Yalnızlıkta Mutluluk Yok

Yalnızlıkta mutluluk olmaz.

Gözlerinde yaşama sevinci parlayan, artık genç sayılmayan ama zarif duruşuyla dikkat çeken Nermin Hanım, sabah kahvesini yudumladıktan sonra fincanını yıkadı, usulca bir demlik çay demledi ve pencereden dışarıyı seyretti.

“Yıllardır aynı şeyler… Saat, camın ardındaki manzara, kitaplığın üzerindeki açık kitap ve yalnızlık. Erken kaybettiğim eşimi ne çok özlüyorum,” diye geçirdi içinden.

On yıl önce sevdiği kocasını toprağa vermişti. Acı zamanla hafiflemişti, ama yalnızlığa alışmak zordu. İlk yıllarda onu yanı başında hisseder gibiydi, sonra bu his de yavaş yavaş kayboldu. Bir gün fark ettiği şeyi şöyle özetledi:

“Sevdiklerimiz evden değil, yavaşça gönüllerimizden giderler.”

Son zamanlarda yalnızlık daha da ağır gelmeye başlamıştı. Artık belki kendisi gibi yalnız bir adam bulmayı bile düşünüyordu. Etrafa şöyle bir bakıyor, gözüne kestirdiği erkekleri sessizce değerlendiriyordu.

“Ya biri vardır? Belki aynı kaderi paylaşan başka bir yalnız ruh? Kim bilir…” Böyle düşünürken yalnızlığını unutuyor, bir adamla kol kola sokaklarda düşler kuruyordu.

Komşu apartmanda emekli bir albay olduğunu fark etmişti uzun zaman önce. Arkadaşı Ayşe, tam da onunla aynı katta oturuyordu ve eşi Orhan, bu emekli askerle iyi anlaşıyordu.

Ayşe bir gün Nermin Hanım’a bu komşusundan bahsetmişti:

“Nerminciğim, Cemal Bey de dul. Kızı var ama uzakta yaşıyor. Nadir uğruyor. Ciddi bir adam, ama Orhan’la çok iyi anlaşıyorlar. Balığa bile gidiyorlar bazen. Bir göz atsana, neden hep yalnızlıkla arkadaş oluyorsun? İkili daha iyi.”

“Bilmem Ayşe, ben nasıl gidip de ona böyle bir şey açayım? Üstelik ilk adım erkekten gelmeli,” diyordu Nermin Hanım.

O bir edebiyat öğretmeniydi, kibar bir kadındı. Çok okumuştu, onunla sohbet etmek keyifliydi.

Cemal Bey gerçekten de emekli bir albaydı. İnce yapılı, uzun boylu, gözlüklü ve bembeyaz saçlıydı. Daima dimdik yürürdü, dizlerini fazla kırmadan, asker gibi. Ama ilginç bir insandı. Nermin Hanım her geçişinde ona bakakalır, başını hafifçe eğerek selam verirdi. O da aynı karşılığı verirdi:

“Sağlıklar dilerim.”

Bazen ona anlamlı bakışlar atardı, ama Cemal Bey hiç oralı olmazdı. Kapı önündeki bankta oturan yaşlı kadınlar onun hakkında türlü dedikodu yaparlardı.

“Duydum ki bu albay askerlik yıllarında başından yaralanmış, duygularını kaybetmiş,” diye fısıldardı birisi.

“Öyle değil! Uzun süre dürbünle bakmaktan gözleri bozulmuş, ondan gözlük takıyor,” diye düzeltirdi bir başkası.

“Bence bambaşka bir sorunu var, o yüzden kadınlara bakmıyor,” diye atılırdı üçüncü bir ses.

Konu hep Cemal Bey’de dönerdi, çünkü etrafta bekâr kadın çok, bekâr erkek azdı. Nermin Hanım da bazen onu düşünürdü.

“Acaba yalnızken ne yapıyor? Belki kitap okuyordur… Ya da belki savaş filmlerini seviyordur.”

Bir akşam telefonu çaldı. Ayşe arıyordu:

“Nerminciğim, iyi akşamlar. Ne yapıyorsun?”

“Kitap okuyorum,” diye güldü Nermin.

“Tam tahmin ettiğim gibi! Yarın doğum günüm, unutmadın değil mi?”

Nermin Hanım şaşırdı. “Aman Ayşeciğim, nasıl unuttum! Elbette geleceğim.”

Ertesi gün, aynanın karşısına geçti. “İyiyim hâlâ,” diye düşündü.

Akşam Ayşe’nin evine gittiğinde masada Cemal Bey’i gördü. Ayşe onu bilerek yanına oturttu.

Sohbet ilerledi. Bir ara müzik açıldı, herkes dans etmeye başladı. Nermin Hanım sessizce beklerken, Cemal Bey onu davet etti. Diğer misafirlerden gözleri parlayan, şişmanca bir kadın, Tülay Hanım, onları kıskançlıkla izliyordu.

Dans ederken Nermin Hanım, Cemal Bey’in ne kadar zarif ve güçlü olduğunu fark etti. Gözleri ışıldıyordu.

“İçimde bir şeyler canlandı,” diye geçirdi içinden Cemal Bey. “Demek hâlâ bir insanı sevebilecek kadar gençmişim.”

Akşam sona ererken, Cemal Bey onu evine kadar geçirdi, sonra uzun bir yürüyüş yaptılar.

Ayşe ile Orhan, arkalarından gülümsedi:

“Demek Albay’ın hâlâ içinde ateş varmış!”

Nermin Hanım ve Cemal Bey şimdi mutlu bir çifttir. Akşamları el ele dolaşırlar. Sadece Tülay Hanım hâlâ buruktur.

**Hayat bize şunu öğretir: Gerçek sevgi, hiç beklenmedik bir anda kapınızı çalabilir. Yeter ki yüreğiniz ona açık olsun.**

Rate article
Lifequest
Yalnızlıkta Mutluluk Yok