Ağlamaz, Beklemez, Özlem Duymaz

Bir zamanlar, Eskişehir’in sakin bir köyünde, Ayşegül’ün hayatı vardı. Kocası Mehmet, her zaman sakin, sessiz, nazik bir adamdı. Yirmi üç yıl önce de böyleydi, ona evlenme teklif ettiği gün de…

Yaz akşamlarında her zamanki gibi köyün dışındaki dere kenarında geziniyorlardı. Mehmet, birden durdu, onun ellerini tuttu ve alçak bir sesle:

“Ayşegül’üm, hayatlarımızı birleştirelim. Seninle olmamız kader,” dedi.

Sessiz ve emin bir tavırla ona bakıyordu. Reddedilmeyeceğini biliyordu. Ayşegül’ün yüzü mutluluktan kızardı, kalbi yerinden çıkacak gibi hızla atıyordu:

“Evet, evet Mehmet’im, evet! Seninle evlenirim.”

İkisi de mutluydu.

“Sana ve bana yeni bir ev yapacağım. Babam yardım edecek. Yeri bile seçtik, gel göstereyim.” El ele yürüdüler ve koca bir dut ağacının altında durdular.

“İşte burası. Ama bu ağacı kesmemiz lazım, çok yaşlı. Bir gün eve düşebilir. Yerine yenisini dikeriz.”

“Harika Mehmet’im, pencereden dereyi görebileceğiz.”

Evlendikten sonra bir süre Mehmet’in ailesiyle yaşadılar, ama kısa sürede ev hazırdı. Hatta Mehmet, ayrı girişli ikinci bir bölüm de ekledi.

“Bu bizim çocuklarımız için. Belki biri bu köyde kalmak ister. Ayrı kapıları olsun.”

“Ne kadar ileriyi gören bir adamsın sen,” diye sevindi Ayşegül ve kocasına hak verdi.

Çok çocukları olmadı, sadece bir kızları oldu. Onu büyüttüler, sonra üniversiteye girdi ve bir gün aniden:

“Anne, baba, bana güvenmeyin. Sizinle yaşamayacağım. Şehirde yaşamak istiyorum, bir de orada Emre var.”

Böylece evin o yarısı boş kaldı. Ayşegül orayı temizler, camları silerdi. Mehmet ise hiç girmezdi. Kendi taraflarında yer boldu, temiz ve rahattı. Ayşegül ile Mehmet yalnız yaşadılar. Kızları üniversitedeydi. Yirmi üç yıl boyunca Mehmet, Ayşegül’ü hiç üzmedi. Hep sakin, sesini yükseltmezdi. Köylüler onlara saygı duyardı.

Ama işte bu nazik, sessiz ve sakin Mehmet, iki gün önce işten döndükten sonra karısına:

“Ayşegül, bunu sana söylemek zor, ama bizim hayatımız bir sona geldi. Anlıyorsun değil mi? Böyle oluyor işte… Yaklaşık yirmi yıl boyunca sevgi yavaş yavaş kayboluyor. Ben de başka bir kadınla tanıştım. Ama sana bu yıllar için minnettarım. Elif’i yarı yolda bırakmayacağım, okulunu bitirsin. Para konusunda endişelenme, ev sizin olsun.”

Mehmet daha bir şeyler söyledi, ama Ayşegül sessizce koltuğa çöktü, kulakları uğulduyordu. Sonra Mehmet’in:

“Affet beni,” dediğini duydu ve bavuluyla çıkıp gitti. Belli ki önceden hazırlamıştı. Kapıyı usulca kapattı.

Ayşegül ağladı.

“Niye benim başıma geldi?” Çok kişinin başına geliyordu belki, ama asla kendi ailesinin de böyle olacağını düşünmemişti. Gözlerini kapayıp bunun bir rüya olduğunu hayal etmek istedi. Ama açtığında her şey eskisi gibi olmayacaktı. Sevgili kocası, o sakin ve sessiz adam, sonsuza dek gitmişti.

İlk hafta belki de daha uzun süre, bir umut vardı. Belki geri dönerdi. Ama olmO günden sonra Ayşegül, zamanın yaralarını nasıl sardığını düşündü, Mehmet’in gidişinin ardından gelen Oğuz’la bulduğu mutluluğa şükretti ve hayatının geri kalanını huzur içinde geçirdi.

Rate article
Lifequest
Ağlamaz, Beklemez, Özlem Duymaz