye diretti Aysel Hanım. “Sonra ben yarım saat ocağı temizledim. Üstelik tansiyonum var!”

Kocam Can bu tür sahnelerde ya koşuya çıkardı ya da kulaklık takardı. “Toplantım var,” derdi ama biliyordum ki kaçıyordu. Taraf seçemezdi. Herkesi kırmaktansa saklanmak daha kolaydı.

“Can’la konuş,” diye fısıldardı annem onun mutfaktan çıkışını görünce. “Annesine karışmamasını söylesin. Bu torun onun da değil mi?”

“Anne, sen de karışıyorsun,” diye cevaplardım usulca.

“Ne yapayım, her şey elden kayıyor! Elif’le kim gezdiriyor? Yeni patiğini kim aldı? Gece yarısı çamaşırları kim yıkadı?”

“Anne, yeter. Yarışmıyoruz.”

Ama yarışıyorlardı. Üçümüz de—ben, annem, kayınvalidem—”evin hanımı” olmak için mücadele ediyorduk. Can ise… Can boğulmamaya çalışıyordu.

Bir akşam mutfakta kıyamet koptu.

“Çarşamba benim günüm, defalarca söyledim!” diye bağırıyordu Aysel Hanım. “Niye yine senin tencere ocakta?”

“Çünkü çocukla ilgileniyorum ve senin saçma çizelgene bakacak halim yok!” diye patladı annem.

“Kim çağırdı sizi bu eve?”

“Bu ev mi? Ben mutfağı yenilerken sen Bodrum’da tatildeydin!”

“Her şeye ‘ben yaptım’ diyorsun. Torunu da sen doğurdun herhalde?”

Tam o sırada, “grafik dışı” mercimek çorbası ocaktan taşmaya başladı.

“Yeter!” diye bağırdım. “İkiniz de tencerelerinizi kaldırın! Yarın sabır çorbası pişecek!”

İkisi de sustu.

“Ben iki cephe arasında piyon değilim! Kadınım! Hormonlarım altüst, sırtım ağrıyor, çocuk uyumuyor, yemek yapasım yok! Yetti artık!”

Sonra banyoya kapandım. Sessizlik içimi ferahlattı. Fark ettim ki ikisi de suçlu değildi. Sadece bırakmayı bilmiyorlardı.

Ertesi gün çamaşır günü ilan ettim. Hepimizinki karışıyordu, çoraplar kayboluyordu. Her şeyi ayırdık.

“İşte bu!” dedi annem. “Benim bornozumu bulamıyordum.”

“Ben de çarşaflarımı!” diye ekledi Aysel Hanım.

Mutfakta ip gerip çamaşırları astık. Ben yerleri silerken, Elif uyurken, onlar taburelerde oturup asılı çamaşırlara baktılar.

“Düşünüyorum da,” dedi annem. “Ben burada ne yapıyorum? Kızım büyüdü. Niye karışıyorum?”

“Yalnız kalmamak için,” dedi Aysel Hanım. “Emekli olunca hayat bitiyor. Torunlarla bir amaç…”

“Ben üç çocuğu kimse yardım etmeden büyüttüm. Şimdi farklı yapma şansım var.”

“Ben de kendi doğrularımla,” dedi Aysel Hanım. “Programsız her şey dağılıyor.”

“Belki de Elif kendi işini kendi halletsin?” diye ürkekçe ekledi annem. “Yarışmıyoruz ya?”

Banyodan çıktığımda ikisini yan yana sessizce oturur buldum.

“Can’la taşınıyoruz,” dedim. “Küçük bir ev. Sessiz. Kimse yok.”

“Nasıl yani?” diye telaşlandı annem.

“Uzak değil. Sadece… zamanı geldi.”

“Peki… Elif?”

“Sırayla ziyarete geleceksiniz,” dedim gülümseyerek. “TenArtık mutfak bizimdi, ocağın başında sadece gülüşlerimiz kaynıyordu.

Rate article
Lifequest
Üç Kadın, Bir Mutfak ve Huzurdan Yoksun Bir Hayat