Yıldönümümüzde, Küçük Arkadaşım Kocama “Baba” Dedi – Dünyam Yıkıldı

Bugün şampanya bardağı elimden kaydı ve mermer zemine çarparak paramparça oldu. Her bir kırık, üç yıldır farkında olmadan yaşadığım gerçeği yansıtıyordu. Kapıda donup kaldım, yedi yıllık eşim Alp’in, en yakın arkadaşımın ağlayan küçük kızına sarılışını izledim. Küçük Elif’in söylediği tek bir kelime, evliliğime, hayatıma ve en çok güvendiğim insanlara dair inandığım her şeyi yerle bir etti.

“Baba, eve gidelim mi?” diye fısıldadı Elif, minik kollarını Alp’in boynuna sararken. Sanki onunla yüzlerce gece masal okunmuş gibi bir yakınlık vardı aralarında. Salon buz kesti. Yirmi misafir şaşkınlıkla onlara baktı.

En yakın arkadaşım Gizem’in yüzü bembeyaz kesildi. Alp ise—benim kaya gibi eşim—şimdi bir hayalet gibiydi. Ama duran tek şey onların yüz ifadeleri değildi; kalbim de atmamaya başladı.

Üç saat öncesine kadar mutluluktan uçuyordum. Yedinci evlilik yıl dönümümüz mükemmel geçiyordu. Masalar beyaz güllerle süslü, hafif caz müzik eşliğinde en sevdiğimiz dostlarımız evimizi doldurmuştu. Gözlerimi parlatan o zümrüt yeşili elbiseyi giymiştim—Alp’in her zaman en sevdiğini söylediği elbise.

Saçlarım toplanmış, kendimi ışıldıyor gibi hissediyordum. Alp odanın diğer ucundan bana bakarken kalbim hâlâ hızla çarpıyordu. “Bu gece nefes kesici görünüyorsun,” diye fısıldadı kız kardeşim Derya tatlıları düzenlerken. “Siz hâlâ yeni evli çift gibisiniz.” Gülümsedim, içim sevinçle doluydu. “Dünyanın en şanslı kadınıyım.”

Ne kadar da yanılmışım. Alp odada mükemmel bir ev sahibi gibi davranıyordu—çekici, nazik, herkesin bardağı dolu mu diye kontrol ediyordu. Sıcak kahverengi gözleriyle herkesin sevdiği, başarılı bir mimardı. “Konuşma! Konuşma!” diye seslendi iş ortağı Cem, bardağını kaldırarak. Alp güldü, beni yanına çekti, belime sarıldı.

“Tamam, tamam,” dedi, boğazını temizleyerek. “Yedi yıl önce en iyi arkadaşımla, ruh ikizimle, her şeyimle evlendim. Defne, sen sadece var olduğun için her günüm daha aydınlık.” Alkışlar arasında yanağımı öptü, gözlerim mutluluktan yaşardı.

“Yedi yıla, yetmiş yıl daha eklenmesine!” Bardaklar şıkırdadı, neşeli sesler yükseldi. Ona yaslandım, kolonyasının kokusunu içime çektim; güvende, seviliyor ve tamamlanmış hissediyordum.

Tam o sırada Gizem, Elif’i kucağında taşıyarak yaklaştı. Yorgun görünüyordu. Liseden beri en yakın arkadaşımdı, eski erkek arkadaşı hamileyken ortadan kaybolunca Elif’i tek başına büyütmüştü. Hep yanında olmuştum—Elif’e bakmış, alışveriş getirmiş, her zaman destek olmuştum. “Harika bir parti olmuş,” dedi usulca, Elif’i sallayarak. “Gerçekten kendini aşmışsın.”

“Mükemmel olsun istedim,” dedim, Elif’in çenesini okşayarak. O da güldü ve annesinin omzuna yaslandı. “Anne, uykum geldi,” diye mırıldandı.

“Biliyorum tatlım, birazdan gideceğiz,” diye fısıldadı Gizem. “Üst kattaki misafir odasında biraz dinlensin mi?” diye teklif ettim. “Ayrılana kadar uyuyabilir.”

“Emin misin? Baş belası olmak istemem.”

“Saçmalama, Elif burada her zamanSonunda anladım ki, bazen en büyük ihanet, en yakınındakilerden gelir.

Rate article
Lifequest
Yıldönümümüzde, Küçük Arkadaşım Kocama “Baba” Dedi – Dünyam Yıkıldı