Ailemi ihmal etmeye karar verdim
Eskiden köylerde eğlenceli zamanlar geçirilirdi. Gençler diskolara gider, hatta komşu köylere bile uğrarlardı. O zamanlar internet yoktu, insanlar eğlenir, dans eder, şakalaşır, hayat başkaydı.
Ayşe, komşu köyden olan Mehmet’le aşk evliliği yaptı. Bir gün Mehmet, eski motosikletiyle köydeki diskoya geldi ve Ayşe’yi görür görmez vuruldu. Nazik ve utangaç bir kızdı, yanına yaklaştıkça yanaklarının kızardığını fark etti.
“Ahmet, bu Ayşe senin köyde biriyle görüşüyor mu?” diye sordu Mehmet, tanıdığı birine.
“Hayır, görüşmüyor ama birçok kişinin beğenisini kazanmış. Yoksa sen mi vuruldun?” diye gülerek cevap verdi Ahmet.
“Güzel bir kız,” diyerek Ayşe’ye baktı ve fırsatı kaçırmamaya karar verdi.
Aşk geldi, uyku kaçtı
Müzik kulakları tırmalarken Mehmet, Ayşe’nin yanına gitti ve elini tutarak dansa kaldırdı. Bütün gece yanından ayrılmadı, hissetti ki sadece o değil, Ayşe de ondan hoşlanıyordu.
Diskodan geç çıktıklarında ay pırıl pırıl parlıyordu.
“Ayşe, motosikletimle seni eve bırakayım mı?” diye teklif etti. “Korkuyorsan yürüyerek de gidebiliriz.”
“Korkarım, yürüyelim.”
Ay ışığı altında el ele yürüdüler ve o anda onlardan daha mutlu kimse yoktu. Ayşe ilk görüşte aşık olmuştu. Daha önce hiç bir erkekle birlikte olmamıştı, beğenildiğini biliyordu ama kalbi özgürdü.
O gece Mehmet, Ayşe’yi evine bıraktı, sonrasında uzun süre kapı önünde durup vedalaştılar. Ayşe eve koşarak girdi. Bir süre sonra Mehmet’in motosikletinin sesini duydu, beş kilometre uzaktaki köyüne doğru gittiğini anladı.
“Demek aşk böyle bir şeymiş,” diye düşündü Ayşe yatağına uzanırken.
Uykusu kaçmıştı. Bu karşılaşma onu heyecanlandırmıştı. Mehmet’i çok beğenmişti. Yakışıklı, esmer, mavi gözlüydü.
“Hayatımda böyle bir şey hissetmemiştim,” diye geçirdi içinden. “Lisede Volkan’ı beğenmiştim ama o geçmişti.”
Zaman geçti, Mehmet sık sık köye gelmeye başladı. Bir gün,
“Seni kaçırayım mı? Evlenelim mi?” diye sordu.
“Niye? Zaten seninle evlenmeye razıyım,” dedi şaşırarak.
“Öyleyse dünürlerimi bekliyorsun,” diyerek sevdiğini kucakladı.
Aile hayatı ve şehre taşınma
Kısa süre sonra Mehmet, ailesiyle birlikte kız istemeye geldi. Üç atlı, çıngıraklı, renkli kurdeleli bir arabayla… Tıpkı eski günlerdeki gibi.
Mehmet yakışıklıydı, Ayşe ona âşık oldu. Annesi uyarmıştı:
“Kızım, çok yakışıklı birini seçtin. Yakışıklı erkeklerin aklı başka yerde olur.”
“Anne, birbirimizi seviyoruz, her şey güzel olacak.”
“Allah versin,” dedi anne iç çekerek, damadının da gözlerini kızından ayırmadığını fark ederek.
Mehmet’in köyünde yaşadılar. Ama gençler şehre akın ediyordu, üç yıl sonra onlar da köyden ayrılmaya karar verdiler. Küçük bir oğulları olmuştu.
“Gidin,” dedi kayınvalide. “Çocuğa ben bakarım. Mehmetçik artık yürüyor, kolaylaştı. Bu köyde ne yapacaksınız? Şehirde fabrikalar var, iş bulursunuz, yerleşirsiniz, ben bile sevinirim. Sonra Mehmetçik’i alırsınız.”
Etrafta insan, gençlik çok
Böylece şehre taşındılar, hayatları tamamen değişti. Etrafta insan vardı, gençler doluydu. Her yerde işçiye ihtiyaç vardı. Mehmet hemen bir fabrikada iş buldu, Ayşe de bir konfeksiyonda çalışmaya başladı.
“Ayşe, fabrika bana yurtta bir oda verdi. Artık kendimize ait bir yerimiz olacak!” diye sevinçle müjdeledi kocası.
“Öyle mi, Mehmetçim! Çok sevindim. Mehmetçik’i getirelim, üç yaşına geliyor, kreşe başlasın. Oğlumu çok özledim.”
“Ben de özledim.”
Zaman ilerledi. Mehmet artık kreşe gidiyordu, hatta severek. Ebeveynler çalışıyordu.
“Mehmet, sanırım ikinci bir çocuğumuz olacak,” dedi bir gün Ayşe.
“Sevindim, biri varsa ikinci de olur,” dedi sevinçle Mehmet.
İkinci oğulları Ali’yi artık kendi evlerine getirdiler. Fabrikanın verdiği daireye yerleşmişlerdi. Zamanla eşya aldılar. Ayşe çocuklarla meşguldü, kocası çalışıyordu. Eşi tamamen Mehmet’e güveniyordu, o da bunu kullanıyordu. Hiç kavga etmezlerdi. Ayşe çocuklara ve kocasına bakıyordu, sakin bir hayat sürüyorlardı.
Büyük oğul Mehmet okula başladı, Ayşe’nin işleri daha da arttı. Şehre alışmışlardı, tanıdıkları çoğalmıştı. Mehmet’in çalıştığı fabrikadFakat zaman geçtikçe Mehmet’in gözleri başka kadınlara takılmaya başladı, oysa Ayşe hâlâ onun ilk görüşte vOysa Ayşe hâlâ ilk günkü gibi saf bir sevgiyle bağlıydı, ta ki bir gün gerçekler yüzüne tokat gibi çarpana dek.




