Bugün günlüğüme yazacak bir hikayem var. Eğitim enstitüsünden mezun olduktan sonra Ayşenur memleketine, İzmir’e döndü. Kendi okulunda öğretmenlik yapmayı çok istiyordu. Öğrenciyken bile herkes onun bu hayaline inanıyordu.
“Bizim Ayşenur azimlidir, mutlaka başarır,” derdi sınıf arkadaşları ve öğretmenleri.
Okula güvenle adım atan genç kadın müdürün odasına girdi:
“Merhaba, Zeynep Hanım.”
Müdür başını kaldırıp gözlüklerinin üzerinden baktı. “Ayşenur Demir, sen misin?” diyerek ayağa kalktı.
“Benim, Zeynep Hanım. Söz verdiğim gibi burada öğretmen olarak göreve başlıyorum,” dedi belgelerini uzatarak.
Müdür gülümsedi: “Tebrikler, Ayşenur Hanım. Tarih öğretmenimiz oldun. Hayalini gerçekleştirdin.”
Böylece Ayşenur tarih öğretmeni oldu. Öğrenciler başta onu test etseler de zamanla saygısını kazandı.
Kısa süre sonra Murat’la tanıştı. O da mezun olunca yerel bir fabrikada mühendis olmuştu. Evlendiler. Murat daha nişanlıyken açık konuşmuştu:
“Şimdilik çocuk yapmayalım, önce ayaklarımızın üzerinde duralım.”
“Peki, ama çok da beklemeyelim,” demişti Ayşenur.
Üç yıl geçti, çocuk yoktu. Derken bir dedikodu Ayşenur’un kulağına geldi: Murat, iş yerinden biriyle görüşüyormuş. Murat yakışıklıydı, etrafında hep insanlar vardı. Ayşenur hemen inandı.
Evde kavga çıktı. Murat itiraf etti, ama bir daha asla yapmayacağına yemin etti.
“Özür dilerim, Ayşenur. Söz veriyorum.”
Ayşenur gücendi. Bir süre soğuk davrandı, ama Murat onun güvenini tekrar kazandı. Zamanla her şey unutuldu gibi oldu.
Sonra Ayşenur hamile olduğunu söyledi. Murat sevindi. Küçük kızları Elif doğdu. Artık yorgun ama mutluydular. Murat bir daha asla başka kadınlara bakmadı.
Yıllar geçti. Elif büyüdü, üniversiteye gitti. Bir gün “Anne, baba, okul bitince Selim’le evleneceğiz,” dedi.
Ama Ayşenur’un sağlığı bozuldu. Hastaneye kaldırıldı. Murat ve Elif her gün yanındaydı, fakat iyileşemedi. Ayşenur vefat etti.
Bir gün Elif annesinin eşyalarını düzenlerken eski bir mektup buldu. Okudukça yüreği sıkıştı. Mektupta Ayşenur, Murat’ın aslında Elif’in gerçek babası olmadığını yazıyordu. Murat’ın ihanetini öğrendiğinde intikam almak için bir meslektaşıyla kısa bir ilişki yaşamıştı. Elif, o adamın çocuğuydu.
Elif şok oldu. Murat’la konuştu. Murat gözyaşları içinde, “Sen benim kızımsın, her zaman öyle kalacaksın,” dedi.
Elif’in içindeki öfke yavaş yavaş yerini huzura bıraktı. Başka bir babayla tanışmak istemedi. Murat her zaman ona gerçek bir baba gibi davranmıştı. Bir yıl sonra Selim’le evlendi. Şimdi küçük oğulları var ve dedesi Murat onu çok seviyor.
Hayat bize beklenmedik darbeler vurabilir. Ama gerçek sevgi, kan bağından öte, yüreklerin birliğidir. Bir babanın evladına olan sevgisi asla yalan söylemez.




